Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
HUK303U-KAMU PERSONEL HUKUKU DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
HUK303U-KAMU PERSONEL HUKUKU DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİNE VE DİĞER DERSLERİN DERS ÖZETİNE ULAŞABİLİR, AÖF ÇIKMIŞ SORULARI, AÖF DERS ÖZETLERİNİ VE AÖF YARDIMCI KİTAPLARI ONLİNE SİPARİŞ VEREBİLİRSİNİZ

1.ÜNİTE - TEMEL KAVRAMLAR VE ANAYASAL İLKELER

KAMU GÖREVLİLERİ

Kamu hizmetleri yürütülürken emeğe gereksinim duyulur. Kamu görev­lileri, kamu hizmetinin emek unsurunu oluşturmaktadır.

Kamu görevlileri genel olarak dört kümeye ayrılabilirler:

Kamu Personeli

Kamu görevlilerinin ana hattını kamu personeli oluşturmaktadır. Kamu personeli, kamu hizmetlerini yürüten emek gücüdür. Kamu personeli memurlar ve yardımcılar olmak üzereye iki kümeden oluşur.

Memurlar

Türk kamu personel hukukunda memurlar kategorisi içerisine memur ve diğer ka­mu görevlileri girmektedir.  Memurları 657 sayılı Devlet Me­murları Kanunu’na bağlı personel oluştururken, “diğer memurları” ise hâkim - sav­cılar, askerî personel ve akademik personel oluşturmaktadır.

Memur

Memur sözcüğü, Arapça “emr” kökünden türemiştir ve “emir almış olan kimse” demektir. Memur, kamu hizmetini yapmak üzere kamu örgütünde kad­roya bağlı görev yapan, atama ile hizmete alınan ve maaş ile geçinen devlet çalı­şanıdır,

1982 Anayasası’nda memurun niteliği ve tanımı Anayasa’nın farklı maddelerin­den anlaşılmaktadır.

1982 Anayasası’nın 128. maddesinde ise memur yürüteceği görev çerçevesin­de betimlenmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu da memuru Anayasa’nın çizdiği çerçeve içe­risinde görmektedir. Yasa’nın 4/A maddesinde, memurluk devlet için yapacağı gö­rev çerçevesinde tanımlanmıştır.   

Diğer Kamu Görevlileri

Diğer kamu görevlileri 1982 Anayasası ile kamu personel huku­kuna girmiştir.  

Diğer kamu görevlileri kavramı, ilk olarak 1982 Anayasası’nda kullanılmıştır. Kavramın 1982 Anayasası’nda kullanımı genel olarak memur kavramı ile birlikte olmuştur.  

 Hâkim ve savcılar, 1961 Anayasası döneminde yargı bağımsız­lığı anayasal ilkesine dayanarak, genel memur statüsünden kopmuşlardır.  

Pozitif hukuk ve Anayasa Mahkemesi kararları gibi, kamu hukuku doktrininde de baskın olan görüş, diğer kamu görevlilerinin statü hukukuna bağlı olarak istih­dam edilen hâkim-savcılar, askerî personel ve akademik personelden oluştuğu yö­nündedir.

Diğer kamu görevlileri kavramı içerisine giren üç kesimin üç ayrı personel yasa­sı bulunmaktadır. Bunlar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ayrılmaz parça­larıdır.  

Yardımcılar

Yardımcılar kategorisi, statü değil, akdi (sözleşme) ilişki ile çalışan kümelerden oluşur, Yardımcıların, iki temel niteliği bulunmaktadır, Birincisi zamansal; ikincisi ise işin niteliğine ilişkindir, İlk olarak, yardımcılar, memurlar kategorisinin tersine, geçici, belirli süreli, kuraldışı, eğreti istihdam biçimlerini içerir.

Sözleşmeli Personel

Sözleşmeli personel, akdi olarak istihdam edilir, İdare ile personel arasında, sözleş­me esastır, Bu sözleşme, idari hizmet sözleşmesidir, Sözleşmeli personel, memurlu­ğun asıl istihdam biçimi olduğu kamu idarelerinde, istisnai bir istihdamdır, Sözleşme­li personel, zorunlu ve istisnai durumlarla sınırlı olmak üzere, geçici işler için kulla­nılan bir istihdam biçimidir.

Sözleşmeli personelin genel rejiminin düzenlendiği 657 sayılı Yasa’nın 4/B hükmü, Yasa’nın kabul edildiği yıl olan 1965 sonrasında sürekli değişikliğe uğra­mış ve yapılan değişikliklerle istisnai bir istihdam biçimi olmaktan çıkmıştır, 657 sayılı Yasa’ya göre, sözleşmeli personel, kalkınma planı, yıllık program ve iş prog­ramlarında yer alan önemli projelerin gerçekleşmesi için şart olan, zaruri ve istis­nai hâllere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde istihdam edilir.

 

 

Geçici Personel

Geçici personel, akdi rejim ile istihdam edilmektedir. Geçici personelin temel ya­sal dayanağı 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/C maddesidir.  

İşçi

Kamu personel rejiminde, yardımcılar kategorisi içerisinde akdi ilişki ile çalıştırılan dördüncü küme işçilerdir. Kamuda çalışan işçiler, esas olarak İş Kanunu’na bağlı olarak istihdam edilirler. Kamu işçileri 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/D maddesi çerçevesinde ikiye ayrılır: Sürekli İşçiler ve geçici işçiler.  

Seçilmişler

Kamu görevlilerinin ikinci alt kümesini seçilmişler oluşturur. Kimi yazarların “fah­ri ajanlar” olarak kavramlaştırdığı seçilmişler, yurttaşların ya da bir kamu organının seçtiği ve gönüllük esasına dayalı olarak kamu hizmetine katılan kişilerdir. Memur­ların tersine bu kesim atanmış değil, seçilmiştir.  

Seçilmişlerin esaslı bölümünü, temsili demokrasi modeli çerçevesindeki kesim oluşturur. Bu kesim, yurttaşların doğrudan seçimi ile kamu görevlisi olma hüviyeti­ni kazanırlar. Türkiye’de seçilmişler içerisine, Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, il genel meclisi üyeleri, belediye meclisi üyeleri, belediye başkanları, köy - mahalle muhtarları, köy ihtiyar meclisi ve mahalle ihtiyar heyeti girer.

Seçilmişlerin sayısal olarak küçük kesimini ise yönetişim modeli çerçevesinde, belirli süre için kamu iktidarını kullanmak üzere kamu makamları tarafından seçi­len kişiler oluşturur. Seçilmişlerin bu ikinci kesimi oluşturan kesimin birinci kesim­den temel farkı, birincilerin doğrudan yurttaşlar tarafından, ikinci kesimin ise yurt­taşlar değil, kamu makamları tarafından seçilmesi noktasında ortaya çıkmaktadır.  

Yükümlüler

Yükümlüler, yasanın koyduğu hükümler çerçevesinde, idare tarafından tek yanlı zora dayalı olarak belirli bir süre için kamu hizmetlerine katılan kişilerdir. Bu kişi­ler, maaş ya da ücret almaz, bunlara nakdi ya da ayni yardım yapılabilir. Yüküm­lülerin kamu hizmetlerine yasal zor ile katılması, aynı zaman içerisinde cezai mü­eyyideleri de getirir. Bu hizmete katılmama, cezai işlemi gerektirir. Yükümlülük özünde yurttaşlığın bir sonucudur.

Anayasa tarafından hak ve ödev olarak düzenlenen askerlik hizmeti kamu hiz­metine yükümlü olarak katılmanın esas kaynağını oluştur.

Gönüllüler

Kamu görevlilerinin son dönemde ortaya çıkan kategorisi gönüllülerdir. Yükümlü­lerin tersine gönüllülerde, kamu hizmetlerine katılmada zor değil, rıza vardır.  

Kamu hizmetlerine gönüllü katılım farklı alanlarda uygulanmaktadır. Buna gö­re, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile düzenlenen fahri trafik müfettişleri ka­mu hizmetlerini gönüllü olarak yürüten gerçek kişilere verilebilecek örnektir. İlgi­li yasada “Bu hizmet fahri ve ücretsizdir” hükmü ile kamu hizmetlerine gönüllü ka­tılımın temel niteliği vurgulanmıştır.  

KAMU PERSONEL HUKUKUNUN TEMEL ANAYASAL İLKELERİ

Kamu personel hukukunun temel ilkeleri anayasadan kaynaklanır. Bu olgu, hukuk devletinin temel sonucu ve olmazsa olmaz ilkesidir. Batı ülkelerinde yazılı anaya­saların ortaya çıkışı ile başlayan bu süreç, Tanzimat döneminde Batı tipi modern kamu personel rejiminin inşası ile Osmanlıda da ortaya çıkmış, aynı biçimde Cum­huriyet ile birlikte kabul edilen anayasalar içerisinde kamu personel hukukunun temel ilkeleri yer almıştır.

 Kamu personel hukukunun anayasal ilkeleri kitabın ilgili ünite ve alt başlıkları içerisinde irdelenecektir, Ancak burada, kamu personel hukukunun kuruluşunu ve genel ilkelerini düzenleyen 1982 Anayasası’nın 128, maddesi incelenecektir, 128, maddede, kamu personel hukukunun üç temel anayasal ilkesi yer alır.

Aslî ve Sürekli Görevlerin Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Tarafından Yürütülmesi İlkesi

1982 Anayasası’nın 128, maddesinden vücut bulan birinci ilke maddenin ilk fıkra­sında yer alır, Buna göre; “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tü­zelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hiz­metlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlile­ri eliyle görülür,”  

Anayasal ilke özünde, belirli görevlerin yalnızca belirli kamu görevlisi katego­rileri tarafından yapılmasını düzenlemiştir.

İlkenin Yer Bakımından Uygulama Alanı

İlkenin yer bakımından uygulama alanı istisnaya yer bırakmayacak biçimde devlet teşkilatının bütünüdür, Buna göre ilke “Devlet”, “kamu iktisadî teşebbüsleri” ve “diğer kamu tüzel kişileri”nde uygulanacaktır, Devlet teşkilatı içerisinde, bütün ku­rum ve kuruluşların bir tüzel kişiliğe bağlı olması kuralı çerçevesinde, bu tanımla­ma dışında kalacak kurumsal yapı bulunmayacaktır.

Genel İdare Esaslarının Anlamı

Memurlar ve diğer kamu görevlileri tarafından yerine getirilmesi zorunlu olan aslî ve sürekli görevlerin birinci önkoşulu hizmetin kamu tüzel kişiliği tarafından yürü­tülmesi, ikinci önkoşulu ise genel idare esaslarına göre yürütülmesidir, Genel ida­re esasları, kamusal yönetim usulleridir, Kısaca, kamu hukuku temelinde hizmetin görülmesidir. Bu usulün tersi ise özel idare usulleridir. Özel idare usulleri, esas ola­rak kamunun özel hukuka bağlı işyerlerindeki usullerdir.

Aslî ve Sürekli Görevler

1982 Anayasası, zorunlu olarak memurlar ve diğer kamu görevlilerince yürütecek hizmetlerin aslî ve sürekli olması koşulunu kabul etmiştir. Ancak yukarıda gördü­ğümüz gibi Anayasa, ilkenin uygulama yeri olarak devlet teşkilatının bütününü ön­görmüş ve devlet tarafından yürütülen bütün kamu hizmetlerini genel idare esas­ları kavramı içerisinde konumlandırmıştır.  

Anayasal ilkeye ilişkin bir diğer nokta, aslî ve sürekliliğin kamu hizmetlerine ilişkin bir nitelik olmadığı, yasa ile ihdas edilmiş bütün kamu hizmetlerinin ge­rektirdiği görevlere ilişkin olduğudur. Anayasal ilkenin özü burada yatmaktadır. Devlet teşkilatı içerisinde, ihdas edilen bütün kamu hizmetlerine ilişkin aslî ve sürekli görevler bulunmaktadır.   

Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde hangi görevlerin aslî ve sürekli, hangile­rinin tali ve geçici olduğu 1982 Anayasası’nın kabulü sonrasında tarihsel olarak değişmiştir.  

İlkenin 1982 Sonrası Uygulaması

İlkenin uygulanması, 1980’lerden başlamak üzere farklılık arz etmiştir. 1980’lerin ikinci yarısında Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan Yardımcı Hizmetler Sını- fı’nın yürüttüğü görevler tali ve geçici görülerek, memurlar tarafından yürütülmesi yerine piyasada satın alınabilir kılınmıştır.  

Böylece tarihsel süreç içerisinde ilkenin yasa koyucu ve idare tarafından son derece farklı biçimde yorumlandığını, statü hukukuna bağlı görev yapan personel tarafından yürütülmesi zorunlu olan aslî ve sürekli görevlerin 30 yılda daralma yo­luna girdiğini tespit etmek mümkündür.  

 

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Özlük İşlerinin Yasa ile Düzenlenmesi İlkesi

1982 Anayasası’nın kamu personel hukukuna ilişkin ikinci temel ilkesi, 128. mad­denin ikinci fıkrasından ortaya çıkar. Fıkranın pozitif hükmüne göre, “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. An­cak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.”  

 1982 Anayasası’nın kamu personel hukukuna ilişkin bu temel ilkesinin sözel (lâfzî) yorumu açıktır, Anayasa’ya göre, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin sta­tülerinin bütün öğeleri yasama organı tarafından yasa formunda düzenlenebilir,

İlke ile ilk olarak, statünün düzenleyici öznesi yasama organı olarak belirlen­miştir, Burada, yasama dışında hiçbir organ herhangi bir biçimde memurlar ve di­ğer kamu görevlilerinin statülerini düzenleyemez kuralı ortaya çıkmaktadır.

İkinci olarak, yasama organına takdir hakkı tanınmayarak, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin rejimlerinin bütün öğelerinin yasa konusu olması hüküm altı­na alınmıştır.

Üçüncü olarak, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin statüleri “yasa” tipi hu­kuk formu ile düzenlenebilir, Buradan ilkenin hukuki nedenselliğini görmemiz mümkündür.

Dördüncü olarak, 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile hükme “malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır” cümlesi eklenerek me­murlar ve diğer kamu görevlilerinin statülerinin yasa ile düzenlenmesi ilkesine bir istisna getirilmiştir.  

İlkenin 1982 Sonrası Uygulaması

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin statüsünün yasa ile düzenlenmesi anayasal ilkesi, Anayasa’nın kabul edilmesinden hemen sonra aşınmış ve ilke “kanun hük­münde kararnameler (KHK) eliyle düzenlemeye” dönüşmüştür. Bu doğrultuda ya­sama, kabul ettiği yetki yasaları ile bu ilkenin ortadan kalkmasına cevaz vermiştir. 1983-1990 yılları arasında neredeyse kesintisiz biçimde kamu personel hukuku alanı KHK’larla düzenlenmiştir.  

1983-2011 yılları arasında kamu personel hukuku alanı ile ilgili 17 yetki yasası kabul edilmiştir. Bu yetki yasalarına dayalı olarak doğrudan kamu personel huku­ku ile ilgili yaklaşık olarak 120’nin üzerinde KHK çıkarılmıştır.

Kamu Personel Hukuku Alanında Mutlak Olarak Yasa ile Düzenlenmesi Gereken Alanlar

Yasa ile düzenlenme ilkesi, yukarıda açıklandığı üzere, 1980’den sonra daha çok KHK’larla düzenleme ilkesine dönüşmüştür. Ancak, Anayasaya göre, KHK’larla dü­zenleme yasağı bulunan alanlar bulunmaktadır. Buna göre, Anayasa’nın siyasi haklar ve ödevler bölümü olağan durumlarda KHK’larla düzenlenemez.  

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat