Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
HUK214U-VERGİ USUL HUKUKU DERSİNİN 2. ÜNİTE DERS ÖZETİ
HUK214U-VERGİ USUL HUKUKU DERSİNİN 2. ÜNİTE DERS ÖZETİNE VE DİĞER DERSLERİN DERS ÖZETİNE ULAŞABİLİR, AÖF ÇIKMIŞ SORULARI, AÖF DERS ÖZETLERİNİ VE AÖF YARDIMCI KAYNAK KİTAPLARI ONLİNE SİPARİŞ VEREBİLİRSİNİZ...

2. ÜNİTE - VERGİLENDİRME SÜRECİ-1

VERGİYİ DOĞURAN OLAY

Vergilendirme süreci vergiyi doğuran olayın meydana gelmesi ile başlar. Bu süreç verginin tarhı, tebliği ve tahakkuku aşamaları ile devam eder ve vergi borcunun ödenmesiyle süreç tamamlanır. Bir vergi borcunun doğabilmesinin ön koşulu, bir vergi kanunu hükmünün bulunması ve söz konusu bu vergi ile ilgili vergi kanununun, o yıla ait bütçe kanununun C cetvelinde yer almasıdır. Vergilendirme ilişkisi “vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile kurulur. Bu,bazen bir maddi olayın gerçekleşmesi bazense bir hukuki durumun tekemmül etmesi şeklinde karşımıza çıkar. Vergilendirme ilişkisinin dayanağını oluşturan “vergiyi doğuran olay” kavramının soyut ve somut iki boyutu olduğuna hemen işaret etmek gerekir: Bu kavram bir yönüyle kendisine vergisel sonuçlar bağlanan olay ve olguların  normdaki (kanundaki) tanımını bir yönüyle ise normdaki tanıma uygun gerçekleşmiş maddi olayı ifade eder. Ancak, “vergiyi doğuran olay’’ terimi genellikle sadece kavramın somut boyutunu ifade etmek için kullanılmaktadır.Vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın gerçekleşmesi veya hukuki durumun oluşması halinde bu olay veya hukuki durum şahsında meydana gelen kişi vergi mükellefi (yükümlüsü) statüsüne girer. Vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi yükümlü bakımından vergi borcunun, devlet bakımından da vergi alacağının doğması demektir. Vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi veya bir başka ifade ile vergi borcunun doğum anı vergilendirme sürecindeki pek çok işlem ve aşama bakımından önem taşır.

 Örneğin;

• Uygulanacak yasa hükümlerinin tespit edilmesi,

• Vergi mükellefinin tespit edilmesi,

• Zaman aşımının işlemeye başlaması,

• Ceza yaptırımlarının geçerlik kazanması doğrudan vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesine bağlıdır.

Vergi borcu vergiyi doğuran olay ile doğduğuna göre vergi bu tarihte yürürlükte olan yasa hükümleri uygulanarak saptanır. Aynı şekilde, vergiyi doğuran olayı şahsında gerçekleştiren kişi vergi mükellefi olur. Zaman aşımı hesabı vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği tarih esas alınarak yapılır. Aynı şekilde ceza yaptırımlarının işlemeye başlamasında da vergiyi doğuran olay gerçekleşme zamanı esastır. Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasaklanmış bir faaliyet olması vergi yükümlülüğünü ya da sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Vergilendirme ilişkisinde vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti dikkate alınır. Bu bakımdan yemin hariç her türlü delilden yararlanılabilir

Her bir vergi bakımından o vergiyi düzenleyen kanunda vergiyi doğuran olay gösterilir. Bunun Anayasanın 73’üncü maddesinde düzenlenen vergilerin kanuniliği ilkesinin bir gereği olduğunu vurgulamak gerekir. Bu vergiler bakımından vergiyi doğuran olaya şu örneği gösterebiliriz;

 

Gelirden Alınan Vergilerde Vergiyi Doğuran Olay

Gelir üzerinden alınan vergilerin Türk hukukundaki örnekleri gelir ve kurumlar vergileridir. Gelir vergisi bakımından bir gerçek kişinin gelir (kazanç ve irat) elde etmesi, kurumlar vergisi bakımından da bu verginin mükellefi olan kurumların kazanç elde etmesi ile vergiyi doğuran olay gerçekleşir.

Servetten Alınan Vergilerde Vergiyi Doğuran Olay

Servetten alınan vergilere örnek olarak emlak vergisini, motorlu taşıtlar vergisini ve veraset ve intikal vergisini saymıştık. Emlak vergisi bakımından vergiyi doğuran olay bir bina arsa veya araziye malik yada bunlar üzerinde intifa hakkı sahibi olunmasıdır. Veraset ve intikal vergisi bakımından vergiyi doğuran olay olay bir malın veraset yoluyla veya başka suretle ivazsız olarak kişiden diğer bir kişiye intikal etmesidir.

Motorlu taşıtlar vergisi bakımından ise motorlu taşıtların trafik sicili ile Ulaştırma Bakanlığı tarafından tutulan sivil hava vasıtaları siciline kayıt ve tescili ile vergiyi doğuran olay gerçekleşir.

Harcamalardan Alınan Vergilerde Vergiyi Doğuran Olay

Türk hukukunda harcamalardan alınan vergilere denildiğinde akla ilk olarak katma değer vergisi özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi ve özel iletişim vergisi gelmektedir. Unlardan katma değer vergisinde bir malın teslim edilmesi veya hizmetin ifa edilmesi vergiyi doğuran olaydır. Banka ve sigorta muameleleri vergisinde vergiyi doğuran olay - genel olarak – banka ve sigorta şirketleri ile bankerlerin, her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları bütün işlemler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben para almalarıdır. Son olarak özel iletişim vergisinde vergiyi doğuran olay telekomünikasyon hizmetinin ifasıdır.

VERGiNiN TARiHi

Vergi idaresinin, mükellefin vergi borcunu miktar olarak hesaplaması işlemine tarh adı verilir. Vergi Usul Kanunu’nun 20’nci maddesine göre “Verginin tarhı vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağın miktar itibarıyla tespit eden idari muameledir”. Verginin tarhı ile mükellef bakımından vergi borcu, vergi idaresi bakımından da vergi alacağı hesaplanmakta ve miktar itibarıyla belirli hâle gelmektedir.

Tarh işleminin Hukuki Niteliği

Kanundaki tanımda da açıkça ifade edildiği üzere tarh işlemi bir idari işlemdir. Bu çerçevede idare hukukunda idari işlemler bakımından yapılan sınıflandırmaların tarh işlemi açısından da ele alınarak incelenmesi gerekir. Tarh işlemi, tek yanlış ve icrai bir işlemdir. Tarh işleminin tek yanlılığı, vergi idaresinin tek taraflı irade açıklamasıyla mükellefin hukuki durumunda değişiklik yapması anlamını taşır. idari işlemler için yapılan şart işlem - subjektif (öznel) işlem sınıflandırması açısından tarh işlemi subjektif bir işlemdir. şart işlemler belli bir kişi veya nesneyi, hukuk kurallarınca düzenlenen nesnel ve kişilik dışı bir hukuki statüye sokan veya bu hukuki statüden çıkaran; sübjektif işlemler ise sadece belli bir kişi veya nesne bakımından sonuç doğuran daha açık bir ifadeyle işlemin öznesine göre değişik durumlar yaratan işlemlerdir. Mükellef (vergi borçlusu) statüsü vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle kazanıldığına ve tarh işlemi vergi borcunun somutlaştırılması anlamını taşıdığına göre, tarh işlemi kurucu değil blirtici yani önceden gerçekleşmiş olan hukuki durumu tespit eden bir işlemdir.

Anayasa’nın 123’üncü maddesinin 1’nci fıkrasına göre “idare kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir”. idarenin görevlerinin kanunla düzenlenmesi, başka bir ifadeyle kanuni idare ilkesi gereğince idare ancak Anayasa ve kanunların kendisine bıraktığı alanlarda söz konusu normlarda belirlenen kurallar doğrultusunda işlem tesis edebilecektir. Vergilendirme sürecinin tarh aşaması Vergi Usul Kanunu’nda ayrıntılı bir biçimde hükme bağlanmakta, diğer vergi kanunlarında da tarh işlemini tesis etmeye yetkili makamlar açıkça düzenlenmektedir. Bu anlamda tarh işleminin yetki unsuruna ilişkin kurallar da Anayasa ve kanunlarda düzenlemektedir. Tarh işleminin yetki unsuru, bütün idari işlemler bakımından geçerli olduğu üzere kişi konu yer ve zaman yönünden sakatlık taşıyabilir ve bu durumlarda sakatlığın niteliğine göre fonksiyon gasbı, yetki gasbı veya yetki tecavüzü söz konusu olabilir.

Türk hukukunda genel bir idari usul kodu bulunmamakla birlikte, Vergi Usul Kanunu vergilendirme sürecine ilişkin usulleri düzenleyen bu alana özgü bir idari usul kodu niteliği taşımaktadır. ‘’Vergilendirme işlemlerinde usul hükümlerine sıkı sıkıya bağlanılmasının nedeni bir yandan vergilerin yasallığı ilkesi karşısında bireylere tanınan güvencenin sağlamlaştırılması düşüncesi bir yandanda hazinenin vergi  alacağını güvenceye bağlamak düşüncesidir. Tarh işlemi bakımından vergi yasalarında öngörülen usul kurallarına uyulması başka bir ifadeyle tarhiyatın şekli yönünden sakat olması, şekle ilişkin eksikliğin asil veya tali olarak nitelendirilmesine göre eksikliğin asli veya tali olarak nitelendirilmesine göre değişmektedir.

Vergiyi doğuran olay başlığı altında incelendiği üzere, vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar. Tarh işlemi de vergi alacağının vergi kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden hesaplanması işlemi olduğuna göre vergi idaresini tarh işlemi tesis etmeye yönelten etken vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesidir. *İdari işlemlerin konusunu, o işlemin doğurduğu hukuki sonuç oluşturmaktadır. İdari işlemin sebebi, yani idareyi o işlemi yapmaya sevk eden etken ile yapılan işlemin doğruluğu hukuki sonuç arasında sıkı bir ilişki, nedensellik bağı vardır. idari işlemin sebep veya konu unsurlarında ortaya çıkan sakatlıklar işlemi “esas” bakımından hukuka aykırı kılar. Bu unsurlar arasında nedensellik bağının bulunmaması, yapılan işlemin ya sebep ya da konu unsuru bakımından sakatlanması sonucunu doğurur.

**idari işlemin sebep ve konu unsurları arasında nedensellik bağının kopması, o işlemin sebep ya da konu unsuru bakımından hukuka aykırı olmasına yol açar.

Tarh işlemi bakımından üzerinde durulacak olan son unsur, bu işlemin amaç unsurudur. Bütün idari işlemler bakımından genel mahiyet arz eden amaç unsuru kamu yararıdır.

Vergiler, kamusal ihtiyaçlar› karşılamak üzere devletin mali egemenliğine dayanarak hukuki cebir altında topladığı karşılıksız bedellerdir. Bu bakımdan vergi ilişkisinde de temel amaç elde edilecek olan kamu gelirleri ile kamu yararının sağlanmasıdır.

**Bir idari işlemin amaç unsuru yönünden hukuka aykırılığı yetki saptırması olarak adlandırılır.

idari işlemlerin yukarıda sayılan unsurlardan birisi açısından sakatlık taşıması halinde bu işlemler ya iptal yaptırımıyla karşılaşır ya da yoklukla malul olurlar. Tarh işleminin yetki ve şekli unsurlarında ki birtakım sakatlık hâlleri işlemin yoklukla malul olmasına neden olur. Yetki unsuru bakımından fonksiyon gasbı, yetki gasbı eğır ve açık yetki tecavüzünün şekli unsuru bakımından da ağır ve açık şekli eksikliğinin bulunduğu durumlarda söz konusu tarh işlemi meydana gelmemiş kabul edilir ve herhangi bir hukuki sonuç doğurmaz. Tarh işlemindeki sakatlık işlemin yok hükmünde sayılmasını gerektirmeyen bir nitelikteyse işlem hukuka aykırı olmakla birlikte askıda geçerlilik söz konusudur. Sakat bir tarh işlemi, yargı merciince iptal edilmek veya idare tarafından geri alınmak suretiyle hükümsüz hale gelir ve bu şartların gerçekleşmesiyle askıda olan geçerliliği sona erer.

Tarh işleminin Türleri (Tarhiyat Yöntemleri)

Vergi borcunun vergi idaresi tarafından hesaplanması şeklinde ifade ettiğimiz tarh işleminin gerçekleştirilebileceği yöntemler Vergi Usul Kanunu’nda ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre tarh türlerini beyana dayanan tarh, ikmalen tarh resen tarh, ve idarece vergi tarhı olmak üzere dört başlık altında incelemek mümkündür.

Beyana Dayanan Vergi Tarhı

Beyan esasına dayalı vergilerde vergi matrahı kural olarak mükellef tarafından saptanıp vergi dairesine bildirilmekte ve vergi dairesi tarh işlemini mükelleflerin beyanına dayalı olarak gerçekleştirmektedir.

“Vergi kanunlarına göre beyan üzerinden alınan vergiler “Tahakkuk Fişi” ile tarh ve tahakkuk ettirilir” Mükellefin beyanı alındıktan sonra vergi dairesince tahakkuk fişi düzenlenir ve bu fişin bir örneği mükellefe veya beyannameyi mükellef adına vergi dairesine tevdi eden kişiye verilir. Beyannamenin postayla veya elektronik ortamda gönderildiği durumlarda tahakkuk fişi kesilmekte ve bu fiş beyannamenin verilme biçimine göre ya posta yoluyla mükellefe gönderilmekte yada elektronik ortamda iletilmektedir.

İkmalen Vergi Tarhı

İkmalen vergi tarhı, her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir. ikmalen vergi tarhının ilk koşulu, tarhiyat öncesinde tarh yöntemlerinden herhangi birine dayanılarak bir verginin tarh edilmiş olmasıdır. Bu nedenle ikmalen vergi tarhı ek veya tamamlayıcı vergi tarhı olarak adlandırılmaktadır. Kanun koyucunun ikmalen vergi tarhı bakımından öngördüğü ikinci koşul yapılacak olan tarhiyata ilişkin matrah farkının defter, kayıt ve belgeler veya kanuni ölçülere dayalı olarak saptanmasıdır.

 

 

Resen Vergi Tarhı

“Resen vergi tarhı vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hâllerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinde vergi tarh olunmasıdır. İncelme raporunda bu  maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı re’sen takdir olunmuş sayılır. Resen vergi tarhı ikmalen vergi tarhından farklı olarak, matrahın belli maddi deliller veya kanuni ölçülere dayanılarak saptanmasının mümkün olmadığı hâllerde idarenin başvurduğu bir tarhiyat yöntemidir. Kanun koyucu, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı hâlleri ayrıca düzenlemektedir. Resen vergi tarh edilebilmesi için bu hâllerden birinin varlığı gerekir.

Söz konusu hâller;

1. Süresi geçtiği halde vergi beyannamesinin verilmemiş olması;

2. Vergi beyannamesi kanuni veya ek süreler içinde verilmekle beraber, beyannamede vergi matrahına ilişkin bilgilerin gösterilmemiş olması;

3. Vergi Usul Kanunu’na göre tutulması zorunlu olan defterlerin hepsi veya bir kısmının tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olması ya da vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir nedenle ibraz edilmemesi;

4. Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkân vermeyecek derecede eksik, usulsüz ve karışık olması sebebiyle ihticaca salih bulunmaması;

5. Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması;

6. Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227’nci maddesi uyarınca 3568 sayılı Kanun’a göre yetki almış meslek mensuplarına imzalattırma mecburiyeti getirilen beyanname ve eklerinin imzalattırılmaması veya tasdik kapsamına alınan konularda yeminli mali müşavir tasdik raporunun zamanında ibraz edilmemesidir.

*Vergi beyannamesi kanuni veya ek süreler içinde verilmekle beraber, beyannamede vergi matrahına ilişkin bilgilerin gösterilmemiş olması hâlinin gerçekleştiği durumlarda mükellef vergi matrahına ilişkin bilgi vermesi ve kanuni defterlerini ibraz etmesi için takdir komisyonu tarafından 15 günden az olmamak üzere süre verilir. Mükellefin bu süre zarfında söz konusu bilgileri vermesi veya kanuni defterleri ibraz etmesi halinde defter ve vesikalar ihticaca salih bulunmak kaydıyla komisyonca takdir edilecek olan matrah bu defter ve vesikalara göre saptanacak miktardan fazla olmaz.

İdarece Vergi Tarhı

Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 30’uncu maddesine göre verginin idarece tarhı ikmalen veya resen vergi tarhı dışında kalan hâllerde, mükelleflerin vergi kanunlarında öngörülen sürelerde vergi tarhı için müracaat etmemeleri veya bu kanunlarda kendilerine tahmil olunan mecburiyetleri yerine getirmemeleri nedeniyle zamanında tarh edilemeyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir.

*Beyana dayalı vergi tarhında, ihtirazi kayıtla beyanda bulunulmadığı takdirde tarhiyata karşı dava açılamayacağı yukarıda belirtilmişti. Beyan üzerine yapılan tarh işleminde, vergilendirme sürecinin tarh ve tahakkuk aşamaları birlikte gerçekleşmekte, vergi ödenecek hale gelmektedir. Resen, ikmalen ve idarece vergi tarhında ise, yapılan tarhiyat mükellefe bir ihbarname ile bildirilmektedir. Dolayısıyla beyana dayalı tarhtan farklı olarak vergi matrahının veya matrah farkının idare tarafından tespit edilerek bu matrahlar üzerinden tarhiyat yapılan hallerde vergilendirme sürecinin tarh ile tahakkuk aşamaları farklı zamanlarda gerçekleşmektedir.

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat