Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
KYT401U-ÇEVRE SORUNLARI VE POLİTİKALARI DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
KYT401U-ÇEVRE SORUNLARI VE POLİTİKALARI DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİNE ÜCRETSİZ OLARAK YARARLANABİLİR AÖF ÇIKMIŞ SORULARI, DERS ÖZETLERİNİ VE AÖF YARDIMCI KİTAPLARI ONLİNE SİPARİŞ VEREBİLİRSİNİZ.

ÇEVRE SORUNLARI VE POLİTİKALARI ÖZET

ÜNİTE 1:  ÇEVRE, EKOSİSTEM VE TEMEL KAVRAMLAR

Çevre: 1. Bir şeyin yakını, dolay, dolayı, etraf; 2. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam; 3. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi; 4. Yaşamın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış etmenlerin DütKnlüğü; 5. Bir kimseyle ilişkisi bulunanlar, muhit; 6. Aynı konuyla ilgili bulunan kimselerin tümü, olarak tanımlanmaktadır.

Canlı varlıkların yaşam ortamları ve birbirleri ile olan diyalektik ilişkilerini ince­leyen "ekoloji bilimi" ilk kez 1866 yılında Alman Biyologu Ersnt Haeckel tarafın­dan gerçekleştirilen ve geliştirilen bilimsel araştırmalar ve çalışmalar sonucunda bağımsız bir bilim alanı olarak görülmeye başlamıştır,

Ekoloji sözcüğünün ise, Haeckel'in araştırmaları sırasında ortaya çıktığı bilinmekte­dir. Haeckel, uygarlık tarihinde önemli yeri olan Eski Yunan coğrafyasını araştırırken, antik dönemde Eski Yunancada kullanılan kavram ve kelimelerden hareketle, "ekolo­ji" kavramı üzerinde yoğunlaşmıştır. Buna göre, Eski Yunancada yaşanan yer/yurt an­lamına gelen "oikos" ile, bilim, söylem veya söz söyleme sanatı anlamına gelen "lo­ğla" sözcüklerinin bir arada kullanımından "ekoloji" sözcüğünü türetmiştir,

Bu bağlamda, ekoloji kavramı, yaşam ortamlarının bilimi, ya da canlıların yaşadık­ları yerin söylemi ve bilimi olarak tanımlanabilir. Çevre ve ekoloji kavramları, yıllar içinde yeni bir bilim alanının ortaya çıkmasına, "çevrebilim" olgusunun gelişmesine de öncülük etmişlerdir.

- çevre, nitelik yönünden ele alındığında; fiziksel çevre ve toplum­sal çevre olarak iki ayrı tanım yapılabilir. Mekân açısından bakıldığında ise yerel, bölgesel, ulusal ya da uluslararası bağlamda tanımlanabilir.

Nitelik Yönünden Çevre Kavramı:

•   Fiziksel Çevre: İnsanın yaşadığı, varlığını ve diğer canlı ve cansız türlerle iliş­kilerini algıladığı ortama fiziksel çevre adı verilmektedir. Fiziksel çevre de oluşum bakımından ikiye ayrılır:

Doğal Çevre; yer kürede, insanın oluşumuna katkı yapmadığı, doğal gelişim ve değişimlerle oluşmuş yaşam ortamıdır.

Yapay Çevre; insanın çeşitli kaynakları, bilim ve teknolojiyi kullanarak oluş­turduğu, belli bir gelişmişliğin ürünü olan ve tamamen insan elinden çıkmış yaşam ortamlarıdır.

 

-Toplumsal Çevre: İnsanın, belirli bir dönemde bulunduğu fiziksel çevre içinde oluşturduğu toplumsal, siyasal ve ekonomik ilişkilerin tümü toplum­sal çevre olarak tanımlanır.

-Çevre kavramı mekân düzleminde ele alındığında ilk olarak coğrafi sınırlar günde­me gelir ve yerel, bölgesel ya da küresel ölçekte mekân boyutundan söz edilebilir. Buradan hareketle; mekân açısından çevre, yerleşim yerinin özelliğine göre, kırsal veya kentsel olarak tanımlanabilir.

-Çevrenin canlı (biyotik) unsurları, insanlar, hayvanlar, bitki örtüsü ve mikro­organizmalar olarak tanımlanabilecek canlı varlıklardan ve bunların yaşam süreç­lerinden oluşur. Canlı türlerinin nitelik ve nicelikleri, tüm bu canlıların birbirleri ve fiziksel çevre ile ilişkileri, çevrenin cansız (abiyotik) unsurlarının durumu (iklim, hava, su), yaşam döngüsü olarak adlandırılan ortamı, bir başka deyişle çevreyi ya da doğal yaşam ortamını yani ekosistemi oluşturmaktadır.

- Doğal yaşam ortamlarında, canlı ve cansız çevre unsurları birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Karşılıklı olarak madde alışverişi yapacak biçimde birbirlerine etki yapan canlılarla, cansız maddelerin bulunduğu herhangi bir doğa parçası bir "ekosistem" olarak adlandırılır. Açık bir sistem olan ekosistemde, enerji ve besin giriş-çıkışı süreklidirCansız doğal çevre ile bu çevre içinde yaşamlarını sürdüren canlılar arasındaki ilişkileri ve etkileşimleri inceleyen bilim dalına ekoloji adı verilir.

-Ekoloji, canlıların, çeşitli tür ve organizmaların bulundukları ekosis-temdeki yaşam döngülerini ve birbirleri ile ilişkilerini inceleyen bir bilim dalıdır" şeklinde tanımlanabildiğine göre, çevre sorunlarının ortaya çıkması ya da görünür olması ile birlikte ekoloji biliminin kapsamı genişlemiş, Ekoloji biliminin siyasal ve toplumsal alanla buluşması sonu­cu, siyaset bilimi, sosyal bilimler, sosyoloji, kamu yönetimi, iktisat, fen ve teknik bilimler, mühendislik alanları (çevre mühendisliği gibi özel bir çalışma ve bilim alanı doğmuştur), halk sağlığı bilim alanı, sağlık alanında yeni uzmanlıklar (sağlık teknisyenliği vb.) ve felsefenin yeni alanları ekoloji bilimi ile yan yana gelmiştir. Böylece yeni bir söylem ile birlikte disiplinler arası bir bilim dalı ortaya çıkmıştır, Çevrebilim veya Çevre Bilimleri olarak adlandırılan bu alan, ekoloji bilimi ile birlikte anılması yanında, daha çok bağımsız bir bilim dalı olarak kabul görmeye başlamıştır.

- Çevrenin kirlenmesi ya da bozulması, çevreyi oluşturan öğelerin çeşitli dış etmen­ler nedeni ile giderek niteliğinin değişmesi, değerini yitirmesi olayıdır.

- başlıca sorun­lar şu şekilde özetlenebilir:

•    Doğal varlıkların (su, hava, orman, toprak) hızla kirletilmesi,yok edilmesi

•    Çarpık ve düzensiz kentleşme

•    Çevre dostu olmayan teknolojiler kullanan sanayiden kaynaklanan sorunlar

•    Sanayileşme, enerji ve madencilik alanlarında uygulanan yanlış politikalar

•    Sanayi yer seçimi, enerji üretimi ve madenlerin işletiminde, doğal varlıkların ve yaşamın göz ardı edilmesi

•    Doğal kaynaklar (yer altı ve yer üstü zenginlikleri, madenler, petrol, vb.) üzerindeki baskının artması, bu kaynakların hızla tüketilmesi ve söz konu­su kaynakların yönetimi sürecinde oluşan çevresel sorunlar

•    Küresel ısınma, ozon tabakasının delinmesi, iklim değişikliği

•    Atık sorunu; çöplerin gerek içerik (tehlikeli atıklar, hastane atıkları, radyo­aktif atıklar) gerekse de miktar olarak büyük sorun oluşturması

•      Çevresel sorunlara bağlı ve yaşam kalitesinin bozulmasından kaynaklanan sağlık sorunları, kanser ve benzeri hastalıkların artması

 

sorunun resmen kabulü için 1970'leri beklenmiştir. Çevre sorunları­nın doğal kaynakları tahrip edeceği, tüketeceği ve kalkınmayı engelleyebileceği kaygısından hareketle, bir grup sanayici, işadamı ve aydının girişimi ile bilim çev­relerine bir rapor hazırlatılmıştır. Dünya kamuoyuna "Büyümenin Sınırları" adıyla açıklanan ve Roma Kulubü Raporu olarak da bilinen bu çalışmada, insanlığın ge­leceği için karanlık bir tablo çizilmiştir. Rapora göre, "...doğal kaynaklar nüfusun hızlı artışına yetmeyecek ve içinde yaşadığımız çevre, 150 yıla varmadan yaşanabilir niteliğini yitirecektir. Bu nedenle çevreyi korumak ve geliştirmek amaç ise, gelişme hızı yavaşlatılmamalı, hemen durdurulmalıdır. Çünkü mevcut gelişme seyri, insanlığı acı bir sona doğru yaklaş­tırmaktadır."

Öncelikle raporu hazırlatan işadamı ve sanayicileri şaşırtan bu yaklaşım, geniş tepkilere yol açmıştır. "Sıfır Büyüme" anlamındaki Rapor, gelişmiş sanayi ülkelerin­den yoğun eleştiri alırken, az gelişmiş ülkeler açısından da bu ülkelerin kalkınma girişimlerini önleme yolunda bir "komplo" olarak değerlendirilmiştir. Kapitalist, liberal ekonomik sistemin dönemsel bir kriz sürecini yansıtan Roma Kulübü Raporu, sonuç olarak hiçbir kesimi memnun etmemekle birlikte - belki gü­nümüzün radikal çevreci hareketlerini bu memnuniyetsizler kümesi dışında tut­mak doğru olabilir - önemli bir tanıda bulunmakta ve sistemin savunucularının ilk kez çevresel kaygıları dile getirdiği ve tehlikelere işaret ettiği yeni bir duyarlılık ze­minini simgelemektedir.

Çevrenin tüzel, teknolojik ve politik alanlarda sorgulanmasına tanıklık eden ve 1972 Stockholm Birleşmiş Milletler "Çevre ve İnsan" Konferansı'ndan 1992 Rio Ja-nerio "Çevre ve Kalkınma" Konferansı'na ve ardından 2002 yılında Güney Afri­ka'da Johannesburg'da düzenlenen Birleşmiş Milletler "Sürdürülebilir Kalkınma" Konferansı'na kadar geçen süreç, paradigma değişimini göstermesi çevre sorunla­rının bu değişim ile birlikte çeşitlenmesi ve derinleşmesi açısından özgün ve trajik bir deneyim olarak insanlık tarihindeki yerini almıştır.

Bu konferanslarda, uluslararası anlaşmalar, uluslararası çevre hukukunda geliş­meler ve "ortak gelecek" gibi kaygılar, hükümetler düzeyinde dile getirilmiştir.

--1983 yılında Birleşmiş Milletler tarafından "Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyo­nu" oluşturulmuş, ilgili komisyon tarafından 1987 yılında yayınlanan Ortak Gele­ceğimiz başlıklı raporda(Komisyon Başkanı Gro Harlem Brundtland'ın ismi ile Brundtland Raporu olarak da bilinir) çevre sorunları yoksulluk-eşitsizlik eksenin­de ele alınmıştır. "Yoksulluğun ve eşitsizliğin olduğu bir dünya her zaman için ekolojik ve diğer krizlere eğilimli olacaktır." ifadesinin yer aldığı Rapor'da ekoloji ve ekonomi arasındaki uyuma dayanan sürdürülebilir kalkınma; en genel anlamıy­la "gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağından ödün vermeksizin bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilecek kalkınma" olarak tanımlanmaktadır.

-Sürdülebilir Kalkınma kavramı, çoğunlukla büyüme ile eşanlamlı bir kavram olarak anlaşılmaktadır. Oysaki; eğitim ve sağlık hizmetleri, beslenme, barınma ola­nakları, kültürel, toplumsal gelişmişlik ve insan hakları gibi göstergeler de kalkınma kavramının içinde düşünülmelidir. Bu anlamda sürdürülebilir kalkınma sadece eko­nomik değil, toplumsal ve siyasal boyutları da olan bir süreç olarak ele alınmalıdır.

-Biyoteknoloji: Bitki, hayvan veya mikroorganizmaların tamamı ya da bir parçası kullanılarak yeni bir organizma (bitki, hayvan ya da mikroorganizma) elde etmek veya var olan bir organizmanın genetik yapısında arzu edilen yönde değişiklikler gerçekleştirmek amacı ile kullanılan yöntemlerin tamamını içeren bilim dalıdır. Biyoteknoloji, bir anlamda modern teknolojinin doğa bilimlerine uygulanması olarak da tanımlanabilir. Kanser, AİDS gibi birçok hastalığın tedavisi ve önlenmesinde kullanılan genetik ürünler, büyüme geriliği gibi sorunlara çare olacak ya da bulaşıcı hastalıklara karşı koyacak proteinlerin üretimi, organik atıkları yaşamsal süreçlerinde kullanacak bakterilerin elde edilmesi biyoteknoloji uygulamalarına verilebilecek örneklerdir.

- Nüfus artışının, var olan ekonomik sistemlerin ve üretim ilişkilerinin yarattığı en çarpıcı sorunlar üç ana başlıkta toplanabilir: AÇLIK, BARINMA, YOKSULLUK

 

 

 

- Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS): 3-14 Haziran 1992 tarihinde toplanan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansında (BMÇKK) imzaya açılmıştır. Sözleşmenin amacı; atmosferdeki sera gazı birikimlerinin insan ve çevre sağlığı üzerindeki olumsuz

etkilerini en aza indirerek sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesine zemin yaratmaktır. Sözleşmede iklim değişikliğinde tarihsel sorumluluğu bulunan ülkeler ile o tarihteki OtCS'ye üye ülkeler gelişmişlik düzeylerine göre iki gruba (tk-1 ve tk-2 ülkeleri) ayrılmışlardır.

 

-KYOTO PROTOKOLÜ:1997 yılında Japonya'da gerçekleştirilen BMİSÇS tarafları 3. Konferansı'nda imzalanan protokol. Bu protokole göre, gelişmiş ülkeler (ABS hariç) 2008­2012 yılları arasında sera gazı salım miktarlarını 1990 seviyesinin yüzde 5'i kadar azaltacaklarını taahhüt etmişler. BMİSÇS'nin EK-1 ülkeleri, Kyoto Protokolünün tK-A'da belirtilen sera gazlarını, tK-B'de taahhüt ettikleri miktarlarda sınırlamayı kabul etmişlerdir.

-Erozyon: Toprağın bulunduğu yerden yağışlar, sel suları, rüzgâr, çığ vb. etkenlerle taşınması olayıdır.

-Çölleşme: Kurak, yarı kurak ve az yağışlı alanlarda iklim değişiklikleri ve insan faaliyetleri de dâhil olmak üzere, çeşitli etmenlerden kaynaklanan toprak bozulmasıdır. Toprağın aşırı kullanımı, aşırı otlatma, sağlıksız sulama yöntemleri, ormanların tahribi ve özellikle son yıllarda ekolojik dengenin bozulmasıyla gerçekleşen iklim değişikliği, çölleşmeye yol açan en önemli etkenlerdir. Çölleşme ve kuraklık sorunları küresel bir nitelik taşımakta ve dünyanın bütün bölgelerini etkilemektedir. Bu nedenle çölleşme ile mücadele etmek ve kuraklığın etkilerini hafifletmek için uluslararası eylem gerekmektedir.

---Gelişmiş ülkelerde yaşanan çevre sorunlarının teknolojik değişimle çözülmesi yö­nünde çabalar sürerken, yaratılan tüketim toplumu ve bu topluma sunulan ürün­lerin yol açtığı sorunlardan biri de atık ve çöp sorunudur.

Katı atıklar genel bir tanım olarak, sıvı ve gaz atıklar dışında kalan, katı halde, belirli hacim ve özelliklere sahip malzemelerdir. Evsel katı atıklar, ambalaj atıkları, tıbbi atıklar, arıtma çamurları, radyoaktif atıklar, tehlikeli ve zararlı atık olarak ta­nımlanabilecek sanayi atıkları, katı atıkların yönetimi kapsamında ele alınırlar.

Tüketim alışkanlıklarının değişmesi ile yaygınlaşan ambalajlı ürün kullanımı ve "kullan at" türünden malzemeler, bugün dev boyutlara ulaşan çöp sorunu­nun başlangıç noktası olmuştur.

-Dünyada iç ve dış ortam hava kirliliğinden, 2 milyondan fazla insanın erken ölümü beklenmektedir.

-Altıncı büyük yok oluş sürecini, doğal felaketlerin değil, insanlığın "büyüme ve tüketim düzeni" başlatmıştır.

-Tarım, nerede yapılırsa yapılsın, biyolojik çeşitliliğe bağımlıdır. Buna karşın bugün tarım, genetik erozyonun, tür kayıplarının ve doğal yaşam alanlarının değişmesinin en büyük nedenidir. 2030 yılından itibaren ise, gelişmekte olan ülkelerin insanlarının, besin gereksinimlerini karşılamak için 120 mil­yon hektar araziye daha ihtiyaç duyacağı tahmin edilmektedir.

-Kıyı ve deniz ekosistemleri, daha fazla zarar görmekte, özellikle deniz dibin­de yapılan araştırmalarla okyanusların biyolojik zenginliklerinin tehlikede olduğu gösterilmektedir.

 

-Genetik çeşitliliğin kaybı, gıda güvenliğini tehdit etmekte, insanların, biyo-yakıtlar gibi enerji arayışları ve kullanımları, canlı çeşitliliğinin kaybının hız­lanmasına yol açmaktadır. Bunun sonucunda, hastalıkların şekil değiştirece­ği ve ortaya çıkan hastalıklara bağışıklığı olmayan insan neslinin sağlığının, ciddi biçimde etkileneceği tahmin edilmektedir.

-Zengin ülkelerde yaşayan yaklaşık 1 milyar insanın ortalama yıllık gelirinin, yoksul ülkelerde yaşayan 2,3 milyar insandan 15 kat daha fazla olduğu bi­linmektedir. Tüketimin nüfustan hızlı artması ile hem tüketim hem de yok­sulluk, çevreye zarar vermekte, bu ise en çok yoksulları etkilemektedir.

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat