Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
EDB303U-II. ABDÜLHAMİT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
EDB303U-II. ABDÜLHAMİT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİNİ VE DİĞER DERSLERİN DERS ÖZETİNE ULAŞABİLİR, AÖF ÇIKMIŞ SORULARI, AÖF DERS ÖZETLERİNİ VE AÖF YARDIMCI KİTAPLARI ONLİNE SİPARİŞ VEREBİLİRSİNİZ...

ÜNİTE 1 - DÖNEME GENEL BAKIŞ

EDEBİYAT-I CEDİDE TOPLULUĞU DÖNEMİ ADLANDIRMA KONUSUNDA BİR AÇIKLAMA

Birinci Meşrutiyetten II. Meşrutiyet’e kadar sürecek olan Sultan II. Abdülhamit dö­neminin özel şartları, sanat ve edebiyat hayatının zemini­ni belirleyici olmuştur. Bu dönemde­ki edebî hareketlilik ikiye ayrılır:

  1.  Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) topluluğu
  2.  Edebiyat-ı Cedide dışındaki edebî hareketlilik

Tanzimat dönemi edebiyatı da başlangıçta “yeni edebiyat” anlamında aynı adla anıldığı için bazı araştırmacılar, Sultan II. Abdülhamit dönemin­deki bu edebî oluşumu, etrafında birleştikleri derginin adına izafeten “Servet-i Fü­nûn Edebiyatı” adıyla tanıtmıştır.

aynı dönemde Edebiyat-ı Cedide’ye muhalif olan başka edebiyat ve sanat anlayışı sahipleri de var­dır. Ancak bunlara bir grup olmadıklarından ortak bir isim verilmemektedir.devrin baskın edebî anlayışı Edebiyat-ı Cedide topluluğu ile görülür

EDEBİYAT-I CEDİDE TOPLULUĞUNUN OLUŞUMU

TOPLUMSAL VE SİYASAL ORTAM (1876-1909)

II. Abdülhamit, Tahta çıktıktan sonra Kanûn-ı Esasiyi yürürlüğe koydu (23 Aralık 1876), ardından Meclis-i Mebûsân (Millet Meclisi) açtı (19 Mart 1877). Ancak bu olumlu adım­lar, birtakım dış sorunlar nedeniyle kısa sürede kesintiye uğradı. Ingiltere’nin baskısıyla, İstanbul’da, Şark Meselesi’nin ele alındığı bir toplantı yapıldı (23 Aralık 1877). Ancak istekleri, reddedildi. Şark Meselesi’ni Londra Konferansı’nda tekrar gündeme getirerek, ağır şartlar taşıyan Londra Protokolü’nü hazırladılar (31 Mart 1877). Osmanlı Londra Protokolü’nü de reddetti (12 Nisan 1877). Bunun üzerine Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş açtı.Romen, Sırp ve Karadağlıların da Rusya tarafında yer aldığı bu savaşta, Osmanlı yenilmiş ve on binlerce göç­men, İstanbul’a akın etmiştir. ağır yenilgiler, içerideki azınlıkları da kışkırtmış ve Meclis-i Mebûsân’daki azınlık vekiller huzursuzluk çıkarır. Meclis’teki tartışmaların üzerine, 13 Şubat 1878’de Osmanlı Millet Meclisi kapatılmış, ardından da Rusya ile Ayastefanos Antlaşması

İngiltere ve Rusya, Osmanlı üzerin­deki baskısını artırır. Ruslara ağır bir savaş tazminatı ödemeye mecbur edilir. dış borçlar, devlet adamlarının çekişmeleri, kimilerinin yabancı devletlerin çıkarları için çalışması ve sultana muhalif gizli örgütlerin faaliyetleri de eklenince, II. Abdülhamit, devletin parçalanmasını engellemek için daha sıkı ve sert bir yönetim tarzını uygular.

II. Abdülhamit, önemli yeniliklere de imza atmıştır: Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler Fakültesi), Mekteb-i Hukuk (Hukuk Fakültesi), Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Akademisi), Dârü’l-Muallimîn-i Âliye (Yüksek Öğretmen Okulu), Dârü’l-Muallimât (Kız Öğretmen Okulu) gibi modern eğitim kurumları açmış, iptidâiye (ilkokul), rüştiye (ortaokul) ve idâdî (lise)leri yaygınlaştırır. Ticaret, ziraat ve sanayi odalarının açılması, tramvaylarla yapılması, Anadolu ve Rumeli demiryollarının bir bölümünün tamamlanması, Ziraat Bankası aracılığıyla çiftçilerin destek­lenmesi, Feshane ve Hereke Fabrikalarının genişletilmesi ile Yıldız Çini Fabrikası­nın kurulması diğer gelişmelerdir.

II. Abdülhamit, Batılı ülkelerin muhaliflere verdiği destekler ve uyguladığı baskıcı politika nedeniyle, karşısında muhalif bir aydın grubu bulmuş­tur. Yeni Osmanhlar,II. Abdülhamit döneminde de Jön Türkler adıy­la harekete geçer. İstekleri, meşruti düzen ve Kanûn-ı Esâsî’nin yeniden ilanıdır. pa­dişahı Kanûn-ı Esâsî’nin ilanına zorlarlar. II. Abdülhamit, Anayasa’yı tekrar yürürlüğe koyar. Böylece İkinci Meşrutiyet diye bilinen dönem başlar. Meşrutiyetin ilanı, sorunları azaltmak yerine daha da ar­tırır. Buna ittihat ve Terakki’nin izlediği baskıcı poli­tika da eklenince huzursuzluk iyice artar. Sonunda İstanbul’da 31 Mart Vakası adlı ayaklanmayı Selanik’ten gelen Hareket Ordusu bastırır, İttihat ve Terakki, idareye el koyar. II. Ab­dülhamit, Meclis’in kararıyla tahttan indirilip, o gece Selanik’e sürgüne gönderilir. II. Abdülhamit’in sert ve sıkıyönetimi sona erer.

Bu çalkantılı dönem, OsmanlI’daki edebiyat ortamını da etki­lemiştir. Yenilik ve Batı yanlısı çoğu yazar ve şair, sultana muhalif cephede yer alırlar. Tanzimat döneminin ünlü şairleri Ziya Paşa ve Namık Kemal’den sonra edebiyatımızın yenileşmesindeki en etkili muhalif iki isim, Tanzimat’ın II. Kuşağından Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hâmit’tir. Bunda, Namık Kemal’in ikisine yazdığı mektupların etkisi vardır.

Gazetelere ve dergilere uygulanan sıkı sansür ve özel hayatlarındaki acı olaylar nedeniyle Tanzimat’ın II. kuşağı toplumsal ve siyasal konulardan uzak durmayı yeğlerler. Eserlerinde ka­ramsar ruh hâlinde bireysel temalara yer verirler.

EDEBÎ ORTAM (1884-1896)

1880 yılından sonraki edebiyat dünyasındaki tartışmalar, bu tartışmalar sonucunda edebiyatçıların grup­lara ayrılması, genç yazar ve şairlerin bunlardan etkilenmeleri, Edebiyat-ı Cedide anlayışının doğuşunu da hazırlamıştır.

Tanzimat’ın I. Kuşağı yaklaşık II. Abdülhamit’in tahta çıktığı yıllara kadar sürer. II. Ab­dülhamit tahta geçtikten sonra (1876) Tanzimat’ın II. kuşağına mensup şair ve yazarların ağırlığı hissedilir. Tanzimat’ın I. kuşağı toplumsal ve siyasal konulara yer verip, halkı eğitmeyi amaçlarken; ikinci kuşak bireysel temalara eğilmişlerdir. Edebiyat-ı Cedide sanat anlayışının oluşumunda, ikinci kuşağa mensup Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hâmit’in edebiyat anla­yışının payı büyüktür. R. Mahmut Ekrem ile Muallim Naci arasındaki edebî tartışmalar sonu­cunda ortaya çıkan gruplaşmalar da Edebiyat-ı Cedide’nin doğuşunu hazırlayan et­kenler arasında sayılmalıdır.

1884’ten sonra Türk edebiyatı, Muallim Naci ve Recaizade Mahmut Ekrem ek­seninde, yeni ve eski edebiyat taraftarları olmak üzere iki gruba ayrılır. Bu gruplaşmada, Naci’nin 1884’ten itibaren Tercüman-ı Hakîkat'in edebî kısmını yönetme­ye başlaması ile yayımladığı şiir ve eleştirilerin payı vardır.Kısa zamanda etrafında bir halka oluşmuş, gazetenin edebiyat kısmı şairlerin eski tarzdaki nazireleriyle dolmuş, Tevfik Fikret gibi genç şairler ilk şiirlerini burada yayım­lamıştır. Ancak Ahmet Midhat Efendi, gazetesinde yayımlanan bu eski tarz şiirler­den hoşlanmaz ve Muallim Naci’yi Tercüman-ı Hakikat'ten uzaklaştırır. Bundan sonra Recaizade Mahmut Ekrem, önce Zemzeme III (1885)’te, ardından da Takdiri Elhan (1886)’da Muallim Naci’nin şiirlerini eleştirir. Muallim Naci, kendisine yönel­tilen eleştirilere, İmdâdü'l-midâd'da yayımladığı fıkralar ve Saadet gazetesinde yayımladığı Demdeme ile karşılık verir. Kimi şairler, Naci’nin etrafında Ukâz-ı Osmânî adı altında topla­nıp Saadet gazetesinde birbirlerine nazireler yazmışlardır. Buna karşılık İzmir’de Ukâzı Şubbân adı altında da Ali Ferruh, Abdülhalim Memduh, Tevfik Nevzat, Ha­lit Ziya gibi gençler, Hizmet gazetesinde onları eleştirirler.

Naci yanlıları Saadet, İmdâdü'l-midâd ve Teâvün-ı Aklâm gi­bi gazete ve dergilerde Ekrem yanlıları, Gülşen, Gayret, Sebat, Risa- lei Hafî gibi dergilerde yer almışlardır. bu tartışmalarla sonucunda edebiyatımız­da iki kutup ortaya çıkmıştır.

İsmail Safa, Menemenlizade Tahir, Cenap Şahabettin, Tevfik Fikret bu tartışmalardan sonra Naci halkasından ayrılarak Recaizade Mahmut Ekrem’in yanında yer almışlardır.

Servet-i Fünûn Edebiyatının kurulmasına zemin hazırlayan bir başka edebî olay Hasan Âsâf adlı bir genç şairin Musavver Malûmatta yayımlanan “Burhân-ı Kudret” adlı şiiri dolayısıyla çıkan tartışmalardır. Bu tartışma ‘abes-muktebes’ tartışması olarak da bilinir:

“Zerre-i nûrundan iken muktebes

Mihr ü mehe etmek iflâret abes”

Bu beyitte kafiye oluşturan muktebes, ‘sin’   ve abes, ‘peltek s’ ile yazılır. Divan edebiyatı göre, yazılışları farklı olduklarından bu iki harf kafiye olamaz. O nedenle Mehmet Tahir Efendi, ‘muktebes’ ve ‘abes’ kelimelerinin kafiye olamayacağını ileri sürer. Tartışma, kafi­ye kulak için midir, göz için mi sınırını aşıp, Recaizade Mahmut Ekrem’i de içine alan bir yenilikçi-gelenekçi tartışmasına dönüşür.

Birtakım yazar ve şairlerin Servet-i Fünûn dergisinde toplanmasına neden olan ikinci olay ise, Ekrem’in Şemsa adlı hikâyesinin, kendisinden izin alınmadan Mu­savver Malumat (28 Kasım 1895)’ta yayımlanmasıdır. Recaizade Mahmut Ekrem, Servet-i Fünûn dergisine gönderdiği bir yazıyla bu olayı protesto eder. Yenilikçi şa­ir ve yazarları bu dergide toplamak için Servet-i Fünûn’u çıkaran Ahmet Ihsan (Tokgöz)’la görüşür. Artık yenilik yanlıları Servet-i Fünûn dergisin­de toplanacaklardır.

SERVET-İ FÜNÛN DERGİSİNDE TOPLANMA (1896)

Servet-i Fünûn, önce 27 Mart 1891’den itibaren 1890 yılında İstanbul’da Servet gazetesinin haftalık edebî eki olarak çıkmaya başlar. Der­ginin idarecisi Recaizade Mahmut Ekrem’in Mekteb-i Mülkiye’den öğrencisi Ahmet İhsan Tokgöz’dür. fen bilimlerine ağırlık veren Servet-i Fünûn dergi­sinde, kısmen edebî yazılar yayımlanıyordu. Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmet İhsan’la görüşerek dergiyi yenilik edebiyatının yayın organı yapmak istedi­ğini bildirdi. Şubat 1896’da bir başka öğrencisi Tevfik Fikret’i Ahmet İhsan’la tanış­tırdı. Bu görüşme sonucunda, Tevfik Fikret, 7 Şubat 1896’da çıkan 256. sayıdan iti­baren Servet-i Fünûn dergisinin başına geçti. Böylece Servet-i Fünûn dergisi, Re­caizade Mahmut Ekrem’in aracılığı ve öncülüğüyle, edebiyatta yenilik yanlısı şair ve yazarların yayın organı hâline geldi. Edebiyat tarihlerinde “Edebiyat-ı Cedîde” hareketi Tevfik Fikret’in derginin başına geçmesiyle başladı.

Cenap Şahabettin’in şiirlerinde kullandığı “sâat-ı semenfâm, ûd-ı mükevkeb, nây-ı zümürrüd” vb. yeni tamlama ve imgeler, tepkilere yol açtı. Ahmet Midhat, kullan­dıkları kapalı dil, alışılmadık tamlama ve imgelerden dolayı onları “Dekadanlar” başlıklı makalesinde şiddetle eleştirdi. Cenap buna “Dekadizm Nedir?” yazısıyla karşılık verdi. Fikret de “Timsâl-i Cehâlet” başlıklı şiirle Ahmet Midhat’a hücum etti. Sonra Ahmet Midhat “Teslîm-i Hakîkat” adlı yazısıyla gençlerin yaptığı yenilikleri tak­dir ederek tartışmayı noktaladı.

Servet-i Fünûn dergisinde, edebiyatla ilgili makalelere ve eleş­tirilere rastlanmaktadır.

EDEBİYAT-I CEDİDE SANAT ANLAYIŞININ BAŞLICA ÖZELLİKLERİ

  1. Edebiyat-ı Cedideciler, sanat yapmayı ve güzelliği yansıtmayı amaçlamışlardır.
  2.  Edebiyat-ı Cedide topluluğunda ağırlıklı olarak bireysel temalar işlenmiştir.
  3.  Edebiyat-ı Cedide yazar ve şairleri, hem dönemin toplumsal/siyasal koşulla­rı, hem de mizaçları gereği, içe kapanık, karamsar, gerçeklerden kaçıp ha­yale sığınmaya eğilimli şahsiyetlerdir. Eserlerinde hayal-gerçek çatışmasına ve karamsar duygulara sıkça rastlanır. Mâi ve Si­yah, KınkHayatlar, Rübâb-ı Şikeste, “Ömr-i Muhayyel”, “Elhân-ı fiitâ”, “Gayyâ-yı Vücûd” gibi eser adları bu karamsarlığı ve ha­yal-gerçek çatışmasını görmek mümkündür.
  4.  Edebiyat-ı Cedide romanı daha sağlam, daha gerçekçi ve Batı tarzına uygun eserler kaleme alınmıştır.
  5.  Şiirde daha çok parnasyenlerin, romanda ise, kısmen romantiklerin daha çok realistlerin etkisi altında kalmışlardır.
  6. Edebiyat-ı Cedide ile kesintiye uğramış, Ser­vet-i Fünûn yazarları, eserlerinde Tanzimat kuşağına göre daha soyut ve ağır bir dil kullanmışlardır. az kullanılmış veya hiç kullanılmamış kelimele­re yer vermişlerdir.
  7.  Eserlerinde, alışılmamış yeni tamlama ve imgelere yer ver­mişlerdir.
  8.  Eserlerinde “ki ve evet” gibi edatlarla, “oh, of, ey, âh” gibi aşırı duygusallık ifade eden ünlemleri sıkça kullanmışlardır.
  9. Aruzu ustalıkla kullanmışlardır.
  10.  Kafiyenin göz için değil, kulak için olduğu anlayışını benimserler.
  11.  Kimi kez bir paragraf, hatta bir sayfa süren, uzun cümleler kurmuşlardır.
  12.  Edebiyat-ı Cedide şiirinde, cümlenin ve anlamın bir dizenin or­tasında başladığı veya bittiği görülür; hatta 7-8 dizeye kadar yayılan cümle­lere rastlanır. Buna anjambman denir.
  13. Soneve terzarimagibi batı edebiyatına özgü nazım biçimleri kullanılmıştır.
  14. Divan edebiyatındaki müstezat nazım biçimini, farklı vezinler kullanarak serbest tarzda müstezatlar kaleme almışlardır.

EDEBİYAT-I CEDİDE TOPLULUĞUNUN DAĞILIŞI (1901)

Servet-i Fünûn çevresindeki edebî hareket kendini edebiyat dünyası­na kabul ettirir. Eleştiriler azalır. Buna karşılık, topluluk içinde farklı anlayışlar ve özeleştiriler belirmeye başlar. Ahmet Şuayp, 7 Haziran 1900 tarihli Servet­i Fünûn’daki “Son Yazılar” başlıklı yazısında, Edebiyat-ı Cedide’yi yalnızca bireysel temaları ve aşk konusunu işlemekle suçlar. Ancak asıl sarsılma ve kopuş, Ali Ek­rem (Ayn Nadir)’in “Şiirimiz” başlıklı bir dizi yazısıyla başlar. Bu, bir özeleştiridir.

Ali Ekrem, makalesinde pek çok Servet-i Fünûn şair ve yazarını eleştirir. Ancak Tevfik Fikret, Ali Ek­rem’in bu makalesini, Servet-i Fünûn’da, değiştirerek ve kimi yerlerini kırparak ya­yımlar. Buna kırılan Ali Ekrem, Servet-i Fünûn dergisinden ayrılır. H. Nazım (Ah­met Reşit), Menemenlizade Mehmet Tahir, Samipaşazade Sezai gibi arkadaşları da ona katılarak, II. Abdülhamit’e yakın Malûmat dergisine geçerler. “Şiiri­miz” başlıklı makalesini bu dergide yayımlar. Bunun sonucunda, Ali Ekrem’le Tevfik Fikret arasında Malûmat ve Servet-i Fünûn dergisinde 1901 yı­lında karşılıklı tartışmalar meydana gelir. Bu tartışmalar üzerine Ali Ekrem ve Ah­met Reşit Bey’lerin dergilerde yazması, saray tarafından yasaklanır. Tevfik Fikret de Ahmet İhsan’la bozuştuğu için, yazı işleri müdürlüğünü yaptığı Servet-i Fünûn dergisinden ayrılır. Derginin başına Hüseyin Cahit geçer. Ancak Hüseyin Cahit’in Fransızca’dan çevirdiği “Edebiyat ve Hukuk” başlıklı makale, sakıncalı bulunduğu için, Servet-i Fünûn kapatılır. Dergi, 5 Aralık 1901’de tekrar yayıma başladıysa da, şair ve yazarların dağılması, kimileri­nin İstanbul dışına gönderilmesi veya sürülmesi vb. nedenlerle, artık eski gücünü koruyamaz. Böylece 5 yıllık bir süreden sonra Servet-i Fünûn topluluğu dağılır.

Bazı kaynaklar, Edebiyat-ı Cedide topluluğunun dağılmasına yol açan bir baş­ka neden olarak, Servet-i Fünûnculardan bir kısmının adlarının, Abdülhamit karşı­tı siyasî bir olaya karışmalarını gösterir. Buna göre, 1898 yılında, Güney Afrika’da­ki Transval’da sömürgeci İngilizlerle yerli halk Boerler arasında savaş çıkar. Abdül­hamit karşıtı bazı aydınlar ve Hüseyin Cahit dışındaki Edebiyat-ı Cedideciler, bu savaşta İngilizlerin galibiyetini temenni eden bir metin hazırlarlar. Metin, dönemin İngiliz Büyükelçisi Sir Nicolas O’Conor’a sunulur. Bundan amaç, Sultan Abdülhamit’e karşı Ingiltere’nin sempatisini kazanmaktır. Sonuçta, sarayın bu olaydan haberi olur. Metne imza atan bazı Servet-i Fünûn yazarları sorguya alı­nır. İsmail Safa ve Hüseyin Siret sürgüne gönderilir (1900).

Edebiyat-ı Cedide şair ve yazarları sayesinde Türk Edebiyatı, Divan Edebiyatından, şekil ve öz itibariyle daha da uzaklaşmış, roman ve hikâyedeki geleneksel izler daha bir silin­miş, dil ağırlaşmakla beraber, daha sanatkârane bir hale dönüşmüştür. Edebî dilde bir yapaylık ve yerli hayattan uzak kalınması yalnızca bireysel konuların işlenmesi Edebiyat-ı Cedide’nin eksikleri arasında sayılabilir. 

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat