Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
EDB402U-XIX. YÜZYIL TÜRK EDEBİYATI
EDB402U-XIX. YÜZYIL TÜRK EDEBİYATI DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ

1.ÜNİTE - MODERNLEŞME YOLUNDA

Klasik edebiyatın sonunu hazırlamak yolundaki ilk teşebbüsler başlangıç tarihi olarak 1699 gösterilebilinir. 1699, Karlofça Anlaşması’nın tarihidir. Bu tarihten sonra, Devlet-i Aliyye Batıya düşmanı Batının bilimi ve teknolojisiyle saldırmanın gereğine ikna olmuştur. Batı’nın ilmini ve fennini uygulamaya koyabilmek için, önce Batı’nın bilim ve teknoloji kültürünü benimsemiş fertler yetiştirmeye ihtiyaç vardır. İşte bu sebepledir ki, tamamen askerî seviyede kalması düşünülen yenileşme hareketleri, onu gerçekleştirebilecek Batılı aydınını da yetiştirmeye başlamış

Edebî Yenilenme

A. J. Toynbee, bir medeniyetin başka bir medeniyetin tehdidi karşısındaki tutumunu adlandırmak için “zelotizm” ve “herodianizm” terimlerini kullanır. Zelotizm, tehdide uğrayan medeniyetin, kabuğuna çekilerek iyice gelenekçi olması; herodianizm ise rakip medeniyetin maddi ve manevi silahlarını kullanmayı öğrenmektir. Osmanlı, Batı karşısında bu iki kavramın bütün içeriğini olanca genişliğiyle aynı anda dener. Bir yandan Batılılaşma çabası sürerken, diğer yandan da geleneğe daha bir sıkı yapışanlar çıkar. Osmanlının klasik edebiyatı ağırlıklı olarak manzumdur. Nazım -adının da ifade ettiği gibi- kendi nizam ve intizamı içinde mevcuttur. Nesir ise hep biraz kenarda kalmıştır. Bundan dolayı Batılı nesrin klasik Türk edebiyatına girmesi şiirden kolay olmuştur.                          

İlk yenilikler ise, o zamana kadar kaideyi bozmayan istisnaların genelleştirilerek kaideyi bozacak şekilde kullanılmalarından doğar.

Klasik’ten Barok’adevletin altı asırlık ömrü boyunca uğradığı farklılıklar toplum ve kişilik tiplerini değiştirir; dolayısıyla edebiyatın da hep aynı klasik çizgisini korumadığı gerçeği ortaya çıkar.18. asır Osmanlı klasik sanatının son gürlüğü ve barok dönemidir.

Batılılaşmanın Dış Etkenleri

a. Avrupalı sefirler ve sefarethaneleri

b. Levantenler (Osmanlı topraklarında ticaret yapanBatılı şirket acentalarının yerleşmiş çalışanları)

c.Gayrimüslim azınlıklar

ç. Misyonerler

d.Mülteciler

e. Osmanlı sefirleri ve sefaretnameleri

f. Avrupalı sanatkârlar

g. Mühtediler (sonradan Müslümanlığı seçenler)

ğ. Sultanlar ve aydın memurlar

h. Ordu, askerî mektepler ve hocaları

ı. Yurt dışına gönderilen talebeler

Tanzimat fermanı

Tanzimat Dönemi 1839 yılında Tanzimât Fermânıı olarak bilinen Gülhane Hatt-ı Şerif-î'nin okunmasıyla başlayan modernleşme ve yenileşme döneminin adıdır. Düzenlemeler, reformlar demektir. Tanzimât Dönemi 1876'da II. Abdülhamit'in tahta çıkması ve Meşrutiyet'in ilânıyla sona erer. Ancak genel anlamda Osmanlı Reformunun1922'de Osmanlı Devleti'nin sona ermesine dek sürdüğü söylenebilir.

YENİLEŞEN EDEBİYATIN ÖZELLİKLERİ

Form Değişimleri

18. asırdaki ilk ciddi teşebbüslerden 19. asrın son çeyreğine kadar, şiirin değişmesinin gereğine inanan şairler hep temel nitelik saydıkları şekli bozmaya çalışırlar.Klasik şiirde ilk değişim tematik bir parçalanmadan geçecektir.

Gerçekleştirilebilen önemli formal yenilikler:

a.    Divan tertibini bozarak medhiye tarzı kasideleri almamak veya yerini değiştirmek.

b.    Türk aruzunda az kullanılan vezinlere işlerlik kazandırmak; Arapça ve Farsça asıllı kelimeleri Türk telaffuzuna göre aruza çekmeyi hata ve zaaf eseri olmaktan çıkarış; hece veznini kullanmakta ve bu yoldaki şiirlerini divanına almakta mahzur görmemek.

c.    Kafiye ve redifi şiirin konu bütünlüğünü sağlamada kullanmak; alışılmadık redifler bulmayı yenilik arayışı saymak; redifsiz şiir kadar, bütün mısrayı kaplayan redifleri de denemek; kafiye olarak Türkçe asıllı kelimeleri ısrarla kullanmak ve onları Arapça, Farsça kelimelerle kafiyelendirmekte bir mahzur görmemek; şiirin vezinsiz ve kafiyesiz de olabileceğini söylemek.

d.   Nazım şekilleri gevşemeye başlar.

Muhteva Değişimleri

a. Klasik mazmunların bir kısmını ‘eski’ bularak şiirin lügatinden çıkarmak ve “bikr-i mazmun”a önem vermek; çağa uygun yeni mazmunlar icat etmek.

b. 18. asrın mahallîleşme cereyanı bir sonraki asra yerlileşme olarak taşınır. Bir yandan şiirde İran etkisi hafifletilir diğer yandan avami eğilimler törpülenip bir orta yol bulunmaya çalışılır. Artık, Osmanlı şiir arsasına kurulmuş eski Acem köşkü yıkılmadan, yerine yeni ve yerli şiirin inşa edilemeyeceği fark edilmiştir.

c. Tasavvufi ile hikemi şiir arasındaki fark açılmaya başlar. Sade Müslümanın gündelik ihtiyaçlarını karşılayacak, müşkillerine çözüm yolları tavsiye edecek didaktik bir şiir anlayışı öne geçer. Bu anlayış, 19. asrın ikinci yarısında siyasî bir içerik edinmeye başlayacaktır.

ç. Klasik şiirde âşık ağzından maşukaya hitap etmek gelenekleşmiş bir ifade tarzıdır. Oysa 18. asırdan itibaren erkek şairler, sevilen kadının ağzından gazeller yazmaya başlarlar. Böylece erkek şair de empati kurmayı öğrenir.

d. Şiirde aşk konusunda büyük değişim görülür. Şair, sevdayı ve sevgiliyi ilahî bir noktaya taşımaktan vazgeçerek daha insani daha gerçekçi bir zemine indirir.

e. Şiirin gelenekli temaları arasına vatan, millet, hürriyet, adalet, eşitlik, medeniyet, terakki, alafrangalık gibi kavramların ilavesi; şairin, azınlıkları ve kendisini poetik figürlere dönüştürmesi, çocukları fark edip ya çocuk ağzından ya da çocuklar için şiir yazma, mahallî renkleri işleme, Osmanlının hayatına yeni katılan nesneleri şiire malzeme yapma görülür.

Şiir Dilinin Değişmesi

a. 18. asırdaki mahallîleşme cereyanı şiir dilinin sadeleşmesinde önemli bir etken olmuştur. Bilhassa Sultan III. Selim ve II. Mahmut’un gayretleriyle dilde genel bir sadeleşme yaşanır. Sultan Mahmut’un Takvim-i Vekayi’in dilinin anlaşılır olması yolundaki tavsiyesi de bütün bir edebiyatı ilgilendirmişti.

b. 18. asırda sade Türkçenin yaygınlaşması, tasavvufi edebiyatın dilini etkilemez. Öte yandan dildeki sadeleşme hemen karşı çıkanlar Sebk-i Hindî’yi canlandırır.

c. Osmanlı şiir dilinin Arapça ve Farsça asıllı kelimelerden beslenen ana arterine başka dillerin eklendiği 18. asırda, bu durumun şiir için sıkıntı yaratmaya başlaması 19. asrın son çeyreğindedir. Azınlıkların dillerinden kelime ve tabirlerin şiire girişi olumlu bir çeşitlilik olarak algılanır; İtalyancadan ve Fransızcadan alınma kelimelerin şiirde kullanımının yaygınlaşması, Edebiyyat-ı Cedidenin alafrangalıkla suçlanmasının başlangıcı olur.

 

DERS ÖZETİNİN TAMAMINI VE DAHA FAZLASINI ONLİNE SİPARİŞ VERMEK İÇİN AÖF ÇIKMIŞ SORULAR

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat