Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
HUK401U-VERGİ HUKUKU DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
HUK401U-VERGİ HUKUKU DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİNE VE DİĞER DERSLERİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETLERİNE ULAŞABİLİR AÖF ÇIKMIŞ SORULARI, DERS ÖZETLERİNİ VE AÖF YARDIMCI KİTAPLARI ONLİNE SİPARİŞ VEREBİLİRSİNİZ.

VERGİ HUKUKUNUN HUKUK BÜTÜNÜ İÇİNDEKİ YERİ, KONUSU, DALLARI VE TANIMI

Vergi Hukukunun Hukuk Bütünü İçindeki Yeri

Hukuk kavramı,toplumun ilişkilerini düzenleyen ve yaptırımlarla desteklenmiş kurallar bütünüdür. Hukuk normları zamana ve topluma göre değişiklikler gösterebilir.

Hukuk bilimi, özel hukuk ve kamu hukuku olmak üzere iki ana dala ayrılır. Bunlardan birincisi tarafların eşit durumda bulunduğu; ikincisi ise devletin egemenlik gücünden kaynaklanan ilişkileri düzenlemektedir.

Vergi hukuku, bir yanda devletin (veya diğer kamu kuruluşlarının) diğer yanda kişilerin yer aldığı vergi ilişkisini incelemektedir. Bu yüzden vergi hukuku bir kamu hukuku dalı sayılabilir.

Vergi Hukukunun Diğer Hukuk Dalları İle İlişkisi

Bir kamu hukuku dalı olan vergi hukuku, kamu hukuku içinde yer alan; anayasa hukuku, idare hukuku, devletler umumi hukuku ve ceza hukuku gibi diğer hukuk dalları ile ilişki içindedir.

Vergi hukuku kamu hukuku ile olan yoğun ilişkisi yanında bazı durumlarda özel hukukun (medeni hukuk, borçlar hukuku, ticaret hukuku gibi) kavram ve müesseselerinden de yararlanmaktadır.

Vergi Hukukunun Konusu

Vergi hukukunun konusuna;

- Vergi, resim, harç, fon gibi isimlerle alınan çeşitli kamu gelirlerinin tarh-tahakkuk-tahsili,

- Vergi suçları ve cezaları,

- Vergilendirme sürecinde çıkan uyuşmazlıkların çözümü gibi konular gir­mektedir.

Vergi hukukunun, maliye hukukuyla karıştırılmaması gerekmektedir. Maliye; kamu gelirlerinin yanında kamu harcamalarını da incelemektedir.

Vergi Hukukunun Dalları

Vergi hukuku kendi içinde vergi ceza hukuku, vergi icra hukuku, vergi yargıla­ma hukuku, uluslararası vergi hukuku ve vergi usul hukuku şeklinde dallara ay­rılmaktadır.

Bunlardan vergi ceza hukuku, mükelleflerin yükümlülüklerine uymamaları du­rumunda karşılaşacakları yaptırımları düzenlemektedir. Cezalarla ilgili düzenleme­ler, esas olarak Vergi Usul Kanunu içinde yer almaktadır.

Vergi icra hukuku, devletin vergi alacağının güvence altına alınması ve ödenme­mesi durumunda uygulanacak önlemleri içermektedir.

Vergi Hukukunun Tanımı

Üç farklı görüş, vergi hukukunu şu şekilde tanımlamışlardı:

- Öncel/Kumrulu/Çağan vergi hukukunu “vergi ödevinin niteliğine, vergi borcunun doğması ve ortadan kalkmasına ilişkin maddi ve şekli hukuk ku­ralları bütünüdür” şeklinde tanımlamaktadırlar.

- Ş. Aksoy’a göre vergi hukuku “devletin hâkimiyet hakkına dayanarak almış olduğu vergi dolayısıyla ortaya çıkan, hak ve ödevleri düzenleyen ve vergi­nin hukuki esasını inceleyen objektif bir hukuk dalıdır”

- Nihayet A. Erginay vergi hukukunu “konusuna giren vergi kanunlarının ya­pısı, yorumu, yer ve zaman bakımından uygulanması, kaynakları, vergi borçlusu ve vergi alacaklısı, vergi ehliyeti, vergi suçları vb. inceleyen bir ka­mu hukuku koludur” şeklinde tanımlamıştır.

VERGİ HUKUKUNUN KAYNAKLARI

Vergi hukukunun kaynakları konusu; yasama, yürütme, yargı organından doğan kaynaklar ve diğer kaynaklar olmak üzere dört başlık altında incelenebilir.

Bu kaynaklardan bazıları asli (bağlayıcı, birincil) kaynak diğerleri ise yardımcı (bağlayıcı olmayan, ikincil) kaynak niteliğindedir.

Asli kaynaklar, yeni norm koyan; verginin konusunu, mükellefini veya oranını etkileyen, vergi idaresinin, vergi mükellefinin ve vergi mahkemelerinin uymak zo­runda olduğu kaynaklardır.

Vergi Hukukunun Yasama Organından Doğan Kaynakları

Vergi hukukunun yasama organından doğan kaynakları arasında Anayasa, ulusla­rarası vergi anlaşmaları ve kanunlar yer almaktadır.

 

Anayasa

Anayasa’mızda vergi konusuyla ilgili çeşitli hükümler bulunmaktadır. Burada bunlar­dan önemli gördüğümüz 2nci, 10. ve 73. maddelere değinilmesi ile yetinilecektir.

Türkiye’nin millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde bir hukuk devleti olduğu­nun altını çizen 2. madde, Devlete vergi yükünü vatandaşlar arasında adaletli ve dengeli bir şekilde dağıtma görevini yüklemiştir.

Evrensel ilkelerden biri olan hukuki güvenlik (hukuk güvenliği) ilkesi de Any, m, 2’de yazılı “hukuk devleti” ilkesinin bir parçasıdır, Bu ilke mükelleflerin vergi­lendirme ile ilgili kuralları önceden görüp bilip ona göre hareket etmeleri imkânı­nı sağlar, İki alt ilkeyi bünyesinde barındırır:

Verginin sadece kanunla konulabileceğine ilişkin 3. fıkrada “verginin kanunili­ği ilkesi” yer almıştır, Latincede “nullumtributum sine lege” (yasasız vergi olmaz) şeklinde ifade edilen bu kural, günümüzde evrensel bir ilke hâline gelmiştir.

Son fıkra ise Bakanlar Kurulunun bazı durumlarda, vergiyle ilgili düzenleme yapabilmesinin yolunu açarak kanunilik ilkesine bir istisna getirmektedir.

Uluslararası Vergi Anlaşmaları

Uluslararası vergi anlaşmaları ile farklı devletlerarasında ortaya çıkabilecekçifte vergilendirme sorunları giderilmeye çalışılmaktadır. Bu anlaşmaların yokluğu halinde ise sorun iç hukuka konulacak düzenlemelerle hafifletilmeye çalışılmaktadır.

Uluslararası vergi anlaşmaları, Anayasa’nın verdiği yetki ile yürütme organı ta­rafından yapılmaktadır. Yapılan anlaşma daha sonra yasama organının tasdiğine sunulmaktadır (Any. m. 90). Bunların yürürlüğe girebilmesi için de Cumhurbaşka­nının onayı gereklidir (244 sayılı Kanun, m. 3/1). Anayasa’nın 90. maddesinin 5. fıkrası, bu maddeye göre yürürlüğe konulan milletlerarası anlaşmaların kanun hükmünde olduğunu ve bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağını öngörmektedir.

Türkiye, özellikle gelir ve servet vergileri ile ilgili olarak çifte vergilendirmenin önlenmesi amacıyla çok sayıda ülke ile ikili anlaşmalar imzalamıştır.

Kanun

Herhangi bir verginin alınabilmesi için, o vergiyle ilgili bir kanun hükmünün bulunması gerekir.Bunun yanında bu vergi kanununun uygulanmasına o yılın bütçe kanunu ile izin verilmiş ol­ması zorunluluğu da bulunmaktadır.

Vergi Hukukunun Yürütme Organından Doğan Kaynakları

Bunlar arasında kanun hükmünde (gücünde) kararnameler, Bakan­lar Kurulu kararları, tüzükler, yönetmelikler ve genel tebliğler gibi kaynaklar yer almaktadır.

Kanun Hükmünde Kararnameler

Kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) ilgili temel hukuki düzenleme Anayasa’mızın 91. maddesinde yer almaktadır. Bu maddeye göre TBMM, Bakanlar Kuru­luna KHK çıkarma yetkisini bir kanunla verebilir. Kanun hükmünde kararname uygulaması, Anayasa’nın 7. maddesinde yer alan “yasama yetkisinin devredileme­yeceği” kuralının bir istisnasını teşkil etmektedir ve yürütme organının güçlendiril­mesi düşüncesinin bir ürünüdür.

Ancak aynı 91. madde sıkıyönetim ve olağanüstü hâller saklı kalmak üzere; te­mel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasi haklar ve ödevler hakkında kanun gü­cünde kararname çıkarılmasını yasaklamıştır. Dolayısıyla siyasi haklar ve ödevler arasında sayılan vergi konusunda da normal koşullarda KHK çıkarılması yolu ka­patılmış; bu konularda yasal düzenleme yapma yetkisi Yasama Organının tekelin­de bırakılmış olmaktadır.

Bakanlar Kurulu Kararlar>ı

Anayasa’mızın 73. maddesinin son fıkrasına göre:

“vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimle­riyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir"

Anayasa’nın bu hükmüne dayanılarak çeşitli yasalarda Bakanlar Kuruluna ver­gilerin matrah ve oranlarında değişiklik yapma yetkisi verilmektedir. Bakanlar Ku­rulu da bu yetkisini sıkça kullanmaktadır. Örneğin Katma Değer Vergisi Kanunu’nun (KDVK) 28. maddesi, katma değer vergisi oranının %10 olduğunu, ancak Bakanlar Kurulunun bu oranı %1’e kadar indirmeye ve 4 katına kadar artırmaya yetkili olduğunu öngörmektedir. Bakanlar Kurulu, farklı zamanlarda bu yetkiyi kullanarak, KDV oranlarında değişiklik yapmıştır. Diğer taraftan Harçlar Kanunu’nda da Bakanlar Kuruluna, maktu harçları 20 katına, nispi harçları ise bir katı­na kadar artırma konusunda yetki verilmiştir.

Bakanlar Kurulu kararları (veya kararnameleri) ile bundan önce sözünü ettiği­miz kanun gücünde kararnamelerin karıştırılmaması gerekir. Kanun gücünde karar­nameler, vergi hukukunda örneğine çok nadir rastlanan bir kaynak özelliğini taşı­maktadır. Bakanlar Kurulu kararı ise uygulamada çok sık başvurulan bir kaynaktır.

Bakanlar Kurulu kararları ile bundan sonra açıklamasını yapacağımız tüzük, yönetmelik gibi idari düzenlemeler hakkında, Anayasa veya kanunlara aykırı özel­lik taşımaları durumunda Danıştay'da iptal davası açılabilir (Dş. Kan. m. 24).

Tüzükler

Tüzükler, kanunların emrettiği hususları açıklığa kavuşturmak veya nasıl uygula­nacağını göstermek için, Danıştayın incelemesinden geçirilmek şartıyla, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılırlar (Any. m. 115).

Uygulamada vergi hukuku ile ilgili tüzük çıkarma yoluna, yasaların emrettiği hâllerde ender olarak başvurulmaktadır. Bu ender tüzüklere örnek olarak, “Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzüğü gösterebili­riz. Bu Tüzük, Emlak Vergisi Kanunu’nun 29 ve 31. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak 1972 yılında çıkarılmıştır.

Yönetmelikler

Yönetmelikler;Başbakanlık, bakanlıklar veya kamu tüzel kişileri tarafından ken­di görev alanlarını ilgilendiren kanun veya tüzüklerin uygulanmasını sağlamak için çıkarılmaktadırlar (Any. m. 124).

Tüzüklerin aksine, vergi mevzuatı ile ilgili çıkarılmış çok sayıda yönetmelik bu­lunmaktadır. Bu yönetmelikler, Maliye Bakanlığı tarafından bir kitap hâlinde ya­yımlanmıştır. Bunlara örnek olarak, “Sakatlık İndiriminden Yararlanacak Hizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tespit Şekli ve Uygulanması Hakkında Yönetme­liği” verebiliriz. Bu Yönetmelik, Gelir Vergisi Kanunu’nun 31. maddesinin verdiği yetkiye binaen Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ortak çalışması sonucunda çıkarılmıştır.

Yönetmelik ve Bakanlar Kurulu kararı şeklindeki düzenlemelere tüzüklere na­zaran daha fazla başvurulmasının nedeni, bu düzenlemelerin çıkarılma yönteminin daha basit ve çabuk olmasından kaynaklanmaktadır. Örneğin, yönetmeliklerin ve Bakanlar Kurulu kararlarının çıkarılmasında, tüzükler için zorunlu olan Danıştay incelemesinden geçirilmesine gerek yoktur. Diğer taraftan, tüm bakanların bir ara­ya gelmesini gerekli kılan tüzüklerin aksine, yönetmelikler gerektiğinde tek bir ba­kanlığın iradesiyle çıkarılabilmektedir.

Genel Tebliğler

Genel tebliğler, esas olarak vergi kanunlarını açıklayan, yorumlayan metinlerdir. Vergi mevzuatının sık sık değişmesi karşısında, Maliye Bakanlığı da yeni düzenleme­lerle ilgili genel tebliğler yayımlayarak vergi idaresini ve mükellefleri aydınlatmakta­dır.

Çeşitli kanunlarda Maliye Bakanlığına düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

Bakanlar Kurulu kararları, tüzükler ve yönetmeliklerde olduğu gibi genel teb­liğler de Danıştayın denetimine tabidir, Yasalara veya hiyerarşik olarak daha üst sı­ralarda yer alan düzenlemelere aykırılık taşımaları hâlinde, Danıştayda iptal dava­sına konu olabilirler.

Muktezalar (Açıklama, Özelge), Sirkülerler, Genelgeler ve Genel Yazılar

Maliye Bakanlığı muktezaları ve sirkülerleri ile ilgili hukuki düzenleme Vergi Usul Kanunu’nun 413. maddesinde yer almıştır. “Mükelleflerin İzahat Talebi” başlığını taşıyan bu madde mükelleflere, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığından ver­gi durumları ile ilgili tereddüt ettikleri konularda açıklama isteme hakkını vermiş­tir. Yapılan bu açıklama münferit yani sadece görüş isteyen kişiye yönelikse mukteza (özelge) adını almaktadır.

Yine yürütme organından doğan kaynaklar arasında yer alan genelgeler ve ge­nel yazılar yoluyla, Maliye Bakanlığı bazı konularda kendi teşkilatına yönelik açık­lamalar yapmaktadır.

Vergi Hukukunun Yargı Organından Doğan Kaynakları

Bu grup kaynaklar arasında da Anayasa Mahkemesi kararları, Danıştay içtihadı bir­leştirme kararları ve diğer yargı kararları yer almaktadır.

Anayasa Mahkemesi Kararları

Anayasa Mahkemesi,yürürlüğe konulan vergi kanunlarının Anayasa’ya uygunlu­ğunun denetimi açısından önemli bir görev ifa etmektedir. Kanunların Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla dava açma hakkı, Anayasa’nın 150 ve 152. maddesinde sa­yılan kişi ve kuruluşlara verilmiştir.

Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararları

Danıştayın farklı dairelerinin veya aynı dairesinin benzer konularda değişik karar vermeleri durumunda, bir üst Kurul olan İçtihadı Birleştirme Kurulu toplanarak ay­kırılığı gidermekte ve yeni bir karar almaktadır (Dş, K, m, 39), Örneğin Danıştay 4, Dairesi diş protezciliği faaliyetinin ticari kazanç olduğu yönünde; 3, Dairesi ise ay­nı faaliyetin serbest meslek faaliyetine girdiği yönünde farklı tarihlerde kararlar vermişlerdir, Bunun üzerine toplanan Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu, bu fa­aliyetin serbest meslek kazancı olduğunu kararlaştırarak aykırılığı gidermiştir,

Diğer Yargı Kararları

Bu kararlara örnek olarak da Danıştayın Vergi Dava Daireleri Kurulu kararlarını veya Daire kararlarını verebiliriz, Bölge idare mahkemesi ve vergi mahkemesi ka­rarları da bu grup kaynaklar arasında yer almaktadır, Danıştayda, bölge idare mah­kemelerinde ve vergi mahkemelerinde davaların görülmesi konusu çalışmanın se­kizinci bölümünde incelenmektedir.

Diğer Kaynaklar

Bu son grup kaynaklar arasında da uygulamadaki etkisi çok daha sınırlı olan; dok­trin, örf ve adet gibi bazı kaynaklar yer almaktadır,

Doktrin (bilimsel öğreti);konuyla ilgili kişilerin, çeşitli vergi sorunları hak­kında ortaya koydukları yorum ve düşünceleri kapsamaktadır, Bu düşünceler sis­tematik eserler, tezler, raporlar, izahlar (örneğin VUK ve GVK izahları) gibi çeşitli isimler altında açıklanabilmektedir.

Örf ve âdetlerinvergi hukukunda kaynak olma özelliği son derece sınırlıdır.

VERGİ KANUNLARININ ZAMAN, YER VE ANLAM BAKIMINDAN UYGULANMASI

Vergi Kanunlarının Zaman Bakımından Uygulanması

Vergi kanunlarının zaman bakımından uygulanması konusu; vergi yasalarının yü­rürlüğe girmesi, yürürlükten kalkması nasıl olacaktır sorusuyla ilgilidir, Kabul edi­len mevzuatın hangi tarihten itibaren yürürlüğe gireceği, genel olarak aynı kaynak­lara konulan hükümlerle belirlenmektedir,

Vergi Kanunlarının Yer Bakımından Uygulanması

Vergi kanunlarının yer bakımından uygulanması; bir ülkede mevcut vergi hukuku kaynaklarının uygulanacağı coğrafi sınırlar ve kişiler ile ilgilidir. Bu konuda vergi kanunlarının mülkiliği ve şahsiliği olmak üzere iki ilke esas alınmaktadır. Kanun­ların mülkiliği (yerselliği) ilkesi,devletlerin coğrafi sınırları içinde yaşayan (kendi tabiiyetinde olsun veya olmasın) herkesten, kanunların şahsiliği (kişisel­liği) ilkesiise devletlerin tabiiyetinde olan (kendi sınırları dışında yaşasa bile) her­kesten vergi almak istemesini ifade etmektedir.

Daha önce değindiğimiz gibi, bu iki ilkenin bir arada uygulanması çifte vergi­lendirme sorununu ortaya çıkarabilmektedir. Bu sorun, ya ülkeler arasında imza­lanan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ile ya da tek taraflı olarak iç huku­ka konulan hükümlerle çözülmeye çalışılmaktadır.

Vergi Kanunlarının Yorumu

Yorum, tüm hukuk dallarında başvurulan bir yoldur. Yorum yoluyla, kanun koyu­cunun gerçek iradesi anlaşılmaya çalışılır. Yasa metninin anlaşılmasında bir sorun yoksa yoruma da ihtiyaç duyulmayacaktır. Ancak gerçek hayatta ortaya çıkan olay­ların karmaşıklığı, yasa metinlerinin yorumunu gerekli kılabilmektedir. Örneğin vergi hukukunda kullanılan; gelir, sermaye, gider, sözleşme gibi kavramların anla­mı, mükellefle vergi idaresi arasında çoğu kez uyuşmazlıklara yol açmaktadır.

  Yorum;yapanın kimliğine göre yasama yorumu, idari yorum, yargısal yorum ve bilimsel yorum şeklinde türlere ayrılmaktadır. Ülkemizde yasama yorumu, ka­nun koyucunun yargı organını etkileyebileceği endişesiyle 1961 Anayasası ile kal­dırılmıştır. Vergi idaresi, yayımladığı genel tebliğler veya muktezalar yoluyla yo­rum yapabilmektedir. Vergi uyuşmazlıklarına bakan mahkemeler, yine baktıkları konularla ilgili mevzuatı yorumlayabilmektedirler. Bilim adamları da vergiyle ilgili çeşitli konularda görüşlerini açıklayarak aynı amaca hizmet etmektedirler.

 

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat