Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
HUK102U-İNFAZ HUKUKU DERSİNİN 2. ÜNİTE DERS ÖZETİ
HUK102U-İNFAZ HUKUKU DERSİNİN 2. ÜNİTE DERS ÖZETİNE VE DİĞER DERSLERİN DERS ÖZETİNE ULAŞABİLİR, AÖF ÇIKMIŞ SORULARI, AÖF DERS ÖZETLERİNİ VE AÖF YARDIMCI KAYNAK KİTAPLARI ONLİNE SİPARİŞ VEREBİLİRSİNİZ....

2. ÜNİTE - İNFAZIN GENEL ŞARTLARI VE CEZALAR

GİRİŞ

İnfaz hukukunun temel amacı genel olarak, mahkemeler tarafından öngörülmüş ceza hukukuyaptırımlarının yerine getirilmesinin usul ve esaslarının belirlenmesidir. teknik anlamda “infaz”danbahsedildiğinde ilk akla gelen şey hapis cezası ve onun infazdır. Ancak bu genel kanının aksine infazhukuku sadece hapis cezalarıyla ilgilenmez, bunların yanında para cezalarının infazı da bu kapsamdadeğerlendirilir. Bunlarla birlikte teknik anlamda ceza sayılmayanve fakat hürriyeti kısıtlayıcı niteliği haiz olan güvenlik tedbirlerinin de (örneğin tutuklama) infazı infazhukukunun doğrudan konuları arasında yer almaktadır.

İNFAZIN KONUSU VE KOŞULU

İnfazın Konusu

İnfazın konusu, mahkûmiyet hükmüdür (CGTİHK m.4).CMK m.223/1 hüküm kavramını şu şekilde ifade etmektedir: “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktansonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirinehükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür”.

Mahkeme de kanaatini, verdiği hükümde belirtir. Bu yönüyle hüküm, mahkeme tarafındanyargılamanın sonunda yargılamanın konusuna ilişkin olarak verilen ve yargılamayı sona erdiren kararolarak tanımlanabilir.

Hükümde şu üç unsur bulunur:

- Mesele: Mahkemenin önüne gelen olay ve bundan kaynaklanan hukuki sorunu ifade eder.

- Sonuç: Mahkemenin hukuki soruna ilişkin olarak vardığı çözüm bu kısımda açıklanır.

- Gerekçe: Mahkeme yargılama boyunca yaptığı bütün incelemeleri ve hukuki değerlendirmelerinibu kısımda açıklar.

İnfazın Koşulu

  Mahkûmiyet hükümleri kesinleşmedikçe infaz olunamaz (CGTİHK m.4). O halde infazın koşulu,mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesidir. Diğer bir deyişle koşul, kesin ya da kesinleşmiş bir hükmünvarlığıdır.

Kesin Hüküm Kavramı

İlk derece mahkemesinin verdiği kararın kural olarak karara konu olan hukuki sorunu çözdüğü kabuledilir. Ceza mahkemesi de CMK m.223’te sözü edilen kararlardan birini vermekle önündeki meseleyisona erdirmiş olacaktır. Ancak bu durum yargılama sonunda verilen kararın/hükmün infaz edilebiliranlamına gelmemektedir. Zira bu hükmün kesinleşmesi gerekmektedir.

Kesin hükmün iki etkisinin bulunduğu söylenmektedir:

- Bağlayıcılık etkisi,

- Aynı fiilden dolayı aynı kişinin yeniden yargılanamaması

İnfazın başlayabilmesi için mahkumiyet kararının kesinleşmesi yanında bu konuda üç önemli niteliğedaha dikkat çekilmektedir:

- İnfaz şekilleri veya infaza ilişkin kararlar, bir hâkim tarafından karara bağlanmalıdır.

- İnfaza derhal başlanmalıdır. Böylece cezanın ibret oluşturması düşüncesi gerçekleştirilmeyeçalışılmaktadır. Ancak bazı nedenlerle cezanın infazının ertelenmesine karar verilebilir.

- İnfaz sürekli olmalıdır. Bunun istisnaları hafta sonu infaz ve geceleri infazdır.

Kesinleşen İlâmlara Karşı Olağanüstü Kanun Yolları

  Cumhuriyet Savcısı, mahkemelerce verilen ve kesinleşen cezaların aynen yerine getirilmesinisağlamakla yükümlüolmakla birlikte o hükmün kanuna uygun olup olmadığını incelemekle de görevli son mercidir. Bunedenle savcı kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerinde de hükümlü aleyhine bir hataya düşülüpdüşülmediğini inceler. Şayet varsa olağanüstü kanun yollarına başvurarak kararın düzeltilmesini sağlar. CMK olağanüstü kanunyollarını şu şekilde düzenlemiştir

Olağanüstü İtiraz (CMK m.308)

Olağanüstü itiraz, Yargıtay Ceza Dairelerinden biri tarafından verilen bir hükümdeki hukuka aykırılıksebebiyle, re’sen veya talep üzerine 30 gün içinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na başvurulmasını ifadeeder. Olağanüstü itiraz yoluna gidilebilmesi için itiraza konu olan hükmün Yargıtay Ceza Dairelerindenbiri tarafından verilmiş olması gerekir. Olağanüstü itiraz yoluna, sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından gidilebilir.

Kanun Yararına Bozma (Yazılı Emir) (CMK m.310)

Kanun yararına bozma, eski deyimiyle yazılı emir ya da olağanüstü temyiz; istinaf mahkemesi ya daYargıtay incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlarda hukuka aykırılık bulunması halinde kuralolarak Adalet Bakanının talebi ve bazı hallerde de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının talebi ile hükmünilgili ceza dairesi tarafından incelenmesidir. Bütün olağanüstü kanun yollarında olduğu gibi, kanun yararına bozmada da aleyhine kanun yolunabaşvurulan hüküm kesinleşmiş bir hükümdür. Ancak olağanüstü itirazdan farklı olarak buradaki hükümhiçbir üst merciden geçmeden kesinleşmiştir. Olağanüstü temyiz yoluna kural olarak YargıtayCumhuriyet Başsavcısı Adalet Bakanı’nın talebiüzerine başvurabilir. Bazı hallerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da re’senbu yola başvurabilir.

Yargılamanın Yenilenmesi (CMK m.311 vd.)

Kesinleşmiş hükümler aleyhine başvurulabilecek diğer bir yoldur. Hukuki güvenlik açısından kesinhüküm bir zorunluluk olsa da adlî hataların düzeltilmesinden de tamamen vazgeçilemez. Yargılamanınyenilenmesi de bu gerekliliğin bir sonucudur. Ortada herhangi bir sebeple kesinleşmiş iki hüküm var iseikincisi her halde iptal edilmeli ve koşulları oluşmuş ise ilk yargılama yenilenmelidir.

  Yargılamanın yenilenmesi başvurusu kural olarak infazı ertelemez. Ancak bu kural kesin değildir.Mahkeme gerekli görürse henüz başlanmamış infazın ertelenmesine ya da başlamış infazındurdurulmasına karar verebilir. Bu konuda mahkemenin takdir yetkisi mevcuttur (CMK m.312).

İLÂMLARIN İNFAZINDA YETKİLİ MERCİ, ÖZGÜRLÜĞÜBAĞLAYICI CEZA İLÂMLARININ İNFAZI VE MÜDDETNAME

İlâmların İnfazında Yetkili Merci

CGTİHK m.5’e göre “Mahkeme, kesinleşen ve yerine getirilmesini onayladığı cezaya ilişkin hükmüCumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Bu hükme göre cezanın infazı Cumhuriyet savcısı tarafından izlenirve denetlenir”. O halde infaz yetkisi Cumhuriyet savcılarına verilmiştir. Hükümlü nerede bulunursa bulunsun veyaikamet ederse etsin, kesinleşen ilâmlar hükmü verenmahkemenin bulunduğu yer savcılığına tevdi olunur. Hükmün yerine getirilmesi bu yer Cumhuriyetsavcılığınca takip edilir. İzleme ve denetlemenin anlamı, infazın savcılık tarafından yürütülmesidir. Hükmü veren mahkeme, hükmün kesinleşmesinden itibaren bir hafta içinde, altına kesinleşme kaydınıdüştükten sonra, hükmü yanındaki C. Savcılığına vermelidir. Hükümde söz edilen “onay”dan kasıt budur.CMK ve CGTİHK’da bir düzenleme bulunmamakla birlikte söz konusu kural, Adalet Bakanlığı’nın 1949tarihli bir genelgesine dayanmaktadır.

  Mahkemelerden savcılığa verilen ilâmlar infaz defterine kaydedilir. İnfaz defteri, mahkemeilâmlarının düzenli ve aksamayacak bir şekilde infaz edilmesini sağlamak amacıyla tutulan defterdir.

Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza İlâmlarının İnfazı

  Hapis cezasını içeren kesinleşmiş mahkûmiyet kararları, mahkemece, hangi hükümlü ve hangi cezanıninfazına ilişkin olduğu açıkça belirtilmek suretiyle Cumhuriyet Başsavcılığına verilir (CGTİHK m.20/1).

İnfazın yapılabilmesi konusunda üç olasılık bulunur:

- Kendiliğinden başvurmaHapis cezası ile hükümlü olan kişi, cezalarının infazı sırasında bu suçtan veya başka bir suçtantutuklu ya da hükümlü olarak tutukevinde veya cezaevinde değilse cezasının kesinleşmesinitakiben cezasının infazı için bulunduğu yer C.savcısına başvurmalıdır.

- Davetiye ile celpCumhuriyet Başsavcılığınca infaz defterine kaydedilen ilâmdaki cezanın süresi gözetilerekhükümlü hakkında çağrı kâğıdı çıkarılır. Çağrı kâğıdı, hükümde gösterilen adrese tebliğ edilir.Hükümlü, adres değişikliklerini mahkemeye veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekleyükümlüdür. Aksi hâlde hükümde gösterilen adreste yapılan tebligat geçerlidir (CGTİHKm.20/2, 3).

- Yakalama emriCumhuriyet Başsavcılığınca infaz defterine kaydedilen ilâmdaki cezanın süresi gözetilerekhükümlü hakkında yakalama emri de çıkarılabilir (CGTİHK m.20/2).

Müddetname

Hükümlünün ceza infaz kurumuna tesliminde kendisine ilâmı infaz eden Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından infaz defteri numarası, ceza infaz kurumuna alındığı ve salıverileceği tarihi, ceza süresini vecezanın hangi mahkeme ve hükme ilişkin olduğunu ihtiva eden belge verilir

İNFAZ SİSTEMLERİ

Bu konuda üç sistemin bulunduğu söylenebilir:

Topluluk Sistemi

Bu sistem hükümlülerin cezalarının topluca infaz edilmesi esasına dayanır. Bu yönüyle bu infaz sisteminemüşterek hapis sistemi de denir. Söz konusu sistem hemen hemen en eski infaz sistemi olup, tarihi,hapishanelerin tarihi ile aynıdır.

Topluluk sistemininsakıncaları şu noktalarda toplanabilir:

- Bu sistemde mahkûmlar “en azılı” mahkûmların etkisi altında kalmaktaydılar. Bu durum ilk defasuç işleyen mahkûmların da bir süre sonra itiyadi suçlu haline gelmesine neden olmaktaydı.

- İdareciler, mahkûmları bir bütün olarak göz önüne almak zorunda olduklarından iyiyi kötüden,ıslah olanı olmayandan ayıramamaktaydı.

- Suçlular sürekli iletişim içinde bulunduklarından eğilimlerini, “uzmanlık”larını birbirlerineaktarmakta, birbirlerine önerilerde bulunmaktadırlar. Bu da cezanın ıslah edici etkisini ortadankaldırmaktadır.

- Aynı koğuşta kalan hükümlüler salıverildiklerinde diğer hükümlülerce tanınma utanç vetehlikesine maruz kalmakta; bu da onların topluma uyumlarını önlemektedir.

- Hükümlülerin tahliye sonrası yeni suç ortağı bulmasına katkı sağlamaktadır.

- Etkileşim ve toplu davranışlara sebebiyet vermektedir.

Hücre Sistemi

18. yy.ın sonlarına doğru, cezaların, hükümlülerin diğer hükümlülerle hiçbir araya getirilmeksizin ya daçok kısıtlı sürelerle bir araya getirilerek, bir arada bulundukları sürelerde ağır işlerde çalıştırılaraksoyutlanmak suretiyle infaz edilmesi savunulmaya başlanmıştır. Bu şekilde savunulan hücre sistemi ikitür hapishaneninortaya çıkmasına sebep olmuştur:

Pensilvanya Sistemi

İlk uygulaması ABD’nin Pensilvanya eyaletinde olduğu için bu adla anılan sistemde hükümlüler gece vegündüz hücrede bulunur; birbirleriyle ve gardiyanlarla kesinlikle görüştürülmez ve konuşturulmazlardı. Belli bir süreyle hücreden çıkarılan hükümlü, avlu ya da koridorda gezinirken karşılaştığı kimselertarafındantanınmaması için göz yerleri delikli kukuleta kullanmak zorundaydı.Sistem kaynağını Hristiyanlık dininden alır. Buna göre suç işleyen kişi tanrı ile baş başa kalaraktanrıdan özür dilemeli ve böylece günahlarındankurtulmalıdır

Sistem beş ilke üzerine kurulmuştur:

- Mahkûmlar sert ve uygun yöntemlerle hayatlarını değiştirebileceklerine ikna edilmelidir. Onlaraintikam  alırcasına davranılmamalıdır.

- Hücre hapsi, hapishane içinde daha fazla bozulmaya engel olacaktır.

- Hükümlü, soyutlanmak suretiyle, günahlarını daha derinlemesine düşünme fırsatı bulabilir vetövbe edebilir.

- İnsanlar sosyal canlılar oldukları için hücre hapsi etkili ve korkutucu olur.

- Hücre sistemi, daha ekonomiktir.

Kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezalar bakımından önerilen sistemin lehinde olarak şu düşünceler

ileri sürülmüştür:

- İnfazın korkutucu olması, suç işlemeyi önleyici etki yaratır.

- Hükümlülerin cezaevinde birbirlerini tanımları olanaksız olduğundan cezaevinin ilk defa suçişleyenler için okul olmasının önüne geçilmiş olur.

- Sisteme yönelik eleştiriler ise şu şekilde sıralanabilir:

- Suçluyu umutsuzluğa yöneltir. Bu da kişinin akıl hastası olmasına neden olabilir.

- Sosyal hayattan ve ona ait alışkanlıklardan uzaklaştırdığından suçlunun yeniden toplumauyumunu zorlaştırır.

- Suçlunun çalıştırılması küçük el sanatlarıyla sınırlı olup, çalıştırılma olanakları çok kısıtlıdır.

- Suçlularının tam bir tecriti mümkün olmamış, suçluların yeni haberleşme yöntemlerigeliştirmesine neden olmuştur.

- Sistemin uygulanacağı cezaevi binasının inşası çok pahalıdır.

- Sistemden beklenen neticenin alınabilmesi, çok miktarda ve iyi yetişmiş elemanın varlığını gerektirir.

Auburn Sistemi

  ABD’nin Newyork kenti yakınlarında bulunan ve uygulandığı kurumun adıyla anılan bu sistemde,hükümlüler hücrelerde yalnız bulunurlar; fakat, yemek ve çalışma alanlarında bir arada olabilirlerdi.Ancak,  toplu olarak bulunulan yerlerde konuşmak yasaktı ve uymayanlara kırbaç cezası gibi ağır cezalarverilmekteydi.

Sistemin lehinde olan görüşler şu şekilde ifade edilebilir:

- Mahkûmlar gündüz atölyelerde bir arada bulunduklarından bu rejim çalışmanın düzenlenmesinikolaylaştırır.

- Konuşma yasağı mahkûmların birbirlerini kötü yönde etkilemelerine engel olur.

- Sırf hücre sisteminin kötü sonuçları engellenmiş olur ve cezanın infazının mahkûmu sosyalolmaktan çıkarma etkisi azalır.

- Mahkûmlar arasında eşcinselliği önler.

- Bu sistemin eksik yönü ve sakıncalarını ise şu şekilde sıralamak mümkündür:

- İki çeşit cezaevini bir arada öngördüğünden sistemin uygulanacağı cezaevinin inşası çokpahalıya mal olur.

- İnsanın konuşma özgürlüğünü kısıtlamaktadır.

- Tüm çabalara rağmen, esasen uyulması imkânsız da bulunan hükümlülerin birbirleriylekonuşmaları yasağına uyulamamıştır.

- Konuşma yasağına uymanın temini için çok sayıda memura olan gereksinim infaz masraflarınıartırmaktadır.

- Hükümlünün toplumsal yaşayışla benzerliği olmayan bir rejime tabi tutulması, infazın asılamaçlarından olan iyileştirmeyi ve toplumsal hayata yeniden uyum sağlama amaçlarınaulaşılabilmesini engellemektedir.

Kademeli Serbestlik Sistemi

Bu sistemde ise, hücrede başlayan infaz, hükümlünün göstereceği iyi halin dikkate alınmasıyla aşamalıolarak yumuşatılmaktaydı. İlk defa orada uygulandığından İrlanda sistemi adı ile de anılmaktadır.

Bugün tüm bu sistemlerin terk edildiği söylenmelidir. Öncelikle ceza miktarı ne olursa olsun hücrecezasına son verilmiştir. Hücre cezası, sadece bir disiplin yaptırımı niteliğinde olup, bu durumda dahihükümlünün bazı haklarına dokunulamaz. Hapis cezası suçlunun kişiliğindeki özellikler göz önündetutulmak suretiyle tamamen bireyselleştirilmektedir (CGTİHK m.23, 24).

CEZA KAVRAMI

Cezanın Tanımı

Tipe uygun, hukuka aykırı, kusurlu insan davranışı olarak tanımlanan suç karşılığında uygulananyaptırıma ceza denir. Cezalar hürriyeti bağlayıcı nitelikte olabilceği gibi para cezası da olabilir.

Cezanın Amaçları

Geleneksel olarak, cezanın amaçlarını iki grupta toplamak mümkündür: Birincisi, ceza ödetmeye (tenkile)hizmet eder; diğer bir deyişle, işlenmiş kusurlu bir fiil, bir kuralın ihlali üzerine misilleme tepkisidir;ikincisi, önlemeye hizmet eder; yani, toplum (genel önleme) veya bireyler (özel önleme) üzerinde etkiliolmak suretiyle suçu önlemeye çalışır. Bugün baskın olan görüş, ödetici ve önleyici amaçları bir arayagetirmiş olan karma görüştür.

  Genel ve özel önleme, ceza hukukunun özel işlevi bakımından da önemli rol oynar. Bugün ceza hukukunda faile kusurundan daha ağır ceza uygulanmaması benimsenmiştir: Kusur cezahukuku. Bu, ödetme olarak karşımıza çıkar. Ama ödetme ana hedef değil, yardımcıdır.

CEZANIN NİTELİKLERİ

Cezanın yukarıda ifade edilmeye çalışılan bu amaçları yerine getirebilmesi bazı niteliklere sahip olmasınıgerektirir:

- Ceza mutlaka kanunda düzenlenmiş olmalıdır (kanunilik ilkesi).

- Ceza bireyselleştirilebilir olmalıdır.

- Ceza sadece (o) suçu işleyen kişiye uygulanmalıdır (cezaların şahsiliği ilkesi).

- Ceza insan onuru ile bağdaşabilir olmalıdır.

- Ceza geri alınabilir ve düzeltilebilir olmalıdır.

- Ceza devlete az yük getirmelidir.

- Ceza suçlu için etkili olmalıdır.

CEZANIN TÜRLERİ VE İNFAZI

Cezanın Türleri

Cezalar hukuki nitelikleri ve yöneldikleri değerler bakımından bazı ayrımlara tabi tutulabilir.Hukuki nitelikleri yönünden cezalar asli ceza-fer’i (ek) ceza, seçimlik-tamamlayıcı ceza şeklindeayrılabilir.Asli ceza, yasada suçun asıl karşılığı olarak öngörülen cezadır. Ek ya da fer’i ceza ise yasanın asıl cezaya ek olarakbelirlediği cezadır.

  Seçimlik cezalar ise esas itibariyle asıl ceza olup, öngörüldüğü suça ilişkin olarak hâkim tarafındanseçilebilen cezalardır. Her iki cezanın birlikte uygulanması mümkündeğildir. Asli cezaya yasal sonuç olarak eklenen cezalara da tamamlayıcı cezalar denir.

  Yöneldikleri değerler yönünden ise cezalar yaşam hakkına, özgürlüğe, malvarlığına ve şerefe yönelikolabilir. Çağdaş ceza hukukunda bireyin yaşam ve şerefine yönelik cezalara yer verilmemesi gerektiğikabul edilir ve bunun sonucu olarak artık idam cezalarına ceza kanunlarında yer verilmez.

TCK’nın Yaptırım Sistemi

TCK suç karşılığı olarak uygulanabilecek yaptırımları, ceza ve güvenlik tedbirleri olarak belirlemiştir.

Cezalar ise hapis ve adlî para cezasıdır. Kanunsuz ceza olamayacağına göre buiki cezadan başka bir cezaya hükmedilemez.

TCK’da asli-fer’i ceza ayrımına da yer vermiş değildir. Gerçekten TCK m.53 vd. hükümlerinden deanlaşılacağı üzere daha önce fer’i (ek) ceza olarak nitelenen bazı cezaların artık güvenlik tedbiri olarakkabul edildiği anlaşımaktadır.

TCK’DA CEZALAR

Hapis Cezaları

5237 s. TCK hapis cezalarını

- ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası,

- müebbet hapis cezası ve

- süreli hapis cezasıolmak üzere üçe ayırmıştır.

Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca devam eder. Bu hapis cezasınınmüebbet hapis cezasından farkı, infaz rejimi yönündendir. Buna göreağırlaştırılmış müebbet hapis cezası sıkı güvenlik rejimine (sistemine) göre çektirilir (TCK m.47).

  Öte yandan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası zamanaşımı yönünden özellik gösterir: Davazamanaşımı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıldır (TCK m.66/1-a).

Taşımış olduğu özellikler sebebiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı ayrıcdüzenlenmiştir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infaz rejimine ait esaslar şunlardır (CGTİHKm.25; Tüzük m.47):

a. Hükümlü, tek kişilik odada barındırılır.

b. Hükümlüye, günde bir saat açık havaya çıkma ve spor yapma hakkı tanınır.

c. Risk ve güvenlik gerekleri ile iyileştirme ve eğitim çalışmalarında gösterdiği gayret ve iyi hâlegöre; hükümlünün, açık havaya çıkma ve spor yapma süresi uzatılabileceği gibi kendisi ile aynıünitede kalan hükümlülerle temasta bulunmasına sınırlı olarak izin verilebilir.

d. Hükümlü, yaşadığı yerin olanak verdiği ve idare kurulunun uygun göreceği bir sanat veyameslek etkinliğini yürütebilir.

e. Hükümlü, kurum idare kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve onbeş günde bir kez olmak üzere(f) bendinde gösterilen kişilere, süresi on dakikayı geçmemek üzere telefon edebilir.

f. Hükümlüyü; eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi, belirlenen gün, saat ve koşullariçerisinde on beş günlük aralıklarla ve günde bir saati geçmemek üzere ziyaret edebilirler.

g. Hükümlü hiçbir suretle ceza infaz kurumu dışında çalıştırılamaz ve kendisine izin verilmez.

h. Hükümlü, kurum iç yönetmeliğinde belirtilenlerin dışında herhangi bir spor ve iyileştirmefaaliyetine katılamaz.

i. Hükümlünün cezasının infazına, hiçbir surette ara verilemez. Hükümlü hakkında uygulanacaktüm sağlık tedbirleri, tıbbî tetkik ve zorunluluklar hariç ceza infaz kurumlarında, mümkünolmadığı takdirde tam teşekküllü Devlet ya da üniversite hastanelerinin tek kişilik ve yüksekgüvenlikli mahkûm koğuşlarında uygulanır.

  Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanların cezaları yüksek güvenlikli kapalı ceza infazkurumlarında infaz edilir (CGTİHK m.9). Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlindeiyileştirme yöntemleriuygulanır (CGTİHK m.9/1). Toplam cezasının üçte birini bu kurumlarda geçirerekiyi hâl gösteren hükümlülerin, tutum ve kişiliklerine uygun diğer ceza infaz kurumlarına gönderilmelerinekarar verilebilir (CGTİHK m.9/5). Öte yandan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilen kişiye yüksek güvenlikli ceza infazkurumlarında bulunduğu süre içinde mazeret izni, özel izin veya iş arama izni verilmez (CGTİHKm.93/1). Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı koşullu salıverilmeden yararlanabilmek içinse mahkûm olunanağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının otuzdokuz yılını çekmek gerekir (CGTİHK m. 108).

Müebbet Hapis Cezası

Müebbet hapis cezası kural olarak, yaşam boyunca yani ölene kadar devam eden ceza türüdür. bugün genel olarak kabul edildiği üzerehükümlünün yeniden topluma dönme umudunu besleyecek af ya da özellikle koşullu salıverilme olanağımevcut olmalıdır. Nitekim 5275 s. CGTİHK m. 107’ye göre müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmi dörtyılını çekmekle diğer şartların da varlığı halinde koşullu salıverilirler.

Süreli Hapis Cezası

Kanunda aksi belirtilmediği sürece, bir aydan az yirmi yıldan fazla olmayan hapis cezasına süreli hapiscezası denir.765 s. TCK’da hapis cezaları ağır hapis, hapis ve hafif hapis cezası olarak ayrılmış, ağır hapis cezasımüebbet ve muvakkat olarak ikiye ayrılmış, muvakkat ağır hapis cezası 1 yıldan 24 yıla, hapis cezası 7günden 20 yıla ve hafif hapis cezası da 1 günden 2 yıla kadar kabul edilmişti. 647 s. İnfaz Kanunu ise biryıldan yukarı olan cezayı muvakkat uzun süreli hürriyeti bağlayıcı ceza, bir yıldan az süreli hürriyetibağlayıcı cezayı ise kısa süreli hürriyeti bağlayıcı ceza olarak tanımlamıştı.

Kısa Süreli Hapis Cezası

Hükmedilen bir yıl ve daha az süreli hapis cezası kısa süreli hapis cezasıdır. Bu tanım 647 s. CİHK m.3’te yer alan tanımla aynıdır. Kısa süreli hapis cezasının önemi ve özelliği, hapis cezasının kısa süreliolmasıdurumunda bu cezanın para cezasına ve bazı başka yaptırımlara çevrilebilme olanağının varlığıdır.Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar m.50’de düzenlenmiştir.

Seçenek Yaptırıma Çevirme Koşulları

Çevirmenin ilk ve objektif nitelikteki koşulu cezaya ilişkin olup, hükmedilen cezanın 1 yıl ve daha azhapis cezası olmasıdır. Ancak taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza,diğer koşullarınvarlığı halinde, adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz (TCKm.50/4). hâkim her kısa süreli hapis cezasını maddede sayılı yaptırımlardan birine çevirmekzorunda değildir. Nitekim m.50/1’de “çevrilebilir” denmek suretiyle bu hususa işaret edilmiştir. çevirme halinde suçlunun kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılamasürecinde duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınmalıdır. 647 s. CİHK’yagöre ise çevirme sırasında suçlunun kişiliği, sair halleri ve suçun işlenmesindeki özelliklerin dikkatealınacağı öngörülmekteydi. Suç sonrası pişmanlıkcezada indirim ya da cezasızlık sebebi oluştururken, yargılama sırasındaki pişmanlık çevirme sebebidir.

Hâkim hükmedilen cezanın kısa süreli olması durumunda hükümlüye ilişkin söz konusu hususlarıdeğerlendirip olumlu ya da olumsuz bir yargıya ulaşmak zorundadır. Bu nedenle kısa süreli hapiscezasının adlî para cezasına ya da önleme çevrilip çevrilmemesi isteğe bağlı değildir; herhangi bir talepolmasa da hâkim bunu re’sen değerlendirmelidir.

Hâkimin, kısa süreli hapis cezasının adlî para cezası ya da önlemlerden birine çevrilip çevrilmemesikonusundaki takdir yetkisi, keyfilik olarak anlaşılmamalıdır. Hâkim, neden çevirdiği ya da çevirmediğikonusunda yasal ve yeterli gerekçe göstermek zorundadır. Aksi halde bu bir bozma sebebi olarak kabuledilmektedir (CMK m.289/1 g).

Seçenek Yaptırıma Çevirme Zorunluluğu

Bazı hallerde çevirme zorunludur (TCK m.50/3). Buna göre daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemişolmak koşuluyla,

- Mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile

- Fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanlarınmahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, maddede yazılı seçenek yaptırımlardanbirine çevrilir.

Söz konusu düzenleme karşılığı olan 647 s. Kanun m.4’ten bazı yönlerden farklılaşmakta ve daha lehedüzenlemeler getirmektedir. Gerçekten;

- Uygulamada asıl mahkûmiyet, m.50 hükmüne göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirolduğuna göre (TCK m. 50/5), daha önce özgürlüğü bağlayıcı cezadan çevrilmiş para cezasınamahkum edilmiş olma, hükmolunan 30 güne kadar özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına yada tedbire çevrilmesine engel değildir. Görüldüğü üzere TCK sadece daha önce hapis cezası ilemahkum edilmemiş olma koşulunu aramaktadır. Halbuki 647 s. Kanun m. 4/2’ye görehükmolunan otuz güne kadar (otuz gün dahil) hürriyeti bağlayıcı cezalara ilişkin çevirme

zorunluluğu suç tarihinden önce, para cezasına veya tedbire çevrilmiş olsa dahi, hürriyetibağlayıcı cezaya mahkûm edilmemiş olanlar hakkında söz konusu olabilmekteydi. Dolayısıyla647 s. Kanun bakımından daha önce hükmolunan hürriyeti bağlayıcı ceza para cezasına veyatedbire çevrilmiş olsa dahi sonradan hükmolunan 30 güne kadar özgürlüğü bağlayıcı cezanınçevrilebilmesi zorunlu değildi.

- Bir diğer fark ise TCK’nın 647 s. Kanunda yer almayan fiili işlediği tarihte altmış beş yaşınıbitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının m.50’de yazılıseçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi imkanını getirmesidir. O halde fiili işlediği sırada 65yaşını doldurmuş hükümlünün, çocuk hükümlü gibi, kısa süreli hapis cezasının adlî paracezasına veya yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur. Bu değişiklik olumlu olmuştur.

Seçenek Yaptırıma Çevirme Yasağı

TCK m.50/2’ye göre suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğühallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez. Örneğin, TCK m.125hakaret suçunun cezasını üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası olarak kabul etmiştir. Budurumda mahkeme böyle bir seçim imkanı varken sanığı üç ay hapis cezasına mahkum ederse, artık bu üçaylık hapis cezasını adlî para cezasına çeviremeyecektir.

  Bununla birlikte, kanımızca, çevirme yasağı sadece adlî para cezası bakımından öngörülmüşbulunduğundan hükmedilen hapis cezasının m.50’de sayılı diğer yaptırımlardan birine çevrilmesimümkün olmalıdır.

 

 

 

Kısa Süreli Hapis Cezasının Çevrilebileceği Yaptırımlar

Adlî Para Cezasına Çevirme

Kısa süreli hapis cezası adlî para cezasına çevrilebilir (TCK m.50/1). Çevirmede esas alınacak paramiktarı TCK m.52/2’de belirtilmiştir. Buna göre bir gün karşılığı en az 20, en fazla 100tl olmak üzere adlîpara cezasına çevrilir. Belirtilmelidir ki, hapis cezası yerine adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, 647 sayılıCİKm.6’dan farklı olarak, söz konusu cezanın ertelenmesi mümkün değildir. Hükümden önce şahsi özgürlüğü sınırlama sonucunu doğuran bütün durumlarda (yakalama, gözaltınaalma, tutuklama gibi) geçirilen süreler nedeniyle, adlî para cezasından indirim yapılırken bir gün yüzTürk Lirası sayılır. Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının artakalanı hesaba katılmaz ve bucezalar infaz edilmez (TCK m.61/6)

Tedbire Çevirme

Kısa süreli hapis cezalarının adlî para cezası dışında aşağıdaki tedbirlere de çevrilebileceği kabuledilmiştir.

- Aynen İade, Suçtan Önceki Hale Getirme veya Tazmin Suretiyle Tamamen Giderme

- Bir Eğitim Kurumuna Devam Etme

- Belirli Yerlere Gitmekten veya Belirli Etkinlikleri Yapmaktan Yasaklanma

- Ehliyet ve Ruhsat Belgelerinin Geri Alınması, Belli Bir Meslek ve Sanatı YapmaktanYasaklanma

- Gönüllü Olarak Kamuya Yararlı Bir İşte Çalıştırılma

Çevirmenin Sonuçları

Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir (TCKm.50/5). O halde gerek cezanın ertelenmesi ve gerekse tekerrür açısından hapis cezasının yerine çevrilmişolan para cezasına veya tedbire itibar edilmelidir. Yine bundan sonra hükmolunan kısa süreli hapiscezasının zorunlu olarak adlî para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesi sırasında da öncekihükümlülüğün adlî para cezası ya da tedbir olduğu esas alınır.

Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet Savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içindeseçenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesihalinde, hükmü veren mahkeme kısa sure li hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir vebu karar derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz (TCK m.50/6).

Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesidurumunda tedbir, hükmü veren mahkemece değiştirilir (TCK m.50/7). Burada dikkat edilmesi gerekeniki husus vardır:

1. Tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememiş olması gerekir. Örneğin,tazmin konusunda fail yeterli mali güce sahip olmayabilir.

2. Değiştirilecek olan yaptırım tedbir niteliğinde olan yaptırımdır. O halde adlî para cezasınınyerine getirilememiş olması durumunda bu maddede sayılı tedbirlerden biri iledeğiştirilmeyecektir. Nitekim, adlî para cezasını düzenleyen TCK m.52/4’e göre “Hâkim,ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi içinhükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi,bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemezve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halindegeri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceğibelirtilir”.

Kısa Süreli Hapis Cezalarının Özel İnfaz Usulleri

5237 s. TCK’da düzenlenmemiş olmakla birlikte CGTİHK m.110’da kısa süreli hapis cezalarının özelinfaz usullerine de yer verilmiştir.

Özel infaz usulleri şunlardır:

- Hafta sonu infaz

Altı ay veya daha az süreli hapis cezası her hafta cuma günleri saat 19.00’da girmek ve pazargünleri aynı saatte çıkmak suretiyle infaz edilebilir. Buna hafta sonu infaz denir (CGTİHKm.110/1 a).

- Geceleri infaz

Altı ay veya daha az süreli hapis cezası her gün saat 19.00’da girmek ve ertesi gün saat 07.00’deçıkmak suretiyle geceleri infaz edilebilir ki buna da geceleri infaz adı verilir (CGTİHK m.110/1b).

Hafta sonu ve geceleri infaz usulünün kabul edilmesi ile hükümlünün iş, eğitim veya toplumauyum sağlayacağı faaliyetleri yapabilmesi olanağı sağlanmış olmaktadır. Hükümlüye “yarıözgürlük” olanağı tanınarak, sosyal yaşama yeniden katılma isteğine destek olunabilir.

- Konutta infaz

Mahkûmiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veyatazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukukî sorumlulukları saklı kalmak üzere;

a. Kadın veya altmışbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları altı ay,

b. Yetmiş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları bir yıl,

c. Yetmişbeş yaşını bitirmiş kişilerin mahkûm oldukları üç yıl,veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine hükmü veren mahkemece veya hükümlübaşka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkemece karar verilebilir (CGTİHKm.110/2).

  Konutta infazın şu avantajlarından söz edilebilir: Birincisi, bu tür özel infazın maliyeti, hapiscezasının cezaevinde infazının maliyetinden çok daha düşüktür. İkincisi, farklı durumlara uydurulmayauygun olmasıdır. Üçüncüsü, hükümlünün cezaevinde infazın ortaya çıkaracağı sorunlar olmaksızın etkisizhale gelmesi sağlanabilecektir.

  Bununla birlikte konutta infazın bazı zorluklarının bulunduğu da söylenmelidir. Özellikle konuttainfazın takibi, hükümlünün kontrolü konusunda yeterli personelin bulunmamasından kaynaklanansıkıntılar ortayaçıkabilir. Yine suçun yoğun bir şekilde ortaya çıktığı bölgelerde örneğin, uyuşturucununyoğun şekildekullanıldığı bir çevrede konutta infaz mümkün olduğunca tercih edilmemelidir.

Adlî Para Cezası

Para cezası suçlunun malvarlığına yönelik bir yaptırım olup, işlenen suçun karşılığı olarak yasadaöngörülen sınırlar arasında belirlenerek, hükümlüden alınan bir miktar paranın devlet hazine ödenmesişeklinde tanımlanabilir. 5237 s. TCK m.52/1 para cezasını, hesaplanan meblağın hükümlü tarafındanDevlet Hazinesine ödenmesi şeklinde tanımlamıştır.

Para Cezasına İlişkin Sistemler

Para cezalarının belirlenmesinde iki sistem vardır: Klasik sistem ve gün para cezası.765 s. TCK tarafından da kabul edilen klasik sisteme göre hâkim yasanın saptadığı sınırlarçerçevesinde belirlediği meblağı para cezası olarak hükmeder. Bu sistem farklı şekillerde uygulanır:

- Maktu para cezası: Para cezası, sabit bir miktar olarak belirlenir. Hâkimin, işlenen suç, fail veonun mali durumunu göz önünde bulundurarak bir meblağ belirlemesi mümkün değildir.

- Alt ve üst sınırları belirlenmiş para cezası: Yasakoyucu para cezasının alt ve üst sınırlarınıbelirlemiş olup, hâkime bu sınırlar içinde para cezasını belirleme yetkisi tanımıştır.

- Nisbi para cezası: Bu usulde ne üst sınır ne de hâkimin takdir yetkisi bulunmamaktadır. Suçtandoğan zarar veya elde edilen yarar ya da katları para cezasının belirlenmesinde esas alınır.

TCK’da Para Cezası

5237 sayılı TCK para cezası yaptırımını adlî para cezası olarak belirlemiştir. TCK adlî para cezasının ne şekilde saptanacağını da düzenlemiş bulunmaktadır. Buna göre adlî paracezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yedi yüz otuz günden fazlaolmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılmasısuretiyle hesaplanır.

Bununla birlikte, suç tipinde adlî para cezası ile hapis cezası seçimlik olarak düzenlendiğinde, takdiriaçıdan hapis cezasının alt ve üst sınırı gözetilerek gün biriminin belirlenmesi yerinde olacaktır. Böylecepara cezasının ödenememesi halinde uygulanacak tazyik hapsinin süresi bakımından dengesiz veadaletsiz sonuçların ortaya çıkması önlenmiş olur. Nitekim 6.12.2006 ve 5560 sayılı Kanunla 5237 sayılıTCK m.61’e f.9 eklenmiş ve “(9) Adlî para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda bucezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da,hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz.” düzenlemesi getirilmiştir.

Adlî Para Cezasının İnfazı

Adlî para cezası iki şekilde infaz edilir: Hâkim, ya adlî para cezasının tamamının ödenmesi için mehilverir (ödemeyi erteler) ya da adlî paracezasının taksitler halinde ödenmesine karar verir. Para cezası Cumhuriyet savcısı tarafından da takside bağlanabilir: Buna göre hükümde,adlî para cezası takside bağlanmamış ise, bir aylık süre içinde adlî para cezasının üçte birini ödeyenhükümlünün isteği üzerine geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine izin verilir.

Para cezasının savcılık tarafından takside bağlanmasının koşulları şu şekilde sıralanabilir:

- Mahkemece adlî para cezasının ödenmesinde taksit veya mehil öngörülmemiş bulunmalıdır.

- Hükümlü savcılıktan bu yönde bir talepte bulunmuş olmalıdır.

- Hükümlü bir aylık süre içinde para cezasının üçte birini ödememiş olmalıdır.

- Ödeme birer ay ara ile iki eşit taksitte olmalıdır.

  Adlî para cezasını içeren ve kesinleşen ilâm Cumhuriyet Başsavcılığına verilir (CGTİHK m.106/2).Cumhuriyet savcısı otuz gün içinde adlî para cezasının ödenmesi için hükümlüye bir ödeme emritebliğ eder (CGTİHK m.106/2; İnfaz Tüzüğü m.56/2). Çağrı kağıdı, hükümde gösterilen adrese tebliğedilir. Hükümlü, adres değişikliklerini mahkemeye veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekleyükümlüdür. Aksi halde hükümde gösterilen adreste yapılan tebligat geçerlidir (CGTİHK m.20/3).Ancak, kurumda bulunan ve kanun hükümlerine göre vasi atanması zorunlu olan hükümlülere yapılacaktebligat, vasilerine yapılır (İnfaz Tüzüğü m.56/2).

Adlî Para Cezasının Ödenmemesi

Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını ödemezse, Cumhuriyetsavcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir. (CGTİHK m.106/3; İnfazTüzüğü m.56/6). Adlî para cezasının hapse çevrileceği mahkeme ilâmında yazılı olmasa bile söz konusuhüküm Cumhuriyet Başsavcılığınca uygulanır (CGTİHK m.106/5).Süresinde ödenmeyen para cezasına gecikme zammı uygulanamaz.

Adlî para cezası yerine çektirilen hapis süresi üç yılı geçemez. Birden fazla hükümle adlî paracezalarına mahkûmiyet hâlinde bu süre beş yılı geçemez (CGTİHK m.106/7). Hükümlü, hapis yattığı günlerin dışındakigünlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkartılır(CGTİHK m.106/8). 5237 sayılı yeni TCK dışındaki yasalarda yer alan adlî para cezaları gün sistem ilebelirlenmediğinden, bunların ödenmemesi halinde, hükümlüler bir gün yüz Türk Lirası hesabı ilehapsedilirler (CGTİHK geç.m.1; İnfaz Tüzüğü m.56/11). Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilmehükümleri uygulanamaz. Hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacakolan adlî para cezasıdır (CGTİHK m.106/9).

Çevirme Yasağı

Çocuklar hakkında verilen adlî para cezası ile kısa süreli hapis cezasından çevrilen adlî para cezasınınödenmemesi hâlinde, bu cezalar hapse çevrilemez. Bu takdirde para cezasının tahsili için ilâm,Cumhuriyet Başsavcılığınca mahallin en büyük mal memuruna verilir. Bu makamlarca 6183 sayılı AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre kalan adlî para cezası tahsil edilir (CGTİHK m.106/4;İnfaz Tüzüğü m.56/3, 10).

 

 

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat