Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
İLH1007-HADİS TARİHİ VE USULÜ
İLH1007-HADİS TARİHİ VE USULÜ DERSİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ

ÜNİTE 1 - HADİS İLMİ: TEMEL

Kavramları ve Alt

Dalları

İslâmDini’ni konu edinen Naklî/Şer’î İlimler, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam,Tasavvuf’tur.

Hadis İlmi, geçmişteŞer’î İlimler veya Naklî İlimler diye isimlendirilen,günümüzde ise İslamî İlimler denilen ilim grubunun bir alt dalıdır.

SÜNNET KAVRAMI

Sünnet ( السنة ) kelimesi Arapça s-n-n kökünden gelir. Sözlükte, üzerindedevamlı olarak yürünen yol, hayat tarzı, gelenek, âdet, çığır, hal, tavır,karakter, uygulama, kanun, kural gibi anlamlara gelir. Sünnet kelimesi arasıra ve gelişigüzel yapılan şeyleri değil, âdet niteliğinde, devamlı vesürekli, aynı zamanda bilinçli davranışları ifade eder. Dolayısıyla arasırayapılan ve bilinçsiz davranışlar sünnet anlamının dışında kalır.

Sünnet, Hz. Peygamber’den gelmesi bakımından üçe ayrılır:

1- Kavlî Sünnet ( السنة القولية ): Hz. Peygamber’in sözleridir.

2- Fiilî Sünnet ( السنة الفعلية ): Hz. Peygamber’in filleri ve davranışlarıdır.

3- Takrîrî Sünnet ( السنة التقريرية ): Hz. Peygamber’in huzurunda veya bilgisidâhilinde olmak şartıyla, sahâbe tarafından söylenen sözleri ve yapılandavranışları onaylaması veya karşı çıkmamasıdır.Sünnet kavramının, Hz. Peygamber’e Allah tarafından verilen görevlerdoğrultusunda değerlendirilmesi gerekir. Kur’an’ın bildirdiğine göre Hz.

Peygamber’in temel görevleri şunlardır:

1- Tebliğ: Allah’tan almış oldukları vahyi eksiksiz olarak insanlarabildirmek anlamına gelir

2- Beyân/Tebyîn: Peygamber’in kendisine indirilen kitabı, ümmetineaçıklaması, onları ihtilaf ettikleri konularda aydınlatmasıdır.

3. Tezkiye ( التزكية ): İnsanların kötü huylardan, günahlardan, kötülüklerdentemizlenmesi, arındırılması demektir.Üçünün de  en son amacı insanların arındırılmasıdır.

Din en temelde, dünya hayatının din  ekseninde yaşanması için vardır.Sünnet terimi, “Hz. Peygamberin sünneti” anlamı yanında, “İlk Müslümannesillerin âlimlerinin sözleri, davranışları ve hayat tarzları” anlamında dakullanılmıştır.

 

 

HADİS, HABER, ESER TERİMLERİ

Hadis ( الحديث ) kelimesi, Arapça tahdîs ( التحديث ) mastarının ismi olup sözlükanlamı; “haber verme”, “anlatılan, haber verilen husus”, “haber” ve “söz”demektir. Çoğulu ehâdîs ( الاحاديث ) şeklindedir. Hadis ilminde, Hz.Peygamber’den gelen haber/haberler anlamına gelir.Sünnet kavramı, Hz.Peygamber’in davranışlarını; hadis ise, onun davranışlarının, sözlerinin veonaylarının, tanıkları tarafından haber verilmesini ifade eder.

Haber ( الخبر ): Arapça kökenli olmakla birlikte Türkçe’de de Arapça’dakiaynı anlamıyla kullanılır. Çoğulu Ahbâr ( الاخبار )dır. Sözlük anlamı, bir olayveya nesneyi gören, tanık olan birinin; görmeyenlere, tanık olmayanlarasöylemesi, iletmesi, duyurması, bildirmesiyle elde edilen dolaylı bilgidir.

Bazı âlimler  hadisi  Peygamber’den nakledilenler, haberi ise Peygamber dışındaki sahâbe vetâbiûndan nakledilenler anlamına kullanmışlardır.

Haber, hadisten daha geniş  anlamlıdır. Her hadis aynı zamanda haberdir ama her haber hadis değildir.

Eser ( الاثر ): Arapça’dır. Sözlükte iz, kalıntı anlamına gelir. Çoğulu âsârالاثار) )dır. Bazı âlimler tarafından Hz. Peygamber’den nakledilenler anlamındahadis terimiyle eş anlamlı olarak, bazılarınca da haber kavramıyla eş anlamlıolarak Peygamber, sahâbe ve tâbiûndan nakledilenler anlamındakullanmışlardır. Peygamberden gelenlere haber, sahâbeden gelenlere eser  diyenler de olmuştur.

ÖNEMLİ!

Sünnet teriminin Fıkıh İlmindeki kullanımı çok farklıdır. Fıkıhta sünnet terimi,müstehab ve mendub anlamına yani yapmakta zorunlu olmadığımız amateşvik edilen, güzel görülen, yaptığımızda sevap kazanacağımız, gönüllügüzel davranışlar anlamında kullanılır. Günlük dilde de Fıkıhtaki bu anlamı“namazın sünnetleri, abdestin sünnetleri, haccın sünnetleri” gibi ifadelerşeklinde yaygın olarak kullanılır. Bu kullanım kavram kargaşasına yol açabilir.Peygamberimizin sünnetlerini uygulamamızın hükmünün sünnet yanimüstehab olduğu, onlara uymamızın zorunlu olmadığı gibi bir anlayış doğru  değildir.

HADİSİN İKİ TEMEL ÖGESİ: İSNÂD VEMETİN

1-İsnâd ( الاسناد ) veya sened: İsnâd kelimesi Arapça (s-n-d) kökündentüremiş mastardır. Bir şeyi bir yere dayamak demektir.Hadis ilminde isnad dendiğinde, hadislerin başındaki râvî silsilesinigösteren isimlerden oluşan râvîler zinciri anlaşılır. Buna sened de denir.

 

 

Herhangi bir hadisin ilk kaynağından hadis kitabı yazarına gelinceyekadar kimler tarafından nakledildiğini gösteren bu zincirler, hadisindayanakları, doğruluğunun belgeleri niteliğindedir.Hadis ilminde, başında senedi yani isnad zinciri zikredilmeyen hadislere Muallâk Hadis denir.

Hz. Peygamberi Müslüman olarak görüp o imanla ölenlere sahâbî denir.

Arapça’da Sahâbî ( الصحابي ) tekildir. Çoğulu sahâbe ( الصحابة ) veya ashâbالاصحاب) ) şeklindedir.

Tekil kullanımda sahabî, çoğul kullanımda ise sahâbe veya sahâbîler  şeklinde olmalıdır.Hz. Osman’ın şehit edilmesi,Hz. Ali ile Muâviye arasındaki mücadelelerle başlayıp, yabancı kültürlerleetkileşim sonucu gittikçe artan siyâsî, fikrî, ilmî görüş ayrılıkları ve gruplaşmalar hadis uydurma gibi bir olgunun ortaya çıkmasına sebep oldu. İşte bundan sonra, herkese naklettiği hadisi kimden aldığı sorulmaya ve ehil olmayanlardan hadis alınmamaya başlandı.

Hadis tarihinde Mütekaddimûn Dönemi denilen Hicrîilk dört asırdaki kitaplarda hadisler hep râvî zincirleriyle birlikte verilmişir

2-Metin ( المتن ): Hadiste nakledilen içerik anlamına gelir. İsnad zincirininpeşinden gelen Hz. Peygamber’in sözleri ve davranışlarını ifade eden kısmametin denir. Çoğulu ( متون : mütûn) şeklindedir.

Hadisin Türkçeye çevirisi şöyledir: Buharî diyor ki: Bize Müseddedsöyledi. Müsedded de bize Yahyâ söyledi dedi. Yahyâ Şu‘be’den, Şu‘beKatâde’den, Katâde Enes’ten (Allah ondan razı olsun) naklettiler. Enes, Hz.Peygamber’in (Allah’ın salât ve selamı üzerine olsun) şöyle buyurduğununakletti: “Sizden birisi kendisi için sevdiği şeyi kardeşi için de sevmedikçe iman etmiş olmaz.

Altı çizili kısımlara hadisin senedi veya isnâdı denir. İtalik yazı ile yazılan kısımlar ise hadisin metnidir.Hadis İlminde bir hadisin farklı isnad zincirleriyle gelen her bir kanalınatarîk ( طريق ) veya vech ( الوجه ) de denir. Tarîk Arapçada yol demektir. Çoğuluturuk’dur. Vech ise, yüz, yön, taraf gibi anlamlara gelir ve çoğuluvücûh’tur. Son zamanlarda tarîk anlamına, batı dillerinden Türkçe’ye geçenvaryant (İng. variant) da kullanılmaktadır.

ÖNEMLİ:

Hadis İlminde metinleri aynı olsa bile, bir hadisin her bir isnadı ayrı birer hadissayılır. Örneğin yukarıdaki hadisin iki isnadından sonra gelen metin aynıdır.Fakat hadisçilere göre burada tek hadis değil iki ayrı hadis söz konusudur.

 

 

HADİS İLMİ: TANIMI, KONUSU, AMACI

Tanımı

Hadis İlmi, klasik kaynaklarda İlmü’l-hadîs, Ulûmu’l-hadîs, İlmü’r-rivâye,Usûlü’r-rivâye, İlmu’l-eser gibi genellikle Arapça ( علم ) kelimesinin tekil veçoğuluyla yapılmış isim tamlamalarıyla ifade edilir.

İbn Cemâa, hadis ilmini “Hadislerin senet ve metinlerinin halleri ile ilgilikurallar ilmidir” diye tanımlar. Büyük hadis âlimi İbn Hacer’in tanımı ise“Râvî (rivayet eden) ve mervî’nin (rivayet edilen metinlerin) hallerinibildiren kaideler bilgisidir” şeklindedir.

Konusu ve Amacı

Bu tanımlardan anlaşıldığına göre, hadis ilminin konusu hadisleri nakledenrâvîler ve bu râvîler tarafından nakledilen Peygamberimize dair rivayetlerdir.Hadis ilmi bu râvîlerle, onların güvenilir olup olmadıkları, rivayetlerle demakbul olup olmadıkları açısından ilgilenir. Şu halde hadis ilminin amacıhadislerin makbul olanlarını makbul olmayanlardan ayırmaktır.

Hadis İlmi ve hadisle ilgili faaliyetler rivâyet ve dirâyet olmak üzereikiye ayrılır. Rivayet daha çok hadis öğrenme, nakletme, derleme, hadisleriiçeren kitaplar telif etme gibi faaliyetlerini kapsar. Dirâyet ise, hadislerinsenet ve metinleri ile ilgili her türlü birikimi, yeteneği ve faaliyeti kapsar.

Hadis İlmi İle İlgilenenlere Verilen İsimler ve Unvanlar

Hadis ilmi ile ilgilenenler tarihte değişik unvanlarla anılmışlardır. Hadisöğrenen öğrencilere, hadis ilminde yolun başında olanlara Tâlib denir. Talepeden isteyen anlamındadır. Hadis âlimleri için genel olarak çoğunluklaMuhaddis veya Hâfız tabiri kullanılır. Hadis ilminde daha ileri düzeyleriifade etmek için İmâm, Huccetü’l-İslâm, Şeyhu’l-İslâm, Emîrü’lmü’min’înfi’l-hadîs gibi unvanlar da kullanılmıştır.

PEYGAMBERİMİZİ KONU EDİNEN DİĞERİLİMLER

Meğâzî ( المغازي ) : Bu isim Arapça savaş anlamına gelen (ğ-z-v) kökündentüremiş bir kelimedir. İslam tarihinin erken dönemlerinde oluşmuş bir ilimdalıdır. Peygamberimizin savaşlarını konu edinir.

Siyer ( السير ): Meğazî ilmi daha sonra gelişerek kapsamı genişlemiş veSiyer adını almıştır. Siyer Peygamberimizin sadece savaşlarıyla değil,hayatının bütün yönleriyle ilgilenir. Yani bugünkü biyografi bilim dalına tekabül eder.

Şemâil ( الشمائل ): Peygamberimizin fiziksel özellikleriyle yani dışgörünüşüyle ve ahlâkî vasıflarıyla ilgilenir, o konudaki verileri, bilgileritoplar ve değerlendirir.

 

Delâil ( الدلائل ): Peygamberimizin mucizelerini konu edinir.

HADİS İLMİNİN ÖNEMLİ ALT DALLARI

Hadis ilminin müstakil bir ilim dalı olarak ortaya çıktığı İslam tarihinin erkendönemlerinden itibaren yazılan kitaplarda bu ilme işaret edilirken tekil olarak“hadis ilmi ( علم الحديث )” şeklinde isimlendirildiği gibi, çoğul olarak “hadisilimleri ( علوم الحديث )” şeklinde isimlendirildiği de olmuştur. Tekilisimlendirmede hadis ilmi bütün alt konularını içine alan şemsiye bir kavramolarak kullanılırken, çoğul isimlendirme durumundaysa önemli alt konularbir ilim dalı gibi sunulmaktadır. “Hâkim en-Nîsâbûrî’nin (ö. 405/1014),başlığını “Hadis İlimleri Bilgisi” şeklinde Türkçe’ye çevirebileceğimiz

Ma‘rifetü ulûmi’l-hadîs isimli kitabında hadis ilimlerinin sayısı elli ikidir. Değişik kitaplarda, elli ile yüz arasında değişen sayılarla ifadeedilen hadis ilimleri arasından alt bilim dalı olarak niteleyebileceklerimizşunlardır:

Hadis Tarihi

Hadis Tarihi, hadisin Peygamberimiz döneminden günümüze kadar geçirdiğiserüveni, hadisle ilgili yapılan her türlü çalışmayı zaman ve mekândüzleminde, sebep sonuç ilişkileri içinde, yani Tarih Biliminin ölçütleri  doğrultusunda ele alır.Günümüz akademik geleneğinde Hadis Tarihi ağırlıklı  olarak hadis uzmanlarınca çalışılmaktadır. Bu yüzden hadis ilminin alt dalı  olarak değerlendirilmesi yanlış olmaz.Türkçe yazılan ilk  Hadis Tarihi kitabı, İstanbul’da 1924 de yayınlanmıştır. Hadis Tarihi isimlibu ilk kitap, o günlerde adı Dârülfünun olan İstanbul Üniversitesi’nin İlahiyatŞubesi hocalarından, İzmirli İsmail Hakkı tarafından ders kitabı olarakokutmak üzere yazılmış ve Talebe Cemiyeti tarafından yayınlanmıştır. Fakatbu kitabın içeriği ismine tam olarak uymaz. Hadis tarihi dışında hadisle ilgilipek çok konuya da yer verir. Hadis tarihine de yer veren bir hadis dersi kitabı  iteliğindedir.

Tamamen hadis tarihine özgü olarak yazılmış ilk müstakil Türkçe eserAnkara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. TalatKoçyiğit’in yazmış olduğu ve ilk baskısı 1977 de, adı geçen Fakülteninyayınları arasında neşredilen Hadis Tarihi isimli kitaptır. Bu kitapta Hz.Peygamber döneminden klasik hadis kitaplarının yazıldığı hicrî üçüncüyüzyılın sonuna kadar hadis tarihi incelenir.

Hadis Usûlü

Tanımı

Usûl kelimesi Arapça el-Asl ( الاصل ) kelimesinin çoğuludur. Temel, esas, soy,kök, na gövde, dayanak, kaide, kural gibi anlamları vardır. Bu kelime aynıanlamları koruyarak Türkçeye de geçmiştir. Hadis Usûlü diye Türkçe’yeçevrilmiş olan Arapça ( اصول الحديث ) tamlaması, hadisin asılları, dayanakları,kökleri, kaynakları, kuralları anlamına gelir.Hadis ilminin teşekkül ettiği ve geliştiği, klasik kitaplarının yazıldığı dönemlerdeböyle bir hadis ilim dalından bahsedilmez. Günümüzde Hadis Usûlü kitaplarıdiye isimlendirdiğimiz klasik kitapların ne isimlerinde ne içeriklerindeUsûlü’l-hadîs şeklinde bir ifadeye rastlanmaz.

Hadis Usûlü; hadisleri nakledenlerin güvenilir, naklettikleri hadislerin desahih olup olmadıklarını tespit etme amacıyla geliştirilmiş kurallardanbahseden ilimdir.

Hadis Usûlüne, Hadis Terimleri İlmi anlamına gelen (İlmu)Mustalahu’l-hadîs ( مصطلح الحديث ) de denir. Bu son isimlendirmenin sebebiHadis Usûlünde hadislerle, râvîlerle ve hadis ilminin diğer temel konularıylailgili çok sayıda terimin (ıstılahın) tanımının yapılıyor oluşudur

Ulûmu’l-Hadîs/Hadis Usûlü Kitapları

Klasik tabiriyle Ulûmü’l-hadîs, günümüzdeki tabiriyle Hadis Usûlüalanında günümüze ulaşmış olan en eski eser İmam Şafiî‘nin (ö.204/819) er-Risâle isimli eseridir.

Hadis âlimleri tarafından yazılan ilk müstakil Hadis Usûlü kitapları hicrîüçüncü asra aittir. Bunlardan Ali b. el-Medînî’nin (ö.234/848) Ulûmü’lhadîs’ive Muhammed b. Abdullah b. Abdülhakem’in (ö.268/882) Ma‘rifetüulûmi’l-hadîs ve kemmiyyeti ecnâsihâ isimli eserleri günümüze ulaşmamıştır.Bu eserlerin varlığından, başka kaynaklar vasıtasıyla haberdar olmaktayız.Günümüze ulaşan ilk Hadis Usûlü kitabı, Râmhürmüzî’nin (ö.360-971) el-Muhaddisü’l-fâsıl’ıdır.Hadis usûlü kitapları Mütekaddimûn ve Müteahhirûn dönemleridenilen iki dönemde ele alınırlar. Mütekaddimûn kelimesi, öncekiler, öncülergibi anlamlara gelir. Hadis tarihinde klasik kitapların yazıldığı Mütekaddimûndönemi, hicrî dördüncü asrın başına, hatta bazılarına göre sonlarınakadar devam eder. Bundan sonrasına Müteahhirûn dönemi denir. Bunun anlamı da sonrakiler demektir.

Müteahhirûn dönemi  eserlerinde ise râvî zincirleri kaldırılmıştır. Bu ikinci eserlerde bazı kişilerdennakillerde bulunulmuşsa aradaki senet zincirleri verilmeksizin sadece sözünve görüşün sahibinin ismi verilmekle yetinilmiştir

Mütekaddimûn Dönemi Hadis Usûlü Kitapları

1-er-Râmhürmüzî diye tanınan Ebû Muhammed el-Hasen b.Abdurrahmân’nin (ö.360/971) el-Muhaddisü’l-fâsıl beyne’r-râvî ve’l-vâîisimli eseri günümüze ulaşan hadis âlimlerince yazılmış ilk müstakil hadisusûlü kitabı kabul edilir.

2- Hâkim diye tanınan Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah el-Hâkimen-Nîsâbûrî’nin (ö.405/1014) Ma‘rifetü ulûmi’l-hadîs isimli eseri. Bu eserinbaşlığındaki ulûm:ilimler kelimesi hadis konuları anlamınadırHâkim bu  konuları elli iki nev‘ ( نوع ) (tür, çeşit) altında işler.

3- Hatîb el-Bağdâdî diye tanınan büyük hadis âlimi Ebû Bekir Ahmed b.Ali el-Hatîb el-Bağdâdî’nin (ö.463/1071) el-Kifâye fî ilmi’r-rivâye isimlieseri. İsminden anlaşılacağı üzere müellif bu kitabı rivayet ilimlerinde yeterlibir kitap ortaya koyma amacıyla yazmıştır

Müteahhirûn Dönemi Hadis Usûlü Kitapları

1- Kadı İyâd diye tanınan Endülüs’lü Ebu’l-Fadl İyâd b. Mûsa el-Yahsûbî’nin (ö.544/1149) el-İlmâ‘ ilâ ma‘rifeti usûli’r-rivâye ve takyîdi’ssemâ‘isimli eseri. Yazar yukarıda verdiğimiz üç Hadis Usûlü eserindenyararlanmıştır. Bu kitap Mağrib denilen Endülüs’te yazılmış ilk hadis kitabıdır.

2- Meyâncî diye tanınan Ebu’l-Hafs Ömer b. Abdülmecîd el-Kuraşî el-Meyâncî’nin (ö.580/1184) Mâ lâ yese‘u’l-muhaddise cehlüh isimli kitabı onsayfalık küçük bir risaledir ve hadis usulünün temel konularının özetiniteliğindedir.

3- İbnü’s-Salâh diye tanınan Ebû Amr Takiyyüddîn Osmân b.Abdürrahmân eş-Şehrizûrî’nin (ö.643/1245) Ulûmü’l-hadîs’i. KitapMukaddimetü İbni’s-Salâh ismiyle meşhur olmuştur. İbnü’s-Salâh Şam’dakiEşrefiyye Dâru’l-Hadîsi denilen hadis medresesinde hocalık yapmıştır.Bu kitap, derslerinde öğrencilerine yazdırdığı notlardan meydana gelmiştir.Hadis ilimlerini nev‘ dediği altmış beş başlık altında ele alır.

İbnü’s-Salâh’ın Ulûmü’l-hadîs’ine Dayanarak Yazılan Kitaplar:

a) Nevevî (ö.676/1277), Ulûmü’l-hadîs’i önce el-İrşâd adıyla ihtisâr etmişyani kısaltmış, sonra bunu da tekrar ikinci defa kısaltarak et-Takrîb ve’tteysîrli-ehâdîsi’l-beşîr ve’n-nezîr ismini vermiştir. Bu ikinci eser Takrîb  şeklindeki kısaltılmış adıyla tanınır.

b) İbn Kesîr diye tanınan Ebu’l-Fidâ Imâdüddîn İsmâîl b. Kesîr(ö.774/1372) İbnü’s-Salâh’ın Mukaddime’sini İhtisâru Ulûmi’l-hadîsadıyla özetlemiş, noksan gördüğü bazı konularda ilaveler yapmıştır.

Buna, son dönem Mısır’lı âlimlerinden Ahmed Muhammed Şâkir (ö. M.1958) el-âisü’l-hasîs isminde bir şerh yazmıştır.

c) Büyük hadis âlimi İbn Hacer el-Askalânî (ö.852/1448), İbnü’s-Salâh’ınkitabını Nuhbetü’l-fiker fî mustalahı ehli’l-eser adıyla kısaltmıştır. KitapNuhbetü’l-fiker diye tanınır.

Daha sonra İbn Hacer bu kitabını  Nüzhetü’n-nazar fî tavdîhi Nuhbeti’l-fiker adıyla şerh etmiştir. Bu şerhde Nüzhetü’n-nazar ismiyle meşhurdur ve Talât Koçyiğit tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.

d) Zeynüddîn el-Irâkî (ö.806-1403) İbnü’s-Salâh’ın Ulûmü’l-hadîs’inikolay ezberlenebilmesi için Elfiyye tarzında bin iki beyitte şiir halinde  özetlemiştir.Elfiyye, Arapça bin rakamını ifade eden elfkelimesine nisbet takısı eklemekle oluşturulmuş bir kelimedir.Elfiyye’lerde her zaman tamı tamına bin beyit bulunmaz, bazen bir miktar az veya çok olabilir.

e) Celalüddîn es-Suyûtî (ö.911/1505-6) de İbnü’s-Salâh’ın Ulûmü’lhadîs’iniElfiyye adıyla nazma, yani bin beyitlik bir şiire çevirmiştir. BuElfiyye’nin de değişik şerhleri yapılmıştır.

f) Yine Suyûtî, Nevevî’nin et-Takrîb’ini, Tedrîbü’r-râvî fî şerhi Takrîbi’n-Nevevî adıyla şerh etmiştir. Suyûtî bu şerhinde sadece Takrîb’iaçıklamakla kalmaz, çok önemli bilgiler verdiği bir mukaddime, yanigiriş kısmından sonra konularla ilgili her kitapta bulunmayacak çokönemli derli toplu bilgiler verir. Ayrıca Takrîb’de altmış beş olan hadisilminin nev’lerini yani ana konularını doksan üçe çıkarır.

4- Cemalüddîn Muhammed el-Kâsımî’nin (ö.1332/1913-4) Kavâidü’ttahdîs’i.Eser eski Hadis Usûlü kitaplarından seçmeler yapılarakhazırlanmıştır. Kitap bir mukaddime (giriş), on bâb, bir hâtime (sonuç) ve birtetimme (ek) şeklinde tertip edilmiştir. Fıkhu’l-hadîs konusunu eserin üçtebirine denk gelecek şekilde çok geniş işlemiş olması ve usul konularını olayanlaşılır ve sitematik hal getirmesi açısından önemli bir kitaptır

5-Tâhir b. Sâlih el-Cezâirî’nin (ö.1268/1851-2) Tevcîhü’n-nazar ilâ usûli’l-eser’i.Bu kitapta Hakim’in Ma‘rifetü ulûmi’l-hadîs’ini özetlemiş ayrıcabaşka kaynaklardan yararlanarak önemli bir Hadis Usûlü meydanagetirmiştir. Müsteşrik Goldziher (ö.1921) bu kitabı Almanca’ya çevirmiştir.

Ricâl İlmi

Ricâl, Arapça’da adam, kişi anlamına gelen racül ( رجل ) kelimesininçoğuludur. Bu ilme ricâl ilmi denmesinin sebebi hadisi nakleden kişileri, yanirâvîleri kendisine konu edinmesi sebebiyledir. Ricâl ilmi, hadis râvîlerihakkında, hadis rivayetine ehil olup olmadıklarını belirlemeye yönelik gerekliher türlü bilgiyi derlemek, korumak ve değerlendirmek amacıyla ortaya çıkmıştır

Ricâl İlmi’nin bir diğer adı da Cerh ve Ta‘dîl İlmi’dir. Cerh ( ,(الجرحyaralama, suçlama, ta‘dîl ( التعديل ) ise düzgün ve kusursuz kabul etmeanlamına gelir. Hadis ilminde cerh, râvîler hakkında olumsuz kanaatbelirtme, ta‘dîl ise râvîler hakkında olumlu kanaat belirtme anlamında kullanılır.

Ricâl ilmi, hadis âlimlerinin, insânî hatalara ve hadis uydurmacılığınakarşı bir tedbir olarak geliştirdikleri ve başka medeniyetlerde görülmeyenİsnâd Sistemi’nin uzantısıdır.

Ricâl ilmi, hadisleri nakleden râvîler hakkında şu bilgileri araştırır, kayıt ve muhafaza altına alır:Râvînin adı, baba adı, künyesi, nisbesi, lâkabı, doğum, ölüm tarihleri veyerleri, nere(ler)de yaşadıkları, eğitim serüvenleri, seyahatleri, hocaları,öğrencileri ve bunlarla ilişkilerinin niteliği, kimlerle nerede görüştükleri,aldıkları görevler, birikimleri, yetenekleri, yaşlılık veya hastalık gibi değişiksebeplerle sonradan hadis rivayet ehliyetini kaybedip kaybetmedikleri, hadisâlimlerinin onlar hakkındaki görüş ve değerlendirmeleri hakkında bilgi verilir.Kısaca bu ilmin amacı, râvîlerin kimliklerinin belirlenmesi, hocalarındanhadis alma ve öğrencilerine hadis aktarma yöntemlerinin sağlıklı ve geçerliolup olmadığı, hadis rivayetine ehil olup olmadıkları ve güvenilirliklerinin tespit edilmesidir.

İlk kitaplar Tarih ve Tabakâtismiyle kaleme alındı. İbn Nedîm el-Fihrist isimli eserinde (1996, s.339,378)Leys b. Sa‘d (ö.175/791) ve Abdullah b. el-Mübârek’in (ö.181/797-8) et-Târîh isimli kitaplarından bahseder. Velid b. Müslim (ö.195/810), Yahyâ b.Sa‘îd el-Kattân (ö.198/813) da ilk ricâl kitabı yazarlarındandır. Vâkıdî(ö.207/822) ve Heysem b. Adî ise sahâbe biyografisine dair Tabakât kitabıyazmışlardır. Fakat bu kitaplar günümüze ulaşmamıştır.

Üçüncü yüzyılda ricâl ilmi zirveye ulaştı. Günümüze ulaşan en eski ricâlkitapları bu yüzyıla aittir. Bunlar İbn Sa‘d (ö.230/844) ve Halîfe b. Hayyât’ın(ö.240/854) Tabakât isimli kitapları ile Yahyâ b. Maîn’in (ö.233-848)Târih’idir. Daha sonra Ali b. el-Medînî, Ahmed b. Hanbel, Buhâri, İbn Ebî Hatim bu işi zirveye taşıdılar.

Cerh ve ta‘dîlin kurallarını ilk defa derli toplu yazılı hale getiren hicrîsekizinci yüzyılda yaşayan Tacüddîn es-Sübkî’dir (ö.771-1398). Tabakâtü’şşâfiyyeti’l-kübrâ isimli kitabında “Cerh Ta‘dîl Kaideleri” başlığı altında konuyu ele alır.

İlelü’l-Hadîs İlmi

İlel ( علل ), Arapça sebep, hastalık ve kusur anlamlarına gelen illet ( (علةkelimesinin çoğuludur. Hadis ilminde illet, ilk bakışta sahih görünen hadislerdeancak derin bilgi ve tecrübe sahibi hadis uzmanlarının görebileceğigizli kusur anlamına gelir. Bu tür gizli kusur taşıyan hadislere Muallel veyaMa‘lûl Hadis denir. İlelü’l-Hadîs İlmi hadislerdeki bu tür gizli ve farkedilmesi zor kusurlarla ilgilenen bunları bulmayı ve düzeltmeyi amaçlayan bir ilim dalıdır.

İllet, ağırlıklı olarak hadisin senedinde olmakla birlikte metninde de bulunabilir. İlletli hadisler konusu muhaddisler tarafından çok önemli görüldüğünden bukonuda müstakil kitaplar yazma gereği duymuşlardır. Bu yüzden illet konusuhadis ilminin ayrı ve müstakil bir alt dalı olarak kabul edilmiştir. Ricâl konusunda ilk kitap yazanlar, aynı zamanda illetkonusunda ilk kitapları yazan ve hadis tenkitçiliğinin kurucusu sayılankişilerdir. Günümüze ulaşan İlel Kitapları en eskisinden itibaren sırasıylaşunlardır:

Alî b. El-Medînî’nin (ö.234/848) İlelü’l-hadîs’i.Yahyâ b. Maîn’in’in (ö.233/847) et-Târîh ve’l İlel’i.Ahmed b. Hanbel’in (241/855) el-İlel ve ma‘rifetü’r-ricâl’i. OğluAbdullah’ın sorularına cevap niteliğindedir.

Muhammed b. Îsâ et-Tirmizî’nin (ö.279/892) aslı kaybolup, Ebû Tâlib el-Kâdî tarafından fıkıh konularına göre yeniden tertip edilmiş şekli günümüzeulaşan el-İlelü’l-kebîr’i ve Câmî‘i’nin elli birinci kitabı (bölümü) olan elİlelü’s-sağîr’i.İbn Ebî Hâtim er-Râzî’nin (ö.327/938) İlelü’l-Hadîs’i.Ali b. Ömer ed-Dârakutnî’nin (ö.385/995) el-İlelü’l-vâride fi’lehâdîsi’n-nebeviyye’si.Ebu’l-Ferec İbnü’l-Cevzî’nin (ö.597/1200-2) el-İlelü’l-mütenâhiye fi’lehâdîsi’l-vâhiye’si.

Ğarîbü’l-Hadîs İlmi

Ğarîb kelimesi Arapça’da, tek, yalnız, kendi türü içinde benzeri olmayan,gurbette olan gibi anlamlara gelir. Bu kelime Türkçe’de de garip şeklindebenzer anlama kullanılmaktadır. Hadis İlminde Ğarîbü’l-Hadîs dendiğinde,az kullanıldığı, yaygın olmadığı ya da manâsı kapalı olduğu için anlaşılmasızor olan kelimeler ve bunları konu edinen ilim dalı anlaşılır. Ğarîbü’l-Hadîsbaşlığını taşıyan eserlerde, hadislerde bulunan yaygın kullanılmayankelimelerin öncelikle sözlük anlamları verilmekte, bunun yanında kelimelerleilgili Arapça dilbilimcilerinin ifadelerinden, eski Arap şairlerinin şiirlerinden,Arap atasözlerinden örnekler verilerek sözü edilen kelimenin hadislerdekianlamı ve edebî incelikleri ortaya konulmaktadır.

Hadisler her zaman aynen Hz. Peygamberin ağzından çıktığı gibinakledilmemiştir. Çok zaman râvîler hadisi, metnine sâdık kalmaksızın kendiifadeleriyle nakletmişlerdir. Buna hadis ilminde manâ ile rivâyet ( (الرواية بالمعنيdenir. Bunun sonucu olarak aynı hadisin farklı kanallardan gelen metinleriarasında, aynı anlamın farklı kelime ve cümlelerle ifade edilmesindenkaynaklanan lafız farklılıklarına sıkça rastlanır. Mânâ ile rivayet olgusu dahadislere çok yaygın olmayan mahallî kelime ve kullanımların girmesine yol açmıştır.

Hadisteki ğarîb kelimelere dair yazılmış olup günümüze ulaşan ilk kitapEbû Ubeyd Kâsım b. Sellâm’ın (ö.224/838) Ğarîbü’l-hadîs isimli kırk senedehazırladığı, mükemmel kitabıdır. Bu kitapta kelimeler alfabetik değildir.İbn Kuteybe, Ebû Ubeyde’nin yukarıdaki kitabına almadığı ğaribkelimeleri, konularına göre Ğarîbü’l-hadîs isimli bir kitapta toplamıştır. Bukitap da günümüze ulaşmıştır

İbrâhîm b. İshak el-Harbî (ö. 285/898) de, yirmi bir Müsnedi tarayarakyazdığı Ğarîbü’l-hadis isimli eserinde kelimeleri sahâbe ismine göre düzenlediğihadisler bağlamında açıklamıştır.

Bu konuda hicrî dördüncü asırda yazılıp günümüze ulaşan en mühim eserHattâbî’nin Ğarîbü’l-hadîs’idir. O, Ebu Ubeyd ve İbn Kuteybe’nin yukarıdaadı geçen eserlerinde yer almayan kelimeleri bu kitapta toplamış ve yer yerkelimelerin anlamları konusunda onlara katılmadığı noktalarda eleştirilergetirmiştir.Ğarîbü’l-Hadis konusunda yazılan en mükemmel kitap Mecdüddînİbnü’l-Esîr’in (ö.606/1209-10) en-Nihâye fî ğarîbi’l-hadîs’idir. Kendindenönceki bütün kitaplardan yararlandığı için bütün yazılanların hülasası niteliğindedir.Bu konuda yazılan önemli eserlerden biri de Zemahşerî’nin el-Fâik fî ğarîbi’l-hadîs’idir.

İhtilâfü’l-Hadîs İlmi

İhtilâf ( اختلاف ) Arapça’da iki veya daha fazla şeyin birbiriyle uyuşmaması,ters düşmesi, farklı olması, insanların görüş ayrılığına düşmesi gibi anlamlaragelir. İhtilâfü’l-hadîs, sağlam bir hadisin yine sağlam bir hadise zıt düşmesiveya öyle görünmesi ya da algılanmasıdır. İhtilâfü’l-Hadîs İlmi bu tür zıtgörünen hadisleri konu edinip bunları değerlendiren ve zıtlığı çözmeyeçalışan ilim dalıdır. Bu ilme lâm harfinin fetha veya kesre okunmasıylaMuhtelefü’l-hadîs veya Muhtelifü’l-Hadîs, Müşkilü’l-hadîs de denir. Bazıâlimler İhtilâfü’l-hadîsi hadisler arasındaki ihtilâf, Müşkilü’l-hadîsi dehadislerin diğer delillerle ihtilâfı şeklinde anlayarak anlamlarının farklıolduğunu savunmaktadırlar.

Âlimler, sahih yani sağlam hadisler arasında gerçekte zıtlık olup olmayacağı konusunda üç gruba ayrılmışlardır.

1- Çelişkiyi kabul etmeyenler: Zıtlık gerçekte değil görüntüdedir. Hz.Peygamber hem hatalardan korunmuş hem de vahyin kontrolü altındaolduğundan böyle çelişkili şeyler söylemesi mümkün değildir.

2- Çelişkiyi kabul edenler: Hadislerin farklı ortamlarda ve farklı amaçlarlasöylenmiş olması, hadislerden birinin genel öbürünün özel hüküm ifadeetmesi gibi sebeplerle çelişki mümkündür.

3- Çelişkiyi kısmen kabul edenler: Bunlar iki gruptur: Bir grup aynı konudakihadisler çelişmez ama farklı konulardakiler çelişebilir der. Diğer grup ise kesindeliller birbiriyle çelişmez, kesin olmayan deliller çelişebilir görüşündedir.

Hadisler arasındaki ihtilaf çok farklı sebeplerden kaynaklanabilir.

1-Hz. Peygamber’den kaynaklanan sebepler: Hz. Peygamber bazen genelbir hüküm verir, sonra özel durumlar için o hükme sınır getirebilirdi.

2- Hadisler arasındaki çelişkilerin bazıları râvîlerden kaynaklanmaktadır.Başta sahâbe olmak üzere bazı râviler hadisleri yanlış duymuş, yanlışanlamış, tamamını duymamış, hadisin söylendiği şartları ve ortamıbilmediğinden yanlış yorumlamış, farklı ortamlarda söylenmiş sözlerdensadece birini duymuş, bazı şeyleri unutmuş, kısaltma amacıyla hadisin birkısmını söylememiş, hadisi mânâ ile rivayet denilen şekilde lafzına sadıkkalmadan kendi ifadeleriyle aktarmış, hadise bazı açıklama ve yorumlarkatmış, hadisi okurken veya yazarken hatalar yapmış olabilirler. Hadisler arasındaki ihtilâfın giderilmesinde dört temel yöntem vardır:1-Cem‘ ve te’lîf: Cem‘ ( الجمع ) Arapça’da dağınık olan şeyleri bir arayagetirme, te’lif ( التاليف ) ise uzlaştırma anlamına gelir. Bu yöntemin esasıçelişen hadislerin her ikisini, birden çok ise hepsini bağdaştırarak, herhangibirini terk etmeden birlikte geçerli saymaktır. Buna tevcîh, haml, te’vîl gibiisimler de verilir. Örneğin “İki kulle (bir kulle yaklaşık yüz litredir) miktarınaulaşınca su pislik tutmaz” denilmektedir (Ebu Dâvud, “Tahâret”, 33, Tirmizî,“Tahâret”, 49). Başka bir hadiste ise “Rengi ve tadı değişmedikçe su pisliktutmaz” buyrulmaktadır (İbn Mâce, “Tahâret”, 76). Bu hadisler ilk bakıştaçelişmektedir. Nedeni suyun pis olup olmaması için iki farklı ölçüt verilmişolmasıdır. Birisi miktar, diğeri renk ve tadının değişmesi. Hangi ölçüt esasalınacaktır. Bu hadisi, İmam Şâfiî şöyle cem‘ ve te’lîf eder: İki kulleden fazlasu, rengi ve tadı değişmedikçe pislenmez. İki kulleden az su, rengi ve tadıdeğişsin değişmesin içine pislik düşünce pis olur. (Şafiî (1973) , el-Ümm,VIII, 499.)

2-Nesh: Nesh ( النسخ ) Arapça’da yok etmek, ortadan kaldırmak, nakletmekanlamlarına gelir. İslâmî ilimlerde nesh’in tanımı: “Şer’î bir hükmün dahasonra gelen şer’î bir delille kaldırılması” şeklindedir. Yürürlükten kaldırılanönceki hükme mensûh, öncekini yürürlükten kaldıran sonraki hükme nâsih denir.

Hadiste nesh konusu muhaddisler tarafından müstakil kitapların yazıldığıçok önemli bir konudur. Bu nedenle hadis ilminin alt dalı sayılabilir. Fakatİhtilâfü’l-hadîs ilmi içinde değerlendirilmesi daha doğrudur.

3-Tercih: Birtakım ölçütlere dayanarak çelişen hadislerden birini tercihedip öbürünü terk etmektir. Tercih, hadislerin râvilerinin ve metinlerininbirtakım özelliklerine dayanarak yapılabildiği gibi hadis dışındaki bazıölçütlerle de yapılabilir. Örneğin, çelişen hadislerden râvîsi hafıza ve ilmîyönden üstün olan böyle olmayana, başka delillerle desteklenen hadislerdesteği olmayanlara tercih edilir. Yine iki hadisten ihtiyata daha uygun olantercih edilir. Tercih sebepleri çok fazladır ve ilgili kitaplarda çok sayıda tercih sebebi sayılır.

Tercih sebepleri kısaca dört başlık altına toplanabilir:

Senedle İlgili Sebepler: Râvîlerin sayısı, ilim ve sikalık yönündenüstünlükleri, hadisi öğrenme şekilleri ve olayla ilgileri gibi hususlar tercih sebebidir.

Metinle İlgili Sebepler: Lafzına sadık kalınarak rivayet edilen hadisinmanâ olarak rivayet edilene, sarahaten merfû’ olanın hükmen merfû’ olana,vürûd yeri ve zamanı belirtilen hadisin böyle olmayana tercihi gibi.

Hükümle İlgili sebepler: İhtiyata elverişli olanın veya haramlık ifade  edenin tercihi gibi.

Haricî Sebepler: Kur’an-ı Kerîm’in zahirine, sünnete, dinin genelkurallarına (kıyasa) uygun olanın tercihi gibi.

4-Tevakkuf: Tevakkuf Arapça’da durmak, duraksamak, beklemekanlamlarına gelir. İhtilafı giderme yöntemi olarak tevakkuf, çelişen hadislerkonusunda karar vermemek, askıya almak, karar vermeyi sağlayacak delil vekarîneler buluncaya kadar beklemek anlamına gelir. Tevakkuf aslında ihtilâfıgiderme yöntemi değil askıya alma işlemidir.

Hadisler arasındaki çelişkiyi giderme yöntemlerine hangi sıralamaya görebaşvurulacağı âlimler arasında önemli bir tartışma konusudur.Hadisçiler: Cem’, nesh, tercih, tevakkuf,İslâm âlimlerinin çoğunluğu: Cem’, tercih, nesh, tevakkuf.

Hanefîler: Nesh, tercih, cem’, terk şeklinde bir sıralama dâhilindeçelişkinin giderilmesi gerektiğini savunurlar.

İhtilâfü’l-hadîs konusunda yazılan ve günümüze ulaşan önemli kitaplartarih sırasına göre şunlardır:

Şâfiî (ö.204/819), İhtilâfü’l-hadîs,İbn Kuteybe (ö.276/889), Te’vîlü muhtelifi’l-hadîs. Bu kitap HayriKırbaşoğlu tarafından Hadis Müdafaası başlığıyla Türkçe’ye çevrilmiş veyayınlanmıştır. (1989, Ankara),Ebû Ca’fer et-Tahâvî (ö.321-933) Müşkilü’l-âsâr.

Esbabü Vürûdi’l-Hadîs İlmi

Esbâbü’l-Vürûd geliş, ortaya çıkış sebepleri anlamına gelir. TekiliSebebü’l-Vürûd’dur. Bu ilim dalı hadislerin söyleniş sebepleri, hangiortamlarda, ne amaçla söylendiklerini araştırır. Bu ilim, hadislerin daha iyianlaşılması, hadislerle ilgili bazı problemlerin çözümü açısından çokönemlidir. Hadislerin hangi arka planda ortaya çıktığı bazen hadisin kendiiçindeki ifade, karîne ve delillerden anlaşılır.

Bu konuda ilk müstakil kitabı Ömer b. İbrâhîm el-Ukberî’nin (ö.387/997) yazdığı kaynaklarda belirtilmekteyse de günümüzeulaşamamıştır. Bu konuda yazılıp günümüze ulaşan iki önemli eser vardır:

1-Süyûtî’nin, el-Lüma’ fî esbâbi vürûdi’l-hadis’i.

2- İbn Hamza el-Hüseynî’nin (ö.1120/1708) el-Beyân ve’t-ta’rîf fî esbâbivürûdi’l-hadîs isimli eseridir.

HADİS TENKİDİNİN TEMEL İLKELERİ

Hadislerin gerçekten Hz. Peygamber’e ait olup olmadığını araştıran hadistenkitçiliği, insanoğlunun haberlerin doğruluğunu belirlemek için şimdiyekadar bulabildiği ve kullandığı üç evrensel yöntemi kullanır:

1-Haberi verenin, haber verdiği olaya tanık olup olmadığının, doğrualgılama konusunda bir engel bulunup bulunmadığının, haberi doğru olarakaktarmasını engelleyecek herhangi bir neden, engel veya kusur bulunupbulunmadığının araştırılması.

2- Haberin başka kaynaklardan te’kîdi, yani aynı haberi veren başkakaynaklar olup olmadığının araştırılması, varsa ikisinin karşılaştırılması.

Hadis ilminde kendisinden sadece bir kişinin rivayette bulunduğu, bir kişi dışında râvîsi olmayan hadisrâvîlerine güvenilmez. Bu tür râvîler mechûlü’l-ayn terimiyle nitelendirilirve kendilerinden rivayette bulunan ikinci bir râvî tespit edilinceye kadar  hadis alınmaz.

Hadis tenkitçiliğinin en temel yöntemi hadislerin bütün farklı rivayetkanallarının ve zincirlerinin araştırılması, bir araya toplanması, karşılaştırılmasıve bir bütün olarak değerlendirilmesi esasına dayanır. Bu işlemler hadis ilminde, hadisin farklı kanallarının toplanması anlamına gelencem‘u’t-turuk ve bu farklı kanalların karşılaştırılıp değerlendirilmesianlamına gelen muâraza ( المعارضة ) kavramıyla ifade edilir. Bu sayedehadislerdeki râvî kusurları, kâtip hataları, yanlış okumalar gibi beşerîzayıflıklardan kaynaklanan hatalar ortaya çıkar.

3-Bize ulaşan bir haber değişik kaynaklardan gelmiş olsa da haberindoğruluğu için haberin içeriğine de dikkat ederiz.İşte hem hadisçiler hem de başta fıkıhçılar olmak üzere İslâm âlimleri,hadislerin sadece râvîlerinin güvenilir ve birden çok kanalla gelmiş olması ileyetinmemişler, içeriklerini de belli ölçütlerle eleştiriye tâbi tutarak değerlendirmişlerdirHer hangi bir hadis, akla, Kur’an’a, İslâm Dini’ningenel ilkelerine, İslâm âlimlerinin icmâ’sına, Hz. Peygamber’in yaygın vemeşhur bir sünnetine, kesin bilimsel verilere, kesin tarihsel gerçeklere aykırıise, çok sayıda kişiyi ilgilendiren bir konuda sadece bir kişi rivayette  bulunuyorsa kabul edilmemiştir.

Bu üçüncü tür tenkit yöntemi, İslâm Tarihi’nin çok erken dönemlerinden beri uygulanmıştır.Sadece Hanefî Fıkıhçılar buna iç kopukluk anlamına gelen el-İnkıtâu’l-bâtın ismini vermişlerdir.

Hadisin metninin içeriğinin yukarıda sözü edilen Kur’an’aaykırılık gibi ölçütlere aykırı olması sebebiyle eleştirisine son dönemlerdeMetin Tenkidi denilmektedir.Anlam karışıklığına yol açmaması için hadislerin sözü edilen ölçütlere aykırılığı açısından tenkidine

İçerik Tenkidi veya İçerik Eleştirisi demek daha uygundur.

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat