Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
DERS ÖZETİ ETK102U-ETİK
Ders özeti paylaşımlarından ETK102U-Etik dersi 1. ünite özeti

ÜNİTE 1

ETİK NEDİR? ETİK SÖZCÜĞÜNÜN KÖKENİ VE ANLAMI

Etik kelimesi köken olarak eski Yunanca’da “karakter, huy” anlamına gelen “ethas” sözcüğünden gelmektedir. Etik sözcüğünün batı dillerinde bir felsefe disiplinini adı olması bu anlamına dayanmaktadır. Herakleitos “Bir insanin ethosu-huyu- onun daima daimonudur” demiştir. Stoalılar ise ethos (huyu), davranışların kaynağı saymışlardır. Platon, ethos’a “alışkanlık” demiştir.

Yunanca “ethos’un” Latincesi mas, çoğulcu morestir. Bu sözcük hem töre hem de karakter anlamına gelir. Eski Yunanacadaki ethikos sözcüğünün yerine latince “moralis” sözcüğü Cicero ile kullanılmaya başlanmıştır. Ethikos ile moralis arasındaki fark önemlidir. Çünkü, ub değişiklik “etik ile ahlak” kavramlarının aynı anlamda kullanılmasına yol açmıştır. Bu iki terim arasında kavramsal bakımından önemsenmesi gereken bir fark vardır.

Etik sözcüğü tam ve doğru ifade eden asıl anlamı kişiyle ilgili olmasıdır. Eskiçağ filozofları da etiğin bu anlamını ele alıp, felsefenin temel bir alanı olarak kurup geliştirmişlerdir. Örneğin, etiğin temelini atan Sokrates, sorgulanmamış bir yaşamın yaşanmaya değmediğini söylemiştir. Bu bakımdan etiğin çıktığı nokta, insanın kendini bilmesiyle veya insan için doğru ve iyi bir yaşamın ne olduğu, nasıl yaşanabileceğiyle ilgili sorulardır. Sokrates, Platon ve Aristotales etiği bir bilgi alanı olarak kuran filozoflardır. Felsefe etiği ilk ele alan filozof ise Demokritos’tur.

Etik ve Ahlak

Bu iki kavramın birbirinden farklı iki anlamı vardır. etik bir bilgi alanını adlandırmaktır. Bilgi alanı felsefenin ilk ve temel alanlarından biridir. Ahlak terimi ise, tarihsel ve toplumsal nitelikli bir olguyu adlandırmaktır. İonna Kuçuradi’ye göre ahlak, kişiler arası ilişkilerde davranışlara ilişkin geçerli kılınmış, çeşitli değer yargıları sistemleri olarak karşımıza çıkan bir olgudur. Ahlak insanın toplumsal yanıyla ilgili bir olgudur. İnsanın kültür dünyasının bir parçasıdır. Ancak ahlakın etikle ilgisi bakımından yalnızca olgu olma özelliğine dikkat edilmelidir. Kısacası ahlak, filozofun var etmediği, toplumda kendiliğinden olan, yalnızca “bu nedir?” diye sorgulanan bir greçeklik olgusudur. Bu soruyu sormak ise, sadece etik alanın bilgisiyle olur. Yani ahlak olgusal nitelikli bir var olandır, etik ise bilgisel niteliklidir.

Günümüzde etik sözcüğü “ahlak”, “meslek ahlakı” ya da “meslek etiği” ifade edilse de etiğin özünde bilgisel yanı, yani bir bilgi alanı olduğu gözden kaçmamalıdır. Etik, bir bilgi alanı olarak, felsefenin ilk dört alanından biridir. Varlık felsefesi, bilgi felsefesi, sanat felsefesi ve tarih felsefesi gibi bilgi alanlarına benzer kendine has bir alanı vardır. örneğin, ahlak “adil olma” , “iyi olma”, “erdemli olma” gibi ölçüleri verirken, etik “adalet nedir?”, “erdem nedir” gibi temel sorulara yönelmektedir.

Etik, felsefenin eski ve temel bir dalı iken ahlak yere ve zamana göre değişen ve davranış belirleyen bir olgudur.

Etiğin Temel Sorunları

Etiğin başlı başına bir alan olması Sokrates, Platon ve özellikle Aristotales’in çalışmalarıyla olmuştur. Eski çağdan beri etik, tarihsel dönemlere bağlı, çeşitli soruları ele almıştır. Bir bilgi alanı olan etiğin temel sorusu, “doğru, adil, iyi” anlamında “mutlu” (evdaimonia) yaşamın ne olduğudur. Teorik olarak bu soru “adalet nedir?” “erdem nedir?” şeklinde araştırılmıştır. Etiğin başlangıcında başlıca iki tür sorun üzerinde durulmuştur: Mutlu bir yaşam elde etmek için bilginin koşulları ve herhangi bir durumda kişinin “doğru” olanın ne olduğunu bulabilmesi ve kişinin kendi bilgisine dayanarak eylemlerde bulunabilmesi için gereken bilgi koşullarının ne olduğudur. 18. Yy’da etik yeniden canlanmış, bununla birlikte yeni sorunlar ortaya çıkmıştır. Örnek vermek gerekirse, “iyi isteme”, “değerler”, “anlamlar” gibi kavramlar başlıca olanlarıdır. Etiğin psikoloji ile de kesişen konuları vardır. kaygı, üzüntü, kıskanma gibi duygular; karar verme gibi edinimler; kişiler arası ilişkiler; bu ilişkilerdeki davranışlar hem psikolojinin hem de eetiğin konularıdır. Ancak bu konuları ele alma bakımından etik ile psikoloji arasında önemli bir fark vardır. bu fark bilim ve felsefe arasındaki farktan ortaya çıkar. Mesela “kaygı”yı psikoloji olgusal ve deneysel ele alırken, felsefe ve etik “kaygı’nın kendisini konu edinir. “Kaygı” nın ne olduğunu anlamak ister. Günümüzdeki dünyada yaşanan sorunlarla birlikte, etiğin nesne alanında genişlemiştir. “Ötenazi” “kürtaj, “organ verme”, “gen teknolojisi” ve “nöroloji” alanındaki çalışmalar 20. Yy’ın ikininci yarısından bu yana etiğin konuları olmuştur. Bu konulara ek olarak teknolojinin gelişmesiyle ve oluşan sorunlardan ötürü “çevre etiği”, “toprak etiği” gibi etik çeşitlerinden söz edildiği görülmektedir. Etiğin ana konusunu eylemler ve kişiler arası ilişkilerde olup bitenler olduğunu gözden kaçırmamak gerekir.

Etiğin Önemi

Felsefenin en parlak dönemi olan Eskiçağdan sonra etik uzun bir süre unutulmuştur. İnsanlık tarihinde uzun bir dönem olan Ortaçağ boyunca etik eskiçağdaki önemi yitirmiştir. Ancak, Rönesans döneminde insanın yeniden kendine yönelmesiyle etki yeniden önem kazanmaya başlamıştır.

Francis Bacon (1561-1626), Rene Descartes (1596-1650), Boruch Spinoza (1632-1677) gibi isimler etiğin yeniçağda önem kazanmasını sağlamışlardır. Bacon; “iyi”yi bu dünyaya ait bir kavram olarak incelemiş, etiği araştırırken bilgiyi temel almak gerektiğinin düşünmüştür. Descartes, Eskiçağdaki Stoa okulunun düşüncelerini ele almış, erdemler konusuna değinmiştir. Spinoza ise “Etika” adlı bir kitap yazmıştır. Ancak etiğin tam anlamıyla ortaya çıkışı 18. Yy’da olmuştur. Etiğin yeniden doğuşu ve gelişimi konusunda asıl dönüm noktası Almanya’da İmmanuel Kant’ın (1724-1801) çalışmalarıyla olmuştur. İngiltere’de ise John Locke (1711-1776) gibi isimler bu konuda önde gelen isimlerdir. Etik insanın kendisiyle doğrudan ilgili olanın tek alandır. İnsanın canlılığı kendine özgüdür. Aristotales’in deyişiyle “insana özgü bir yaşam” yani “eylem yaşamı” sürmektir. Etik “bir canlının barındığı ortam” olarak insanın vöar olma, yaşama ortamıdır ve bu durum sırf insana özgüdür. İnsanın bu ortamında olan bitenlerin bilgisini aramak etiğin işidir. 

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat