Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
EDB205U-HALK HİKAYELERİ DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
EDB205U-HALK HİKAYELERİ DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİNE VE DİĞER DERSLERİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİNE ULAŞABİLİR, AÖF ÇIKMIŞ SORULARI, AÖF DERS ÖZETLERİNİ VE AÖF YARDIMCI KİTAPLARI ONLİNE SİPARİŞ VEREBİLİRSİNİZ...

ÜNİTE 1 - HALK HİKÂYESİ

HALK HİKÂYESİ NEDİR?

Halk hikâyesi Anadolu’da göçebelikten yerleşik hayata geçi­şin ilk edebî ürünlerinden olup aşk, kahramanlık, vb. gibi konuları işleyen, Türk, Arap, İran ve Hint kaynaklı olan, büyük ölçüde âşıklar ve meddahlar tarafından anlatılan, nazım nesir karışımı anlatmalardır. Hikâye kelimesi ilk defa 9. yüzyılda al- Cahiz tarafından kullanılmıştır. Kelime, “anlatma, benzet­me, tarih, destan, kıssa, masal, rivayet” anlamlarına gelir. çok eskilere dayanan hikâye anlatma ve dinleme ge­leneği Asya’dan bazı kıtalara da yayılır. Türklerde ise hikâye anlatma ve dinleme, ilk törenlerde (sığır, şölen/şeylan, yuğ) karşımıza çıkar. Bilhassa sığır ve şölen/şeylan törenlerinde insanların bu hikâyeleri dinleyerek hoşça vakit geçirdikle­rini biliyoruz. Eski dönemlerde, avların mutluluk ve bolluk getirmesi için büyücülükle ilgili şiirler söyleyen din adamı-ozan görünümünde şiirler söyleyen kişiler vardı. Köprülü, yeni dinler geldikten sonra avlan izleyen şeylanlarda hü­kümdarların büyüklük ve kahramanlıklarını bildiren övgüler düzüldüğünü ya da eski kahramanların menkıbelerini anlatan kahramanlık destanlarının okundu­ğunu belirtir.

Ozan, baksı, kam, şaman geleneğinin de hikâye anlatma­da önemli bir yerinin olduğu açıktır. Çünkü törenlerin yöne­ticileri ozanlar, baksılar, kamlar ve şamanlardı. Bir dönem şairliği, halk hekimliğini, büyü işlerini birlikte yürüten bu dörtlü daha sonra kendi araların­da iş bölümü yapmışlardır. Buna göre şiir söyleme, kopuz çalma ozanlara; büyü ve halk hekimliği yapma da kam, baksı ve şamanlara verilmiştir. Muhtemelen halk hikâyesi anlatanların ilk ataları bu ozanlar ve kopuzcular olmalıdır.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde serküşte, Çuku­rova’da bozlak adı verilen hikâyeli türküleri,şiirsiz kara hikâyeler ile koçakların maceralarını konu alan metinle­ri de halk hikâyeleri içerisindedir.

Dede Korkut hikâyelerindeki boy boylamak, soy soylamak söyleyişi ile Köroğlu hikâyelerindeki kol kavramı hikâye yerine kullanılmıştır.

Türk dünyası coğrafyanın tamamına yakın bir kısımda Ana­dolu Türklerinin halk hikâyesi dediği tür destan (dastan, dessan) olarak adlandı­rılmaktadır.

Hikâye kavramı başlangıçta Arapçada kıssa ve rivayet anlamlarında kullanılmış­tır. Daha sonra eğlendirmek amacıyla taklid anlamında görülürse de, hikâye ger­çek veya hayalî olayların, maceraların özel bir üslupla nakil veya tekrarı demektir.

HALK HİKÂYELERİNİN ÖZELLİKLERİ

Şekil Özellikleri

  1. Halk hikâyeleri, nazım, nesir karışımı anlatmalardır. Bu yönüyle diğer halk anlatmalarından ayırt edilebilir. Masal metinlerinde manzum kısımlar halk hikâyelerinin yanında çok zayıf kalır. Halk hikâyelerinde tasvirlerle düşük yoğunluktaki duygusal kısımlar mensur olarak anlatılır. Duygu yoğunluğunun arttığı yerler ile konuşmalar ise ge­nellikle şiirlerle dile getirilir.

Manzum parçalar büyük ölçüde hece vezniyle söylenir. Vezin çeşitliliği anlatıcının ustalığından kay­naklanmaktadır. Usta anlatıcılar daha çok 7, 8 ve 11 heceli şiirlere ağırlık verirler. Halk hikâyelerinin değişmeyen kısımları manzum olanlardır. Aslında olmayan, ancak anlatıcısına göre eklenebilen kısa hikâyeler de vardır. Karavelli adı verilen bu ek hikâyecikler her an­latıcıda farklı olabilir.

Halk hikâyesi anlatma geleneği Doğu Anadolu’ya özgü olup başka bölgeleri­mizde daha az görülür. Bu bölgede hikâyeler duvaggapma, peşrov, selçuk, vb. gibi adlar verilen bölümle başlar. Bu bölüm, eğer şiirle başlayacaksa, en az üç ay­rı şiirin okunması gerekir.

Anlatıcı, halk hikâyesinin aslında yer alan türkülerin veya şiirlerin dörtlükleri arasına bir mâni yahut sekiz heceli başka türkü veya şiirin dörtlüklerini ekleyebi­lir. Buna, türkülerin peşreviadı verilir. şiirler daha çok hikâyenin birinci derece kahramanları ta­rafından söylenir.

Bazen de kahraman karşısındakine; dil ile mi, tel ile mi söyleyeyim, diye sorar. Anlatıcı manzum konuları daha çok saz eşliğinde söyler. Eğer sazı yoksa veya saz çalmasını bilmiyorsa eline aldığı bir sopayı saz gibi kullanabilir.

Halk hikâyelerinde karşılaştığımız nazım-nesir karışımı olma özelliği Hazar De- nizi’nin batısındaki Azerbaycan, Türkiye ve Balkanlarda ortaktır. Ayrıca bu durum az da olsa Türkistan coğrafyasındaki metinlerde de görülmektedir. Ancak bu me­tinlerin zaman zaman manzum olma özelliği ile de karşılaşmaktayız.

  1.  Halk hikâyelerinin girişinde, masallardaki kadar olmasa bile, kalıplaşmış söz­ler de görülür. Bunların yazılı kaynaklarda daha belirgin şekilde görülmelerine karşılık anlatmalarda daha az yer verilir. Bu kalıplaşmış sözlerin ustalıkla yerli ye­rinde kullanılabilmesi anlatıcının ustalığıyla orantılıdır.Hikâyenin sonu da bir dua ile tamamlanır:
  2. Halk hikâyelerinin dili sözlü anlatmalarda sade, anlaşılır olmasına karşılık, yazıya aktarılmış metinlerde daha ağırdır. Sözlü kaynakların dil özelliklerinde, an­latıldığı coğrafyanın ağız özelikleri öne çıkarken yazılı kaynaklarda dönemine uy­gun bir anlatım vardır.
  3. Halk hikâyelerinin giriş kısmına hikâyenin aslında olmayan parçalar eklene­bilir. Bunlar bölgelere göre farklı adlar altında (selçuk, peşrov, sersuhane) söylen­se de işlevleri aynıdır.
  4.  Yazma ve basma kaynaklardaki halk hikâyelerinin uzun olmasına karşılık, kaynak kişilerin anlattığı halk hikâyeleri daha kısadır. Çünkü özellikle basma kay­naklarda hazırlayanların halk hikâyesini eksiksiz olarak kaleme almaları söz konu­sudur. Ayrıca insanların konuya ilgisinin azalması sonucunda sözlü hikâyelerdeki manzum parçalar büyük ölçüde unutulmaktadır.
  5. Halk hikâyelerindeki güzel ve çirkin tasvirlerinin dili Arapça ve Farsça tamla­malarla süslü bir dil olup oldukça da ağırdır. Ancak sade bir dille söylenenle­ri de görülür. Zaman zaman tekerleme özelliği gösteren bu metinler, seci ve ali­terasyonlarla süslenmiştir:
  6.  Halk hikâyelerinde kahramanların hareketleri, bir yere gidişleri, bir olaydan başka bir olaya geçişleri ve uzun zamanı kısaca ifade etme, vb. gibi olaylar kalıp­laşmış sözlerle ifade edilir.
  7. Halk hikâyesi metinleri içinde, kıssadan hisse almak, konuyu daha iyi anlat­mak gibi amaçlarla diğer halk edebiyatı ve halk bilimi ürünlerinin örneğine bolca rastlanabilir. En sık rastlanan edebi türler şunlardır:
  1.  Masal ve Efsane:

Masal, kıssadan hisse çıkarmak amacıyla hikâyenin içine yerleştirilebi­lir. Örneğin, Erzurumlu Meddah Behçet Mahir, Eşref Bey hikâyesinde çok bilinen bir hayvan masalını anlatır.

Efsanelerimizde önemli bir yeri olan tayyi zaman ve tayyi mekân motifini Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre ve Âşık Garip hikâyelerinde de bulmaktayız.

Bu etkileşimin ters yönlüsü de söz konusudur. Örneğin, halk hikâyeleri içeri­sinde önemli bir yeri olan Ferhat ile Şirin, Arzu ile Kamber, Tahir ile Zühre hikâ­yelerinin sonuç bölümlerinde karşılaştığımız mezarda gül bitmesi motifi bugün efsaneler içerisinde değerlendirilmektedir. Yine, Köroğlu ile ilgili anlatılarda efsa­ne unsurlarıyla karşılaşıla bilinir.

  1. Dualar: Halk hikâyesi anlatıcıları sık sık dua (alkış)lardan yararlanırlar. Bu tür dualar fertler için yapıldığı gibi, geneli de konu almaktadır.
  2. Atasözleri: Halk hikâyelerinde atasözleri daha çok eğitici konular işlenirken verilir. Ayrıca, hikâyelerde anlatıcının yaşadığı bölgeyle ilgili birtakım örf ve âdetlere, kültürel özelliklere rastlanabilir. Özellikle doğum, evlenme ve ölüm âdetlerinde metnin aslına bağlı kalınmayıp kaynak şahsın bildiği şekilde anlatılır.

İçerik Özellikleri

  1. Konuları genellikle aşk ve kahramanlıktır. Bazen de iki konu birlikte işlenmiştir.
  2.  Halk hikâyelerinde anlatılan bazı olayların tarihle çok yakın ilişkisi vardır. Halk hikâyeleri gerçek olmanın yanında olağanüstülüklerle de süslenmiştir.
  3. Kahramanlar genellikle ailenin tek çocuğu olup olağanüstü bir şekilde dün­yaya gelir
  4. Halk hikâyelerinin kahramanları değişik şekillerde birbirlerine âşık olurlar. Bunları dört ana başlık altında sıralayabiliriz:
  1. Bade içme yoluyla âşık olma:

Konuyla ilgili İlhan Başgöz’ün değerlendirmesi şu şekilde özetlenebilir:

  1.  Uykuya yatma.
  2.  Rüyada pir elinden dolu (buta, bade) içilme.
  3.  Bayılma, ağızdan köpükler saçılma.
  4.  Müzik aletinin sesinin duyulması üzerine ayılma.
  5.  Destan veya şiir söylemeye başlama

Anadolu sahası araştırıcıları bade içme motifini dört ana başlık altında değer­lendirmişlerdir:

  1. Hazırlık safhası: Âşık ve maşukun âşık olmadan ön­ceki durumunun ele alınması.
  2. Rüya: Bir yerde uyuma, pir elinden üç bade içilmesi.
  3. Uyanış: Baygın vaziyette yatan kahramanın saz sesini duyunca uyanması.
  4. İlk deyiş: Âşığın rüyada olanları şiirle ifade etmesi

Bade içmenin iki çeşidi vardır. Eğer hikâyeci, anlatmasında kahramanlık tema­sını işleyecekse er dolusu bade; anlatıcı, kahramanları birbirine âşık edecekse bu durumda pir dolusu bade içirilmektedir.

  1. Aynı evde büyüyen kahramanlar kardeş olmadıklarını öğrenince bir­birlerine âşık olurlar:
  2.  İlk görüşte âşık olma:

ç. Resim görerek âşık olma:

  1. halk hikâyelerinin de özel anlatıcılara hekâtçi, meddah, âşık gibi adlar verilmektedir.
  2.  Hikâyenin bazı bölümlerinde dinleyiciler için yapılan dualar vardır. Dua kullanım yeri şöyledir:
  1.  Yarım kalan, bir gecede bitmeyen hikâyelere ertesi gün kaldığı yer­den başlama
  2.  Hikâyenin belirli yerlerinde, özellikle sabah vakti için kullanılan dua
  3.  Hikâyenin kahramanları birbirine kavuştuktan sonra
  1.  Kahramanların en büyük yardımcısı, Hazreti Hızır’dan sonra binitleri olan at­tır. Bu atların bazılarının özel adları vardır.
  2.  Kahramanlar bazen insan dışındaki varlıklarla da konuşurlar.
  3. Halk hikâyelerin büyük bir kısmı yaşamış veya yaşadığı rivayet edilen âşık­ların hayatlarını konu almaktadır.
  4. Metinlerde, halk hikâyesi kahramanlarının dua ve beddualarının gerçekleş­tiği görülmektedir.
  5.  Halk hikâyelerinde mekân, üzerinde yaşanılan dünyadır. Daha çok hikâye­lerin başlangıç yeri Hayber, Herat ve Isfahan’dır. bazı hikâyeler dar bir muhitte de teşekkül edebilir
  6. Halk hikâyelerin bir kısmında göçer hayatın izlerini bulabiliriz.
  7.  Arap, Fars, Hint ve masal kaynaklı hikâyelerin dışında kalan halk hikâyeleri millî olup sadece Türkiye ve Türkiye dışındaki Türkler arasında anlatılmaktadır.
  8.  Halk Hikâyelerinin şahıs kadrosu geniş değildir.
  9. Halk hikâyeleri genellikle mutlu sonla biter.
  1. Mezarda gül bitmesi: Arzu ile Kamber, Ferhat ile Şirin, Tahir ile Zühre gi­bi hikâyelerde dünyada kavuşamayan çiftlerin mezarlarının üzerinde Kırmızı ve beyaz birer gül bi­ter. güller tam kavuşacakları sırada aralarından çıkan bir çalı (diken) onların kavuşmasını engeller. Kırmızı ve beyaz güller gençleri, çalı (diken) ise cadıyı semboli­ze etmektedir.
  2. Yanıp kül olma: Kerem ile Aslı, Hazar Denizi’nin batısındaki anlatmalarda yanıp kül olurlar. Doğu varyantlarında ise yanıp kül olma motifinin yerini ölüp di­rilme motifi almıştır..

HALK HİKÂYELERİNİN KAYNAKLARI

Halk hikâyelerinin kökenleri hakkmdaki ilk görüş Fuad Köprülü’ye aittir:

  1.  Eski Türk geleneğinden geçen konular
  2.  İslam geleneğinden geçen dinî konular
  3.  İran geleneğinden geçen genellikler dinî olmayan ve bazen de görü­nüşte bir İslami renge               boyanmış konular

Pertev Naili Boratav, Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyeciliği:

  1.  Yaşanmış olaylar:
  2.  Âşıkların hayatları etrafında oluşan hikâyeler
  3. Köroğlu menkıbeleri ve bu tipteki diğer menkebeler
  4. Klasik manzum hikâyeler

Şükrü Elçin’in, halk hikâyelerini sınıflaması da büyük ölçüde Fuad Köprülü’nün görüşlerine benzemektedir:

  1.  Türk kaynağından gelenler
  2. İran-Hind kaynağından gelenler

Ali Berat Alptekin de halk hikâyelerinin kökenini dört başlık altında ele alır:

  1.  Türk kaynağından gelen halk hikâyeler
  2.  Arap, Fars ve Hint kaynaklarından gelen halk hikâyeler
  3.  Masal-efsane kaynaklı halk hikâyeleri
  4.  Âşıkların hayatından kaynaklanan halk hikâyeleri

HALK HİKÂYELERİNİN BÖLÜMLERİ

Manzum Kısımlar

Bu bölüm hikâyenin değişmeyen kısımlarıdır. Fasıl kısmında halk şiirinin değişik türlerinin örnekleriyle karşılaşabiliriz:

  1.  Divan (Divanî): Halk şiirinin aruzlu türlerindendir. fâilâtün / fâilâtün / fâilâ- tün / fâilün ölçüsüyle söylenir. En az üç dörtlükten oluşur. Kafiye yapısı itibariyle birinci dörtlüğün üçüncü mısraı serbest, diğerleri kendi aralarında kafiyeli (aaxa), diğer dörtlüklerin ise ilk üç mısraı kendi aralarında, dördüncü mısraları ise birinci dörtlüğün son mısraı ile kafiyelidir (bbba, cccca, ççça). Hikâyeci âşıklar, aruz vez­nini bilmedikleri için divanî nazım şeklini hece ölçüsüne uydurmaya çalışırlar. Böylece 4+4+4+3; 8+7=15 duraklı bir nazım şekli ortaya çıkar:
  2.  Tecnis: Kafiyeleri cinaslı kelimelerden oluşan bir şiir olup genelde türkü ola­rak okunur. Kafiye şekli koşmada olduğu gibidir. Türk halk şiirinin örneği en zor verilen dallarından birisidir.
  3.  Tekerleme: Gülünç bir konuyu dinleyicileri heyecanlandırabilmek için yine türkü olarak okunan bir daldır.

Kafiye şekli koşmada olduğu gibidir. Türk halk şiirinde fazla örneği yoktur.

  1.  Koşma: Halk şiirinin en sevilen türlerinden biridir. Hece ölçüsünün 8 ve 11’li ölçüsüyle söylenir. En az üç dörtlükten oluşup, aşk, tabiat, sevgili gibi konuları iş­ler. İlk dörtlüğün birinci ve üçüncü mısraları serbest, ikinci ve dördüncü mısraları kendi aralarında kafiyeli (xaxa) veya ilk dörtlüğün birinci ve üçüncü mısraları ile ikinci ve dördüncü mısraları kendi aralarında kafiyelidir (abab); diğer dörtlüklerin ise ilk üç mısrası kendi aralarında, dördüncü mısra ise birinci dörtlüğü son mısraı ile kafiyelidir (cccb, çççb, dddb, vb.).
  2.  Destan: Kafiye şekli koşmada olduğu gibidir. En az beş dörtlükten ibaret olup üst sınır hakkında herhangi bir kısıtlama yoktur. Halk hikâyesi anlatılması sı­rasında tercih edilen destan genelde kahramanlık konusunu içerir. Doğu Anadolu Bölgesi âşıklık geleneğinde geçmişte olduğu gibi günümüzde de Köroğlu’ndan bir parça okuma geleneği sürmektedir. Yine geleneğe göre Köroğlu’dan destan okun­mazsa onun güceneceği, Kırat’ın sabaha kadar anlatıcının kayınvalidesini rahatsız edeceği düşüncesi yaygın bir görüştür.
  3.  Muamma: Muamma bir adı gizlemek anlamına gelir; hem divan hem de halk edebiyatında bolca örneği vardır. Halk hikâyesi anlatıcısı bir âşıksa mecliste bulu­nanlara muamma sorar. Hikâye anlatıcısı eğer belirlenen süre içerisinde muamma­ya cevap alamazsa o zaman kendisi cevap verir.

Bilhassa bu manzum kısımlar hikâyenin asıl kahramanlarının ağzından söylenen dörtlükler­le zenginleştirilmiştir. Atışma diyebileceğimiz tarzdaki bu şiirler 7, 8, 11 hecelidir­ler. şiirlerin tapşırma (mahlas) dörtlüklerinde anlatıcı kendi adının yerine halk hikâyesi kahramanlarının adlarını tapşırır.

Mensur Kısımlar

Bu bölüm döşeme adı verilen bir tekerlemeyle başlar. Burada tekerlemede bir olayı kendi başından geçmiş gibianlatıcı komik bir şekle anlatılır. Tekerlemeyi söy­lemedeki asıl amaç dinleyici ve anlatıcının hikâyeye uyum göstermesi ve ile­tişimi sağlanması içindir. Bu kısımlar mensur ya da manzum özellikleri bünyesinde taşır. Döşeme uzunca bir dua ile devam eder.

Hikâyenin mensur kısımlarında anlatı­cı, anlatım serbestliği içerisindedir. Burada olayları istediği gibi kısaltıp uzatabilir. Normal hikâyenin yapısının dışına çıkıla­rak asıl hikâyenin arasına yeni metinler eklenebilir. Biz bu küçük hikâyelere karavelli adını veriyoruz.

Zaman zaman mensur metinlerin arasına günlük olayların izlerini taşıyan ekle­meler yapılmıştır. Bunlardan bazıları aşağıya alınmıştır.

  1.  Halk hikâyesi anlatıcıları teknolojik gelişmelere ayak uydurarak yeni kavram­lara da yer verirler.
  2. Gecekondulaşma da hikâye­lerimize girmiştir.
  3.  Anlatıcılar son yılların savaşlarından da söz ederler.
  4.  Belediyelerin cenaze işleriyle ilgilenmesi de anlatıcılara konu olmuştur:
  5. Yeni tıbbî gelişmeler, hikâye kahramanlarımızın tedavisinde de uygulan­maktadır:
  6.  Resmi dairelerdeki‘mesai saatleri’ kavramı hikâyelerimize de girmiştir.
  7.  Devlet dairelerinde yardımcı hizmetler sınıfında çalışanların çağrılmaları, üst­lerinin zile basmasıyla yapılır.

Bunların dışında halk hikâyeleri arasında bazı dinî kıssalar, tarihî olaylar, vb, anlatılabilir.

Halk hikâyelerinin metin kısımlarında efsane, hayvan masalı (fabl) ve fıkra me­tinlerinin bolca örneklerine rastlanır. Halk hikâyeleri uzun anlatmalar olduğu için anlatılması günler, hatta aylar ala­bilir. Anlatıcı hikâyeye ara vermek zorunda kalır. Bu kı­sımlara hikâyenin yatılacak yerleri adı verilir,

Ertesi akşam olduğunda anlatıcının nerede kalmıştık sorusuna “şurada kalmıştık” diyen oluncaanlatıcı “Öyleyse al sazı, sen anlat,” der.Anlatıcı, bu dinleyiciden bahşişini alır.

Halk hikâyesi âşık ve maşukun kavuşturulmasından sonra bir güzelleme ile son bulur. Bu şiire Doğu Anadolu Bölgesi’nde toy adı verilir. Hikâye so­nu mensur bir tekerlemeyle biter.

Metnin dili, anlatıcı­nın yaşadığı coğrafyanın dil özelliklerini muhafaza eder. Cümleler genelde kısadır.

HALK HİKÂYELERİNİN SINIFLANDIRILMASI

Konu ile ilgili ilk çalışma Macar Türkolog Ignâc Kûnos’a aittir:

  1. Kahramanlık romanı
  2. Saz şairlerin in romanı
  3. Saz şairlerinin kahramanlık romanı

Fransız araştırıcı Edmond Saussey de, halk hikâyesini destan gibi düşünmüştür.

  1. Menşe destanları
  2. İslâmî destanlar
  3. Saz şairleri etrafında teşekkül eden destanlar

Bu konu üzerinde ilk bilimsel araştırmaya imza atan ve kabul gören sınıflama Pertev Naili Boratav’a aittir:

  1.  Kahramanlık hikâyeleri
  1.  Köroğlu kollan
  2. Diğer kahramanlık hikâyeleri
  1.  Köroğlu dairesine bağlı olanlar
  2.  Diğer hikâyeler
  1. Aşk hikâyeleri
  1.  Kahramanları hayalî olanlar
  2. Âşık şairlerin romanlaşmış hayatları
  1. Yaşadıkları rivayet olunan âşıklar
  2. Yaşadıkları muhakkak olanlar
  1. Bu kategorilere bütünüyle girmeyen hikâyeler
  1.  Aşk maceraları
  2. Meşhur kaçaklara (eşkıyalara) ve kabadayılara ait hikâyeler

Saim Sakaoğlu da, halk hikâyelerini kendi arasın­da üç bölümde sınıflandırmıştır:

  1.  Kahramanlık hikâyeleri
  2.  Sevda hikâyeleri
  3.  Gerçekçi hikâyeler

Türkiye de konu ile ilgili önemli tasniflerden birisi de Ali Duymaz’a aittir:

  1.  Konuları Bakımından Halk Hikâyeleri:
  1.  Aşk hikâyeleri.
  2.  Kahramanlık hikâyeleri
  1.  Aşk ve kahramanlık hikâyeleri
  2.  Coğrafî Yayılışları Bakımından Halk Hikâyeleri
  1.  Anadolu’da bilinen halk hikâyeleri: Kozanoğlu, Sümmanî ile Gülperi,
  2.  Türk dünyasının bir bölümünde bilinen halk hikâyeleri
  3.  Türk dünyasının genelinde bilinen halk hikâyeleri
AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat