Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
PSİ201U-SOSYA PSİKOLOJİ DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
PSİ201U-SOSYA PSİKOLOJİ DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİNE VE DİĞER DERSLERİN DERS ÖZETİNE ULAŞABİLİR, AÖF ÇIKMIŞ SORULARI, AÖF DERS ÖZETLERİNİ VE AÖF YARDIMCI KAYNAK KİTAPLARI ONLİNE SİPARİŞ VEREBİLİRSİNİZ...

ÜNİTE 1: SOSYAL PSİKOLOJİ

-Sosyal Psikoloji: Sosyal psikoloji bireylerin, davranış, duygu ve düşüncelerinin başkalarının gerçek, hayal edilen veya ima edilen varlığından nasıl etkilendiğinin bilimsel yollarla araştırılmasıdır.

-Sosyal psikoloji, insanların diğer insanlar hakkında nasıl düşündüklerinin, onları nasıl etkilediklerinin ve onlarla nasıl ilişki kurduklarının bilimsel bir biçimde çalışılmasıdır.

-"Sosyal psikoloji, sosyal ve kültürel ortamdaki birey davranışının özellikleri­nin ve nedenlerinin bilimsel bir biçimde incelenmesidir”.

-Sosyal psikoloji insan etkileşimlerini ve bu etkileşimlerin psikolojik temelle­rini sistematik olarak inceleyen bir disiplindir.

Sosyal psikolojinin tarihçesinde de görüleceği gi­bi, sosyologların tanımladığı bir sosyal psikoloji ve psikologların tanımladığı bir sosyal psikoloji vardır: Sosyolojik sosyal psikoloji ve psikolojik sosyal psikoloji.

Kitapta psikolojik Sosyal psikoloji görüşlerine yer verilecektir. Sosyal psikolojiyi psikolojinin alt dalı olarak gören sosyal psikologların birçoğu ünlü sosyal psikolog Gordon W. Allport'un yaptığı sosyal psikoloji tanımını kabul ederler: "Sosyal psi­koloji bireylerin, davranış, duygu ve düşüncelerinin başkalarının gerçek, hayal edi­len veya ima edilen varlığından nasıl etkilendiğinin bilimsel yollarla araştırılması­dır". Bu tanım, sosyal psikolojinin temel olarak sosyal etki çalışması olduğu fikrine dayanır. Sosyal etki, insanlar arasındaki etkile­şimlerin, insanların düşünce ve davranışlarını etkilemesi olarak anlaşıldığında, sos­yal psikolojinin ikna, tutum değişimi ve uyma davranışı gibi büyük bir alanını kap­samaktadır.

-Tanımlama zorluğunu aşmak için, bazıları sosyal psikolojiyi pratik bir biçimde "sosyal psikologların uğraştığı şey" olarak tanımlamaktadır. Modern sosyal psiko­logların uğraştığı "şeyler" genel olarak şunlardır:Gruba uyma davranışı, ikna, güç,sosyal etki, itaat, önyargı, önyargının azaltılması, ayrımcılık, kalıpyargılar, sosyal biliş ve sosyal algı, sosyal kategoriler, saldırganlık, özgeci davranış, kişiler arası çe­kicilik, tutumlar ve tutum değişimi, iletişim, izlenim oluşturma, küçük gruplar, li­derlik, kitle davranışı, gruplar arası ilişkiler.

-Sosyal Psikolojinin Avrupadaki Kökleri

Modern sosyal psikolojinin kökleri 19. yüzyılda Avrupa'da ortaya çıkan iki entelek­tüel akıma kadar geri götürülebilir: Völkerpsikolojive kitle psikolojisi. Alman­ca bir terim olan Völkerpsikoloji, "halk psikolojisi" olarak ter­cüme edilebilirse de "sıradan insan psikolojisi" ne daha yakındır. Gene de Türkçe-de kollektif psikoloji/kültürel psikoloji olarak anlaşılabilir. Psikolojinin de kurucu babası olarak kabul edilen Wilhelm Wundt tarafından geliştirilen Völkerpsikoloji, belirli bir sosyal gruba ait olan insanların bireysel değil kollektif bir biçimde düşün­me eğiliminde olduklarını ileri sürer; bu insanlar aynı görüş ve inançları taşırlar ve aynı değerleri paylaşırlar. Völkerpsikoloji de diğer tüm psikolojik akımlar gibi, için­de bulunulan zaman ve sosyal bağlamın bir ürünüdür. Bu yaklaşımın ortaya çıkışı, çok sayıda küçük prensliğin bir araya gelerek tek bir Alman devletinin oluşturul­ması süreci ile yakından ilgilidir; yani, temel olarak özgün bir Alman karakterinin ne olduğu sorusunu yanıtlamak üzere geliştirilmiştir.

Sosyal psikolojinin Avrupadaki diğer kökü olan kitle psikolojisi, sosyal psiko­loji disiplininde Völkerpsikolojiden daha uzun süreli etkiler yaratmıştır. Geniş kit­lelerin neden, nasıl ve ne zaman birlikte davrandığını anlamak için geliştirilen kit­le psikolojisi yaklaşımının önde gelen temsilcisi Fransız kuramcı Gustave Le Bon'dur ve 1895'de Kitle Psikolojisi adlı bir kitap yayınlamıştır. Kitle psikolojisi yaklaşımı da zamanının sosyal ve politik iklimini yansıtır; Avrupada'ki sosyal ayaklanmaların gözlemine dayanılarak geliştirilmiştir.

Kitle psikolojisinin temel fikri "grup zihni"dir. Kitle ve grupların yaşayan bir organizmaya benzetildiği bu yaklaşıma göre, kitle ve grupların kendine özgü dü­şünsel özellikleri, yani "zihni" vardır. Genel olarak ifade edilecek olursa, kitleye gi­ren bireyler, yalnızken olduklarından farklı bir biçimde düşünürler, hissederler ve davranır.

-Modern sosyal psikolojinin doğuşunda da böyle iki olaydan söz edilebilir: biri sosyal psikolojik nitelikte görülen bir deney ve diğeri, sosyal psikoloji ders kitaplarının yayınlanmasıdır. Modern sosyal psikoloji deneysel yönteme ağırlık veren bir bilim dalıdır. 19. yüzyılın sonlarında Triplett ta­rafından gerçekleştirilen deney, sosyal psikolojinin ilk deneyi kabul edilir ve bu deney, daha sonradan deneysel yöntemin kazandığı önem yüzünden tarihsel bir başlangıç olarak nitelendirilir. Triplett, bisiklet kullanan insanların yarışta olmasa­lar bile başka bisikletlilerin varlığında, tek başlarına olduğu duruma göre daha hız­lı bisiklet sürdüklerini gözlemiş ve bu gözlemini laboratuvarda test etmiştir. Sonuç­lar çok kesin olmasa da, sosyal psikoloji kitaplarında yeniden yazıla yazıla, dene­yin, başkalarının varlığının performansı arttırdığına destek verdiği iddia edilmiştir. Bu konu, daha sonraları sosyal psikolojide sosyal hızlandırma adı verilen deney­sel çalışmalarla devam etmiştir.

-Sosyal Hızlandırma: Diğer insanların varlığının bireysel performansı arttırdığı süreç.

-Psikolojideki davranışçılığı sosyal psikolojiye taşıyan kişi Floyd Allport'tur.Allport, sosyal psikolojinin ciddiye alınmak istiyorsa deneysel bir bilim olması ge­rektiğini ve bunun için de davranışçı ilkelerin uygulanması gerektiğini öne sür­müştür. Davranışçı sosyal psikolojinin temsilcisi Allport, "grup zihni" kavramını gözlenemeyen bir yapı olduğu gerekçesiyle reddetmiş, hatta psikolojik anlamda (fiziksel anlamda değil) "grup" diye bir olgunun da varolamayacağını öne sürmüş­tür. Ona göre, grup, bireylerin düşündüğü, hissettiği, davrandığı anlamda düşüne­mez, hissedemez ve davranamaz. Grup, bireylerin özelliklerinin toplamından da­ha fazla bir şey değildir ve dolayısıyla grup davranışını anlamak için birey psiko­lojisini bilmek yeterlidir.

-Sosyal Kimlik: Bireyin benliğinin bir parçasını oluşturan, grup üyeliklerinden elde ettikleri kimliktir; bireyin benliğini başka bir parçasını oluşturan ve bireyin biricikliğiyle ilgili olan bireysel kimlikten farklıdır.

Atıf Kuramı:insanların sosyal etkileşimde neden ve sonuç ilişkilerini nasıl çıkarsadıklarını açıklamak üzere geliştirilmiş bir yaklaşımdır.

Araştırma geleneği Fransız sosyal psikolog Moscovici tarafından geliştirilmiş Sosyal Temsiller ve HenriTaj-fel'in geliştirdiği Sosyal Kimlik yaklaşımıdır. Aynı tarihlerde ortaya çıkan bir baş­ka büyük eğilim, gerileyen tutum çalışmalarının yerine nedensel yükleme çalış­malarının yükselişe geçmesidir. Temelini Heider'ın attığı atıf kuramı, bireylerin günlük yaşamda diğerlerinin davranışlarını nasıl açıkladıklarına odaklanan bir ku­ramdır.

-MUZAFFER ŞERİF: 1936 yılında Toplumsal Kuralların Psikolojisi adıyla ya­yınlandı ve günümüzde bir sosyal psikoloji klasiği sayı­lan bu kitap Şerif’e uluslararası bir ün kazandırdı.

-1970'lerin ortalarında, günümüzde de sosyal psikoloji alanını ağırlıklı olarak belirlemeye devam eden sosyal biliş yaklaşımı ortaya çıkmıştır.sosyal biliş yaklaşımının yenili­ği, 1960'ların ortasında ana disiplin psikolojide davranışçılık yerine geçen bilişsel akımın açık ve doğrudan biçimde sosyal psikolojiye taşınmış olmasıdır. Bu biliş­sel yaklaşım, insan zihnini, tıpkı bilgisayar gibi bir bilgi işleme düzeneği olarak görmektedir. Sosyal psikolojide sosyal biliş yaklaşımının temsilcileri, bilgisayar ve insan zihni arasında kurulan bu anolojiyi aynen kabul etmişler ve bu bilgi işleme düzeneğinin sosyal dünya hakkındaki bilgiyi nasıl işlediğine odaklanmışlardır.Bu yaklaşımın temel varsayımı, sosyal dünya­nın çok karmaşık olması ve insanın sınırlı bilgi işleme kapasitesi olan zihninin bu karmaşıklığın üstesinden gelememesidir. Bu yüzden de, sosyal dünyaya ait bil­giyi işlerken kestirme yollar kullanırız ve bu da bilgi işlemede hatalı sonuçlara yol açar. Bu varsayımların izlerini sosyal psikolojide en çok kalıpyargıların oluşturul­ması ve ilk izlenim oluşturma konularında bulmak mümkündür.

-Sosyal psikolojide kullanılan araştırma yöntemlerini deneysel yöntemler ve de­neysel olmayan yöntemler olmak üzere iki geniş kategoride toplamak mümkündür.

Deneyin mümkün ya da uy­gun olmadığı durumlarda sosyal psikologlar deneysel olmayan diğer yöntemleri de kullanmaktadırlar. Bu yöntemlerle gerçekleştirilen araştırmalardan nedensel bir sonuç çıkarmak mümkün değildir. Bu tür araştırmaların sayısal veri elde edilebi­lenlerinde değişkenler arasındaki korelasyonaraştırılır. Bunlar korelasyon yön­temi olarak adlandırılabilir.Korelasyon: iki ya da daha çok değişken arasındaki ilişkidir.

Korelasyon yöntemi: iki yada daha çok değişken arasında kendiliğinden oluşan ilişkileri araştırma yöntemidir.

-Belirli bir davranış konusunda doğrudan ve betimsel bilgi edinmenin yolu doğal gözlemdir. Bu tür araştırmalarda davranışa neden olan içsel süreçlere, yani duygu, düşünce, tutum veya niyetlere ilişkin bir veri elde edilemez, ancak söz konusu davranışın ortaya çıkış süreci incelenebilir. Doğal gözlem söz konusu sosyal dav­ranışı sistematik bir biçimde gözlemeyi, kaydetmeyi (not tutmak ve/veya videoya çekmek) ve kodlamayı içermektedir. Akla gelebilecek tüm doğal mekanlarda do­ğal gözlem yapılabilir; okul, ev, sokak, fabrika, hastane, alışveriş merkezi, otobüs ya da uçak terminali, tren istasyonu...Bu yöntemde, gözlenen sosyal davranışa hiçbir müdahalede bulunulmaz. Sosyal davranış kendiliğinden gerçekleşir. Araştırmacı gözlemini bazı durumlarda görünmeden (örneğin sokakta bir ağacın ya da duvarın arkasına gizlenerek) gerçekleştirebilir. Diğer durumlarda bu mümkün olmadığından araştırmacı gözlediği grup ya da topluma katılır ve hat­ta bir süre onlarla yaşayabilir. Bu durumda katılımcı gözlem gerçekleştirmiş olur.

Bu yöntem, doğal ortamında kendiliğinden ortaya çıkan bir davranışı araş­tırmada mükemmel bir yoldur

Bu yöntemde çoğu kez sayısal veriler elde edilemez. Bu da toplanan verile­ri standartlaştırma sorunu yaratabilir.

Survey

Sosyal psikolojide en sık başvurulan araştırma yöntemlerinden biri "survey"dir. Survey yöntemi ile bir davranışın ya da bir tutumun bir toplumda ya da belli bir grupta görülme derecesi ve bunların yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, sosyal ardalan vb. etmenlerle nasıl bir ilişki içinde olduğu araştırılmaktadır.Survey yöntemindeki en önemli nokta, ulaşılması gereken insan sayısı fazla ol­duğundan, yapılacak örneklem seçimidir. Örneklem: Geniş bir evrenden katılımcıların seçimidir.

Seçkisiz örneklem: Her potansiyel katılımcının örnekleme seçilme şansının eşit olduğu örneklemdir.

Temsil edici örneklem: Örnekleme, evrenin özelliklerine oldukça yakın özelliklere sahip katılımcıların seçilmesidir.

Surveyle çok sayıda kişiden çok miktarda bilgi toplama olanağı vardır.

Örnekleme tekniğiyle yapıldığı için, toplanılan bilgiden genelleme yapılır. Bu yöntem, diğer yöntemlere göre zaman ve maddi kaynakların kullanımı açısından daha tasarrufludur.

Sınırlılıkları:Survey ile çok miktarda bilgi toplanır, ancak bu bilgi yüzeyseldir.

Büyük örneklem alınması gereken durumlarda çok zaman ve paraya ihtiyaç vardır.

Kendisine genelleme yapılmak istenen evren çok geniş ise, örneklem oluş­turma bir sorun yaratabilir.

-Arşiv araştırmasında araştırmacı, başkası tarafından ve çoğu zaman başka neden­lerle toplanmış ve kaydedilmiş veriyi kullanmaktadır. Sosyal psikolojide en az kul­lanılan yöntemlerden biri olan arşiv araştırması, geçmişteki bir olgunun araştırılma­sı için kullanılabileceği gibi, bir olguya ilişkin tarihsel eğilimi ortaya çıkarmak için de kullanılabilir. Arşiv araştırmasından genellikle istatistik verilerin kullanılması ak­la geliyorsa da, her türlü yazılı ve görsel materyal (ör. halk hikayeleri, gazeteler, romanlar, anılar, tv programları ya da video bantlar vb.) araştırmacı için arşiv ola­rak işlev görebilir.

Deneysel Yöntemler

Deney, bir değişkenin diğer bir değişken üzerinde etkisinin araştırılarak bir denen-cenin sınandığı yöntemdir. Deney yönteminde temel olarak, bir ya da daha fazla bağımsız değişkendeğişimlenmekte (manipüle edilmekte) ve bu müdahalenin bir ya da daha fazla bağımlı değişken üzerinde yarattığı etki ölçülmektedir.Bütün araştırma yöntemleri içinde değişkenler arasında neden-sonuç ilişkisinin kurulabileceği tek yöntem deneydir. Deney yönteminin bu ayrıcalığı, araştırmacı­nın bağımsız değişkene müdahalesi ve deneysel koşullar üzerindeki kontrolü sa­yesinde mümkün olabilmektedir. Deney yönteminde, bağımsız değişken(ler) ile bağımlı değişken(ler) arasında nedensel ilişkinin başka etmenler sonucu değil de araştırmacının özellikle değişimlediği bağımsız değişken sonucu ortaya çıktığını gösterebilmek önemlidir. Bunu gerçekleştirmede en kritik noktalardan biri, deney grubuve kontrol grubuoluştururken yapılacak denekseçimidir.

Bağımsız değişken:Bir deneyde bağımlı değişken üzerindeki etkisini görebilmek için değişime uğratılan değişkendir.

Bağımlı değişken: Bir deneyde bağımsız değişkende yapılan değişimlerin, üzerinde yol açacağı etkiyi görmek için ölçülen değişkendir.

Denek:Bir deneyde tepkileri ya da cevapları gözlenen ya da ölçülen bireylerdir.

Deney grubu: Bir deneyde bağımsız değişkende yapılan değişimin uygulandığı gruptur.

Kontrol grubu:Bir deneyde bağımsız değişkende yapılan değişimin uygulanmadığı ve deney grubu ile karşılaştırmak için kullanılan gruptur.

- Laboratuvar Deneyleri

Genel olarak sosyal psikolojide araştırmaya etki edebilecek etmenleri daha iyi kontrol edebilmek için laboratuvar deneyleri tercih edilmektedir. Laboratuvar de­neylerinin en dikkat çekici özelliği, dış dünyadan tamamen farklı yapay koşullar altında gerçekleştiriliyor olmalarıdır.

Laboratuvar deneylerinin güçlü yanları:

Değişkenler arasında kesin bir nedensel ilişki kurmak ve denence sınamak en fazla laboratuvar deneyinde mümkündür.

Alan deneyi de dahil olmak üzere diğer tüm araştırma yöntemleri içinde kontrolün en üst düzeyde olduğu yöntemdir.

Bütünüyle yapay bir ortamda gerçekleştirildiğinden, laboratuvarda elde edi­len sonuçların kesinliği de yüksektir.

Laboratuvar deneylerinin sınırlılıkları:

Laboratuvar deneyleri yapay bir ortamda gerçekleştirildiğinden, burada elde edilen sonuçları gerçek yaşama genellemek zordur.

Gerçek yaşamdaki tüm deneyimler laboratuvarda araştırılmaya uygun değil­dir.

-Alan Deneyleri

Alan deneyi ile laboratuvar deneyi temel mantık açısından aynıdır. Alan deneyin­de de laboratuvar deneyinde olduğu gibi bağımsız değişken araştırmacı tarafından değişimlenir ve bağımlı değişken üzerindeki etkisi gözlemlenir ya da ölçülür. An­cak, alan deneyinde araştırmacının bağımsız değişkene etki edebilecek potansiyel etmenleri kontrol etme olanağı pek yoktur.

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat