Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
İKT302-BİLGİ EKONOMİSİ DERSİ ÖZETİ
İKT302U-BİLGİ EKONOMİSİ DERSİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ

1. ÜNİTE - BİLGİ TOPLUMU VE ÖZELLİKLERİ

Uygarlığın ve toplumun içinde bulunduğu çağ bilgi çağıdır. Toplumsal yapılanmaya da Bilgi Topluluğu denir. İnsanlığın yaşadığı doğa algısı ve dünya görüşündekiköklü değişimler ile uygarlık yolundaki paradigmal sıçrama “Bilgi Toplumu” olarak şekillendi. İlkel toplumlarından bugünün bilgi toplumunauzanan süreç; insanların düşünme, dünya görüşü, bilgi birikimi ve teknolojik algılarında köklü değişim ve paradigmal sıçramalara dayalı olarak yapılanmıştır. İnsan genetiği %99 şempanzelerler aynıdır. Her ikiside sosyal guruplar halinde yaşarlar. Yüksek zeka ve sorun çözme yeteneğine sahiptir. Fakat Mithen e göre aralarında 3 önemli fark vardır.

Bilgi Birikimi, Dünya Görüşü ve Teknoloji İlişkisi

Teknoloji, in­san zihninde biriken bilginin, organize biçimde doğaya uyarlanması olarak, öz­de düşüncedir. Teknoloji, sistematik veya bilimsel bilginin belli amaç­lar için organize olmuş ve birikmiş durumudur.

İnsan zihni ile doğa arasındaki etkileşim ilişkisinin yarattığı algılamalar, dünya görüşümüzü ve bilgi birikimimizi şekillendirir.

Teknoloji aletlerle ilgili de­ğildir; insanın çalışma biçimi ile ilgilidir. Aynı şekilde insanın yaşama biçimi ve dü­şünme biçimi ile ilgilidir. "Teknoloji insanın bir uzantısı olduğu içindir ki teknolo­jideki temel değişme, her zaman hem dünya görüşümüzü ifade eder hem de dün­ya görüşümüzü değiştirir". Alet ve edevatlar teknolojinin kendisi olmayıp ancak bilimsel bilgiye maddi biçim ve şekil veren unsurdur.

Uygarlığın gelişim sürecinde gündeme gelen köklü düşün­sel, bilişsel ve teknolojik yenilikler birlikte, yaşam biçimimiz, doğa ile ilişkimiz ve düşünce sistemimiz sürekli yenidenşekillenir.

Birikmiş bilgi­nin öğrenilmesi ve özümsenip kullanılması mevcut teknolojinin pratik kullanımıy­la ilgilidir. Mevcut bilginin arttırılması; bilimsel araştırma, teknolojik gelişme ve ye­nilikle ilgilidir.

İnsan, Doğa ve Teknoloji Bağlamında "İlk-el" ve "Geleneksel" Paradigmalar

İlkel insanının doğaya egemenliği, iki önemli gelişme ile başlar: Homo-erectus olarak iki ayak üstünde yürümesi; el ve parmaklarını doğaya müdahale yönünde kullan­ması. İnsanın, zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak ama­cıyla, sistematik olarak kullandığı ilk araç eli ve parmaklarıdır. Daha sonra konuşmaya başlaması, bilgi paylaşımı, bu bilgilerin düşünülmesi, birlikte iş yapma yeteneği insanları diğer canlı ve hayvanlardan ayrışmasını sağladı. İnsanın ürettiği ilk teknoloji, "el-teknolojisi" olup; "İlkel toplum" yapısının şekillenişini yönlendirdi. İnsanın eli, insanın düşünce ve bilgisini uygulamak için kullandığı ilk aktarım aracıdır. İlkel ve geleneksel teknolojileri kullandığı dö­nemlerde insanların doğa ile ilişkisi, doğanın pratik gözlemlenmesine dayanır. . Ta­rım toplumlarında, ekonomik üretim ağırlıklı olarak kapalı ev ekonomisine dayalıdır.

Logos'un Evriminden Bilimsel Paradigmalara

Doğanın pratik gözlemlenmesi yerine, doğanın insan aklı ile açıklama arayışı ilk çağların Ege Uygarlığı'nda, İyonya'da başlamıştır. Doğanın insan aklı ile açıklama çabası, uygarlık tarihinde mitolojik düşünceden, akli düşünceye, yani "mitos" dan "logos" a geçiştir. AbderalıDemokritgözlenen doğadaki en küçük parçacık olan "atom" kavramını bize kazandırdı.

İnsan aklının yeniden, ikinci kez keşfi, yeniden doğuş anlamına gelen Rönesans ile gerçekleşti. Rönesans ile insan aklının sadece kötüye ve günaha değil; iyiye ve güzele de çalıştığı keşfedildi. Rönesansı ya­ratan İtalyan kentlerinde İlk Çağ ve bilgelikyeniden keşfedildi. "İnsan isterse her şeyi yapabilir" tümcesi Rönesansın ideal insanını ifade ediyordu. Rönesans düşüncesiyle, yerküre merkezli evren düşün­cesinden, Kopernik'in güneş merkezli evren anlayışına geçildi. Keep-ler, Galilei ve F. Bacon Rönesans düşüncesinin yaratıcılarıydı. NewtonMekaniğin yasalarıyla ilk bilimsel devrimin ilkelerini ortaya koymuştur. Aydınlanmanın düşünür ve filozofla­rı, doğa ve evrenin akıl yoluyla kavranabileceğini, açıklanabileceğini ve bu yolla insanların özgürlük ve mutluluğa erişebileceğini savundular.

  1. İnsan aklının yeniden, ikinci kez keşfi, bu defa, yeniden doğuş anlamına gelen Rönesans ile gerçekleşti.
  2. Sanayi toplumunun temelinde, doğa ve evrenin işleyiş yasaları olarak, akıl ürünü, nedenselliğe dayalı Newtongil mekanik mantık ilişkileri yatar.
  3. Doğa, evren veya toplum bütünü; kesin, değişmez, statik, mekanik ve tek yönlü neden-sonuç ilişkisi içindeki işleyişe dayalı yasalarla açıklanır oldu.

İlk Bilimsel Devrim: Newtongil Paradigma ve Sanayi Toplumu

Aydınlanma düşüncesi ile yaratılan sanat, bilim ve teknoloji ekonomik, politik, sosyal ve kültürel yapıların kökten değişme­sine yol açtı. Geleneksel tarım toplumları yerine, giderek ticaret, bankacılık ve sa­nayi alanındaki gelişmelerin arkasından sanayi toplumunun yapılanışını devreye soktu. Sanayi toplumunun temelinde, doğa ve evrenin işleyiş yasaları olarak, akıl ürünü, nedenselliğe dayalı Newtongil mekanik mantık ilişkileri vardır. Newton'un Principia adlı eseri Mekaniğin 3 temel yasası ile bilim tarihinde İlk bilimsel devrimi ve ilk bilimsel paradigmayıortaya çıkardı. Artık insanlık, doğanın işleyiş yasalarını aklı ile bilimsel yasalar olarak açıklıyor; onun işleyiş tekniğini keşfediyor ve yaşamına teknoloji olarak uyguluyordu.

Sanayi toplumunda ekonomik üretim evden, makine parkı şeklinde organize olan fabrikalara taşındı.

Newtongil Mekanik paradigmada doğa ve toplumun işleyiş modeli "makine" imajında somutlaşır. Böylece doğa, evren veya toplum bütünü; kesin, değişmez, statik, mekanik ve tek yönlü neden-sonuç ilişkisi içindeki işleyişe dayalı yasalarla açıklanır oldu.

İkici Bilimsel Devrim:Kuantum Paradigması

20. yy başlarında başlamıştır. Bi­lime yeni bir anlayış, yeni bir bakış açısı getirerek, doğa ve evrenin algılayış, ana­liz ve araştırma yöntemlerinin İkinci Bilimsel Devrim olarak, değişmesine neden oldu. Atomdan atom altının yapı ve işleyişini çözümlemeye yönelen bilim anlayışı gelişti. . Atom altında enerjinin açığa çıkışı sürekli değil, tanımlanmış miktarlar (kuanta-lar) şeklinde gerçekleşiyordu. Kuantum paradigmasında, çok sayıdaki karmaşık ilişkilerin, karşılıklı interaktif etkileşimli bir bütün olarak ele alınması, karşılıklı etkileşim ilişkilerinin bir ağ ve sistem oluştur­masını; bu sistemin zaman ve mekân boyutlarında kazandığı işlerlik ise süreç dü­şüncesini gündeme getirdi. Neden-sonuç bağlan­tıları yerine, dünden bugüne gelen ve bugünden geleceğe uzanan sistem, yapı­lanma ve süreç işleyişlerinin bağlantılarını bulup, bu bağlantıların oluşturduğu davranış kalıplarını keşfetme görevini öne çıkardı. . Fizik, mekanik ve elektronik dışındamikro-elektronikte yaşanan sıçrama ile mikrobiyolojide DNA şifrelerinin kodlarının çözül­mesi genetikte yeni uygulamalar teknolojik ürünleri devreye soktu.

Kuantum düşüncesine dayalı bilimsel bilginin ilk uygulama alanı mikroelektronik oldu. Bu uygulamalar bigisayarda başlayıp enformasyon ve iletişim alanında kendini gösterdi.

BİLGİ VE BİLGİ TOPLUMUNUN TANIMI

Toplumsal bü­tünün organizasyon, yapılanış ve işleyiş süreçlerinin bilginin işlev ve özelliklerine göre şekillendiği yeni toplum biçimidir. Bilgi toplumunun temelindeki teknolojik dönüşüm öncelikle enformasyon ve iletişim teknolojileri ile başlamasından dolayı birçok yazar başlangıçta "Enformasyon Toplumu"kavramını kullandılar. Polanyi ve Nonaka'ya göre bilgi, örtük veya açık bilgi olarak gündeme gelir. Açık bilgi; kitap, kaynak, belge, rapor ve veri tabanların­da işlenip kaydedilerek aktarılabilen bilgidir. Örtük bilgi ise çalışanların beyninde uzmanlık bilgisi olarak var olan bilgidir. Bilgiye uzanan yolda önce sinyaller ve duyumlar yer alır. Bunların derlenip toparlanması "verileri" oluşturur. Veriler potansiyel enformasyonlardır. Veriler belli bir çevrede, belli gruplandırma ve hesaplar yaparak düzeltme ve ilişkilendirmeler yoluyla enformasyona dönüştürülür. Ancak bu şekilde elde edilen enformasyonlara bi­lişsel bir çerçeve çizerek ya da bağlam oluşturarak bilgiye dönüştürülebilir. Zi­ra bilgi, bilimsel ve bilişsel çerçeveye oturtulmuş enformasyon olması nedeniyle uygulanabilir bilgiye dönüşebilir. Kullanılabilir olan bilgi, işe yarar olan ve harekete geçen bilgidir.

  1. Bilgi, işe yaramak için harekete geçmiş olan bilişsel bir bağlam ve sistematik kazandırılmış enformasyondur.
  2. Bilgi Toplumu:Enformasyon ve bilişim altyapı donanımlı ve insan merkezli sosyal ağ örgütlenmesi içinde, bilişsel bilginin yoğun kullanımı ile teknolojik, ekonomik, politik, sosyal ve kültürel, sistem, yapı ve süreçlerin; küresel, ulusal ve yerel ölçekte interaktifetkileşimli olarak şekillenip örgütlendiği toplum biçimidir.

BİLGİ TOPLUMUNUN YAPILANIŞI: ORGANİK AĞLARDA ETKİLEŞİM

Toplumsal analizler hangi düzeyde ele alınırsa alınsın, bunların mer­kezinde insan unsuru yer alır .Bir sistem analizde temel unsurlar ;

İçsel tutarlılık, sistemin başarısında ön koşul niteliğindedir. Sistemin içsel ilişkilerinin dü­zeyi ve yapısı sistemin işlerliği açısından; sistemin dışsal ilişkilerinin varlığı veya yokluğu açık ve kapalı sistem olması açısından önem taşır. Canlı sistemler sürekli kendi kendini yaratan, yenileyen ve yapıla­nan sistemlerdir. İnsan davranış ve kararla­rı, uzun toplumsal evrim süreci içinde şekillenen temel ihtiyaçları gidermeye yöne­lik işlevleri üstlenirler:

Toplumsal bütün ekonomik, politik, sosyal, kültürel ve teknolojik olmak üzere beş sistemin bütünleştiği bir yapılanmadır.

Toplumsal bütün tüm alanları ve içeriği ile yeni­den yapılanıyor ;

Bilgi toplumunu yaratan teknolojiler:Mikroelektronik, mikrobiyoloji, yeni malzemeler, nanoteknoloji.

Teknolojide Yeni Beklentiler:Bilgisayar bilimi, biyoteknoloji, yapay zekâ ve nanoteknolojinin hepsi özünde kuantum teorisinden yararlandı. Elektronikte ışığın kullanılması "optoelektroniği" yarattı. Optoelektronik, bilgisayarlarda mikroskobik lazer ışığı içeren çiplerin kullanımı söz konusudur. Elektronların yerine geçen fotonlar en küçük ışık enerjisi birimidir. lazer ışığına yüklenebilecek bilgi miktarı sınırsız olup, fiber optik kablo sayesinde tek frekansta bile 10 üzeri 11 bit bilgi aktarılabiliyor. Çok daha ileri aşamada nesneleri zihin gücü ile kontrol etmenin (telekinetik) gündeme gelmesi bekleniyor. 21. yy da akıllı robotlarla, yani DNA çipleri sayesinde, sağlığımızı sürekli kontrol eden robot hekimlerimizin olması bekleniyor. Biyoteknolojide gerçekleştirilen buluşlarla, iste­nilen nitelikteki bitki, hayvan ve insan tiplerinin yaratılabileceği düşünülüyor.

İnsan beyninde değişik bilgileri depolayarak; erken yaşlarda, bilgi ve beceri düzeyinin hızla geliştirilmesi düşünülüyor. Ayrıca gen ve nanotek­nolojilerisayesinde yapay organlarla, doğal organların kalıtımıyla uyum yetersiz­liğini giderici gelişmeler bekleniyor. Uzay yolculuğunu gerçekleştirecek kontrol sistemlerinin geliştirilmesi bekleni­yor.

BİLGİ TOPLUMUNUN BİLİŞİM ALTYAPISI

Bilişim altyapısı, bilişim teknolojisinin, bilgiyi toplamak, iletmek, işlemek, değer­lendirmek, dağıtmak ve yaymak için oluşturduğu ağ sistemleri donanımını kapsar. Altyapı donanımı önce sınırlı bir alanda, daha sonra bölgesel ve ulusal bir düzeyde, üçüncü aşamada ise küresel düzeyde kulla­nımı devreye girmektedir. Bilişim iletişim altyapı donanımının zaman ve mekân boyutları içinde, "ağ sistemleri" olarak gerçekleştirilmesi, ağırlıklı olarak kamusal altyapı yatırımlarınıgerektirir. Ancak, kamusal altyapı ağ sisteminden yararlanmak için, özel birimle­rin kendilerinin, tamamlayıcı yatırım ve donanımlar ile sisteme katılmaları gerekir. Bilgi toplumunun temel ürünü olan bilginin dağıtım ve paylaşımı, bilgi iletişim sistemlerinin niteliği nedeni ile kitlelere, daha yoğun, daha kolay, daha ucuza açılabilir. Bilişim ağ sisteminin varlık nedeni ve fonksiyonu; "bilgi ve iletişim akışını" ve "aktarımını" sağlamaya yöneliktir.

BİLGİ TOPLUMUNUN TEMEL ALANLARINI YAPILANIŞI

Toplumsal bütünü oluşturan teknolojik, ekonomik, sosyal, politik ve kültürel alanlar bir biri ile ve bunların çevresini oluşturan küresel yapılanma ile yine karşılıklı etkileşim ilişkisi içinde yeniden yapılandı, örgütlendi ve şekillendi. Bilgi; üretirken de tüketirken de paylaşırken de çoğalan, paylaşımla siner­ji yaratan, kapalılığı kabul etmeyen, akışkanlığı yüksek, üretim sürecinde insanın yabancılaşmasına değil, tam aksine insanla bütünleşik olarak, insanın kendini ge­liştirmesine ve kendini aşmasına hizmet eden bir üretim faktörüdür. Sürekli yeni bilgi üretimi, sürekli yenilik demektir. Sürekli yenilik üreten, yenilikçi girişimciliğe dayalı, Yenilikçi Piyasa Ekonomisi ortaya çıktı. Bilgi toplumuyla birlikte; ekonomik alan­da; ortaklaşa rekabete dayalı yenilikçi piyasa sistemi; politik alanda örgütlü, katı­lımcı demokrasi; kültürel alanda çok kültürlü kozmopolit postmodernist kültürel sistem; sosyal alanda iş birliğine dayalı, sinerji yaratmaya yönelik sosyal sistem devreye girdi.

Ekonomik Alanda Yenilenme: Bilgi Ekonomisi:Bilgi çağı sermayenin önemini ikinci plana ite­rek, bilgi bazlı bir ekonomik örgütlenme ve yapılanmayı öne çıkardı. Bilgi, artık en önemli üretim faktörüdür. Bilgi dinamiktir, yenilikçidir. Günü­müzde etkin işlerlik gösteren ekonomik sistem, piyasa ekonomisidir. Bilgi toplumunun yenilikçi piyasa sistemi, bireysel inisiyatif, girişimcilik öz­gürlüğü ve yenilikçi rekabeti esas aldığı için "serbest"; kişisel çıkarlar yanında iş bir­liği ve ekip çalışmasını ile grupsal çıkarları devreye soktuğu için "sosyal"; hatta ye­nilikçilikle "çevre" sorunlara daha kolay çözüm ürettiği için "ekolojik" bir sistemidir. . Bilgi toplumunda yeniliklerin üretildiği mekânlar, araştırma ve geliştir­me kurumları ile üniversiteler ve teknoparklardır.

Sosyal Alanda Yenilenme: Sinerjik Toplum:Bilgi toplumunun idealize ettiği insan kişiliği, sadece mekanik aklı değil, geleceğe yönelik sezgisel zekâsını da kullanarak yenilikçi ve yaratıcı olan insan kişiliğidir. Bilgi toplumunun eğitimli insan kişiliği, bilişsel öğrenmeile kendi kendini sürekli yenileyebilen, kendi aklını kulla­nabilme yeteneğine sahip bir insan tipidir. Aynı zamanda iş birliği ve ekip çalışma­sına yatkın, katılımcı ve sosyal sorumluğu olan bir kişiliktir.

Uzmanlaşmanın artması ve herkesin ken­di uzmanlık alanı olması, üstelik bunlar arasındaki iş birliği, işletme başarısı için sinerjik etki yaratıyor.

Çıkar ve değer zıtlıklarının yarattığı gerilim ortamını sağlıklı sosyal ilişki­ler ortamına dönüştürmenin yolu ise sosyal uzlaşmadan geçer. Sosyal uzlaşma ile toplumsal barış sağlanabilir.

Politik Alanda Yenilenme: Katılımcı Demokrasi:Sanayi toplumunun insanlığa en büyük armağanlarının başında parlamenter de­mokrasi gelir. Ancak, demokrasi fikrinin altında yatan en öncelikli değerler kişisel özgürlük ile seçme öz­gürlüğüdür. Bunları güvence altına almanın temel yöntemi de demokrasidir. Demokrasi ise eşit ve özgür insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen bir yöntemdir. Demokrasi, daha da etkinleştirilme ihtiyacı için amaç; iktidar olmak için araç ancak toplumsal so­runları çözmek için bir yöntemdir. Özgür insanların, kendileriyle ilgili her düzey­deki süreçlere, örgütlü olarak daha yoğun katılımı; temsili parlamenter demokrasi­yi katılımcı demokrasiyedönüştürdü. Katılımcı demokrasi, kişisel düzeyden toplumsal düzeye kadar her düzey­de gündeme gelen ve bu özelliği nedeniyle yerelleşen ve kurumlaşan bir yöntem­dir.

Katılımcı demokrasi uluslar üstü ve küresel düze­ye doğru genişleyen bir süreç olma özelliği de gösteriyor.

Kültürel Alanda Yenilenme: Kozmopolit Kültür:Küreselleşme sürecinde yer almak isteyen ül­ke ve kültürlerin bir arada yaşaması, yani daha üst düzeyde çoğulcu bir küresel kül­tür yaratmaları, kendi alt kültürlerini korumaları sayesinde mümkün olabilecektir. Her toplum gibi, toplumumuzda kapalı alt kültürler, sosyal gruplar ve kişiler düzeyinde var olan bağnazlığı kırmanın yolu, değer yargılarında çoğulculuğu ve bu nedenle hoşgörüyü yaygınlaştırmaktan geçer. İnançlara, değerlere veduygulara dayalı bugünkü dünya gö­rüşümüz bu özellikleri nedeniyle daha çok gelenekçidir. Bu yüzden herkese göre değişen ama kendisi için mutlak olan inançlar ve değerler manzume­sine göre davranışlarını belirler. Bil­gi toplumunun sinerjikbaşarısı, birbirine açık, karşılıklı etkileşen, yaratıcı bir eyle­me dayanır.

Toplumsal Alanların Birlikteliği ve İnteraktif Etkileşimi:Değişim ve uyum sürecine en geç katılan ve en son tepki veren toplumsal alan kültürel alandır. Çünkü insanlar kültür olarak geç­miş kuşaklardan miras aldığı; değer, norm, davranış kalıpları ile dünya görüşlerini korumak isterler. Bu süreçte yaşanan zaman gecikmesi kültür gecikmesiolarak adlandırılır. Teknolojik yenilenme karşısında en hızlı değişen, en yüksek deği­şim esnekliği gösteren alan ekonomik alanken en düşük değişim esnekliği kültü­rel alanda ortaya çıkar. Bilgi toplumunda, bilgi ve iletişim teknolojisinin yarattığı ortam içinde eko­nomik faaliyet küreselleşme (globalleşme) eğilimine girdi.

Yenilikçi sürecinamaç-araç ilkesinin si­nerjik ileri bağlantısı, ortak amaçların başarılması şeklinde iş birliğini ve sos­yal ağlarda ortak çalışmayı getirdi. Toplumsal yaşamda, sinerji ve sosyal yarar ilkeleri ağırlık kazandı. . Sanayi toplumunda özel mülkiyet, rekabet ve kâr maksimizasyonu ön plana çıkarken, bilgi toplumunda müşterek katılım ve sosyal yarar belirleyicidir.

Bilgi sektörünün ürünü olan bilişimsel bilginin tarımsal üretimde kullanılması, öncelikle biyoteknolojideki ge­lişmelerle, bilgi toplumunda tarımsal devrimi yarattı.

Bilgi sektörü, kendi altyapısı, üstyapısı ve fonksiyonel etkile­riyle birlikte tarım, sanayi ve hizmet sektörlerini etkilediği gibi, üretim, tüketim, kaynak dağılımı ve bölüşümü de etkiler.

BİLGİYE DAYALI TOPLUMDA MEKANSAL BOYUT

Bilgi toplumunun ağ sistemini baz alması ve yatay örgütlenişi, merkezî karar alma mekanizması yerine önceliği, katılımcı biçimde yerel birimlere kaydırarak, yaratı­cılık, yenilikçilik ve bilimsel bilginin çok sayıdaki kişi, kurum ve örgütlere, yani mikro birimlere dayandırması, "yerel-coğrafik potansiyelleri" harekete geçi­ren, mekânsal sistem ve yapıları gündeme taşıdı. Öğrenme, ortak bilgi değer ve kültürü paylaşan kurumlar arasındaki yakınlaşma ve iş birliğinin temelidir. İnsan öğesinde birleşen bilimsel bilgi ve teknoloji, evrensel bir boyut ola­rak ortaya çıkarken, yenilikçiliğe dayalı girişimcilik yerel bir olgudur.

Yeniliklere dayalı kentsel gelişmede büyük firmaların Ar-Ge birimlerini çekebil­mek için, çevresel-kentsel altyapının yüksek nitelikte olması gerekir. Kentin yaşam kalitesinin yüksekliği, cazibe merkezi olmasında belirleyicidir. Yenilikçi girişimcilik, yerel fırsatları değerlendirmede riske giren gi­rişimcilerdir. Girişimciliğin "yerel" olması, yerel potansiyellerin değerlendirilmesini gündeme getirir.

Yerel girişimciliğin ve yerel kültür ve yeteneklerin şekillenmesinde kent ve­ya bölgenin eğitim-öğrenim kalitesi belirleyicilik kazanır.

Yenilikçi girişimci için bilgi akışının; çeşitliliği, kalitesi, yeterliliği ve bilgiye ulaşmada açıklık önemli öğelerdir.

Ekonomik aktivitenin mekansal dağılımı, artık merkezî yerler modeli yerine, ağ kentler (network cities) modeline göre yapılanıyor. Ağ kentler, kendi içinde çeşitlenmiş, nüfus büyüklükleri farklı, ta­mamlayıcılık ve değişim eğilimleri yüksek, çeşitlenmiş mal ve hizmetler sunan, ya­tay örgütlenmiş, karşılıklı mal, hizmet, insan ve sermaye akımına sahiptir.

DÜNYADA BİLGİ TOPLUMUNA GEÇİŞ ARAYIŞLARI

Bugün her ülke bilgi toplumu yönünde, geri kalmamak içinküresel sistemde Bilgi Toplumu olmak için çalışıyor. Küresel sistemde bilgi toplumu olmanın öncülüğünü Japonya ve ABD yaptı. Bilgi toplumuna başarılı ve hızlı geçişler yapan İrlanda ve Finlandiya dır. Her iki ülkenin küçük ülke avantajı, çabaların kısa sürede sonuç vermesinde etken bir rol oynamıştır.

ABD'deki Silikon Vadisinden sonra Cambridge(İngiltere) Teknokenti Avru­pa'nın en başarılı teknokenti konumundadır.

Güney Kore dezavantajını avantaja çeviren bir ulusal seferberlik içinde, fırsatları değerlendirerek sanayileşme ve gelişmesini sağladı.

Çin'in sanayileş­me konusundaki politik kararlılığı, toplumsal disiplin ve planlı stratejik yönlendir­me ile önemli başarılar elde etti. Yıllık 50 milyar dolar civarında yıllık yabancı sermaye çeken Çin ekonomisigelecekte dünyanın en büyük ekonomisi olması bekleniyor.

Hindistan'da yeni ileri teknolojilere yönelme daha çok yazılım alanından kaynak­lanıyor ve ABD ile iş birliği içinde yürütülüyor.

BİLGİ TOPLUMUNUN KARANLIK YÜZÜ

Bilgi toplumunun getirdiği yeni yapılanma ve gelişen sektörle­rin olumlu gözüken yönleri yanında, sorun üreten yönlerinin de ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bilgi toplumunda her alanda yaşanan hızlı değişim, çeşitlenme ve belirsizlik, insanların ve toplumla­rın risk algısını artırmıştır. Köklü dev şirketlerin, yenilikçi küçük şirketlerce kolay­ca ortadan silinebilmesi, işletmelerin risk algısını yükseltmiştir. Özel hayatın gizliliği giderek tehdit altına girmiştir. Yeni teknolojilerin yarattığı hız ve otomasyon, teknolojik işsizliğe yol açar­ken işsizlik tüm toplumların gündeminde haline gelmiştir. İletişim, medya ve bilişim ağlarının sağladığı bilgi ve akışkanlık, nüfus ve göç hareketlerini tetikler­ken önemli sosyal sorunları beraberinde taşıyor. Büyük kentlerde yo­ğunlaşan nüfus, megapollerin sosyal ve altyapı sorunlarının büyümesine yol açı­yor. İnternetağları, bir yandan uzaktaki insanlar arasında iletişim ve iş birliği sağ­larken; diğer yandan soğuk camın karşısında oturmaya mahkûm etmekte ve insa­nı psikolojik yalnızlığa itmektedir. Çözüm için doğru toplumsal politikaların zaman içinde ka­rarlılıkla uygulamaya konulması zorunludur.

DÖNÜŞÜM SANCILARINDAN ÇÖZÜME GİDEN SÜREÇ

Küresel alandaki politik yapılanma, çok ku­tupluluğa doğru yönelirken, ülkeler ve insan­lara eşit davranmaya yönelik ilke ve yöntem­lerin geliştirilmesi sayesinde dünya barışı ve küresel iş birliği korunabilir. Aksi durumda Dünyada, bilgelik yerine cehaletin ve güvensiz­liğin; bilimsellik yerine taassup ve hurafelerin; kaynakların etkin kullanımı yerine israfın ve yoksulluğun; katılım yerine bağımlılığa dayalı despotluğun; hoşgörü ye­rine bağnazlığın; ülkeler ve insanlara karşı eşit davranmak yerine ayrımcılığın uy­gulama alanı bulduğu bir ortam ve iklimde uygarlığın bugünkü aşamasını sağlıklı biçimde yaşayamayız. 

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat