Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
SAK102U-SAĞLIK KURUMLARI MEVZUATI
SAK102U-SAĞLIK KURUMLARI MEVZUATI DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ

1.ÜNİTE -MEVZUAT VE SAĞLIK KURUMLARI MEVZUATI İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

Yazılı  hukuk  kuralları,  “mevzuat”  olarak  bilinmektedir.  Mevzuat,  Anayasa’daki   ilgili  hükümlere aykırı  olmamak  kaydıyla  çıkarılan  kanunlar  ile  bu  kanunlara  aykırı  olmamak  üzere  yürürlüğe  konan tüzük,  yönetmelik,  yönerge,  genelge  ve  diğer  yazılı  metinlerden  oluşur.

Sağlıkla ilgili yazılı hukuk kuralları ise “sağlık mevzuatı” olarak tanımlanır. Sağlık mevzuatı, kişinin ruhen  ve  bedenen   iyilik   halinde   olması   amacıyla   çıkarılan   yasal   düzenlemeler   ile   çeşitli   yasal düzenlemelerde  yer  alan  ve  sağlık  ile  ilgili  olan  hükümlerden  oluşmaktadır.

HUKUKUN KAYNAKLARI

Hukuk literatüründe kaynak terimi esas olarak maddi ve şekli olmak üzere iki anlamda kullanılmaktadır. Hukukun  maddi  kaynağı,  hukuk  kurallarının  kaynağını  belirtmektedir.  Hukuk  kurallarının  oluşmasına neden olan her türlü toplumsal ve fikri veri, hukukun maddi kaynağını oluşturmaktadır. Hukukun şekli kaynakları ise, hukuk kurallarının ortaya çıkış şekilleriyle ilgilidir. Hukukun şekli kaynakları da kendi içinde genel olarak asli kaynaklar ve yardımcı kaynaklar olmak üzere ikiye   ayrılır.   Asli   kaynaklar,   mevcut   ve   uygulanması   zorunlu   hukuk   kurallarıdır. Yardımcı kaynaklar ise, ilmi içtihatlar, mahkeme içtihatları ve mukayeseli  hukuk kurallarından oluşur. Hukukun  asli  ya  da  esas  kaynakları  da  kendi  içinde  yazılı  kaynaklar  ve  yazısız  kaynaklar  şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Yazılı kaynaklar anayasa, kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik ve bireysel işlemlerden oluşurken , yazısız kaynaklar ise örf ve adetlerdir.

Yürürlükte  bulunan  hukuk  kurallarının  bütününe  hukuk  dilinde  “pozitif  hukuk”  veya  kısaca  “mevzuat” denir. Mevzuat, anayasa, kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, tüzükler ve yönetmeliklerden oluşur. Bunlar  arasında  hiyerarşik  bir  sıralama  vardır.  Üstünlük  sırasıyla anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik şeklinde sıralanırlar.  Buna “normlar hiyerarşisi” veya “hukuk düzeni piramidi” denir. Yani bir kanun geçerliliğini anayasadan alır ve anayasaya aykırı olamaz. Aynı şekilde bir tüzük  geçerliliğini  kanundan  alır  ve  kanuna  aykırı  olamaz. 

Normlar    hiyerarşisini    oluşturan    anayasa,    kanun,    tüzük    ve yönetmelikler  arasında  çıkabilecek  uyumsuzlukları,  ülkemizde  hangi  yargı  organları denetlemektedir? 

Ülkemizde  bu görevi Danıştay’a   ve İdare Mahkemeleri  üstlenmektedirler.

ANAYASA

Anayasa kavramı, “maddi” ve “şekli” olmak üzere iki şekilde tanımlanmaktadır. Maddi anlamda anayasa, devletin temel organlarının kuruluşunu ve işleyişini belirleyen hukuk kurallarının bütününe denir. Buna göre, bir kuralın anayasa kuralı olup olmadığı içeriğine ve düzenlediği konuya bakılarak belirlenir. Şekli  anlamda  anayasa  ise,  normlar hiyerarşisinde  en  üst  sırayı  işgal  eden,  kanunlardan  farklı  ve  daha  zor  usulle  konulup  değiştirilebilen hukuk  kurallarının  bütünü  olarak  tanımlanmaktadır.  ,Yani  bir  kuralın  anayasa  kuralı  olup olmadığına içeriğine bakılarak değil, o kuralın bulunduğu yere, yapılış ve değiştiriliş biçimine bakılarak karar verilir. Anayasa , kanunların üstünde yer alan ve kanunlardan daha zor değiştirilen kurallardır. Bu anlamıyla her şey bir anayasa kuralı olabilir. Anayasada devletin temel kuruluşuna ilişkin hükümler bulunur. Yine temel hak ve  özgürlüklere  ilişkin  kuralların  da  anayasada  yer alır.

Anayasaların Yapılış ve Değiştirilişleri

Anayasalar  değiştirilmeleri  bakımından  yumuşak  ve  katı  anayasalar  olmak  üzere  ikiye  ayrılır. Yumuşak  anayasalar,  normal  yasalar  gibi  yapılan  ve  kolayca  değiştirilen  anayasalardır.   Katı  anayasalar,  sıradan  yasaların  yapılışındaki  yöntemlerden  daha  farklı  ve  daha  kanıtlayıcı yöntemlerle  yapılan  anayasalardır.  Katı  anayasaları  genellikle  kurucu  meclisler  yapar.  Ülkemizde  şu  an  7  Kasım  1982  tarih  ve  2709  sayılı  Anayasa  yürürlüktedir.  Anayasa,  12  Eylül1980’de  askeri  müdahale  yapanların  oluşturulan katı bir anayasadır. Anayasayı değiştirme yetkisi, esas  itibariyle  Türkiye  Büyük  Millet  Meclisi  (TBMM)’ne  aittir.  Anayasamızın  değiştirilebilmesi için , anayasa  değişikliği  teklifinin  TBMM  üye  tam  sayısının  en  az  üçte  biri  (yani  184 milletvekilinin  imzasıyla)  tarafından  verilmesi  gerekir.  Anayasa  değişikliği teklifi TBMM’  inde  iki  kez görüşülür.  İki  görüşme  arasında  en  az  iki  tam  gün  bulunur.  Anayasa  değişikliği  teklifinin  kabulü  için yapılan  oylama  “gizli  oy”  ile  yapılır.  Değişiklik  teklifinin  kabul  edilebilmesi  için,  teklifin  TBMM  üye tamsayısının  en  az  beşte  üçü  (330  milletvekili)  tarafından  kabul  edilmesi  gerekir.  Değişiklik  teklifi, TBMM  üye  tamsayısının  beşte  üçünden  fazla  ama  üçte  ikisinden  az  oyla  (yani  330  ila  366  oy)  kabul edilmiş ise, Cumhurbaşkanı bu değişikliği ya halkoylamasına sunar ya da bir defa daha görüşülmek üzere TBMM’ine  geri  gönderir.  TBMM’nin  bu  değişikliği  aynen  kabul  edebilmesi  için  en  az  üçte  iki çoğunlukla (yani 367 ve daha fazla milletvekilinin oyuyla) kabul sağlaması gerekir. Anayasa değişikliği teklifi, bu çoğunlukla kabul edilmişse, Cumhurbaşkanı bu değişikliği ya onaylamak ya da halkoylamasına sunmak zorundadır. TBMM, anayasa değişikliği teklifini doğrudan doğruya en az üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla(yani  367  ve  daha  fazla  milletvekilinin  oyuyla)  kabul  etmiş  ise,  Cumhurbaşkanı  bu  değişikliği onaylayabilir, halkoylamasına sunabilir ya da bir kez daha görüşülmesi için TBMM’ine geri gönderebilir. TBMM,  kendisine  geri  gönderilen  değişikliği  aynen  ve  aynı  çoğunlukla  (yani  367  ve  daha  fazla milletvekilinin  oyuyla)  kabul  ederse,  bu  takdirde  Cumhurbaşkanı  değişikliği  onaylamak  veya  bir  kez halkoylamasına sunmak zorundadır.       Anayasamızın  içeriğine  bakıldığında  ise,  bir  başlangıç  ve  yedi  kısımdan  oluştuğu  görülmektedir. Birinci kısımda devletin şekli ve Cumhuriyetin niteliklerine ilişkin esaslar; ikinci kısımda kişilerin temel hak  ve  hürriyetleri  ile  ödevleri;  üçüncü  kısımda  devletin  temel  organları;  dördüncü  kısımda  mali  ve ekonomik hükümler; diğer kısımlarda ise diğer hükümler yer almaktadır. Dolayısıyla 1982 Anayasası’nın çerçeve bir anayasa değil, ayrıntılı bir anayasa olduğu söylenebilir. 

 

KANUN 

Kanun kavramı, maddi ve şekli olmak üzere iki  farklı tanım vardır. Maddi kriterde, bir işlemin kanun olup olmadığı içeriğe bakılarak belirlenmektedir. Şekli kriterde ise, bir işlemin kanun olup olmadığı  içeriğinden  hareketle  değil,  hangi  organ  tarafından  ve  hangi  usulle  yapıldığına  bakılarak belirlenmektedir. Türk  pozitif  hukukunda  kanun  maddi  kritere  göre  değil,  şekli  kritere  göre  tanımlanır. Anayasamız  87’inci  maddesinde  “kanun  koymanın,  değiştirmenin  ve  kaldırmanın”  TBMM’nin yetkisi içinde olduğunu belirtmiştir. Kanunlar , Anayasamızın yetki verdiği ile TBMM tarafından, Anayasamızda öngörülen usullere uyularak yapılan işlemlerdir. Kanunların konusuna bakıldığında, Anayasa’ya göre bazı işler ve işlemler ancak kanunla yapılabilir ya da bazı konular ancak kanunla düzenlenebilir. Türkiye’de  çıkan  kanunların  tarihsel  gelişimi  incelendiğinde,  temel  olarak  dört  dönemde  toplandığı görülmektedir:

•    Cumhuriyet öncesi dönemden kalan ve halen yürürlükte olan kanunlar.

•    TBMM’nin  kuruluşundan  (23  Nisan  1920),  27  Mayıs  1960  tarihine  kadar  çıkarılan  kanunlara, 1’den 7480’e kadar numara verilmiştir.

•    27 Mayıs 1960 tarihindeki hükümet darbesinin ardından 1 Kasım 1961 tarihine kadar çıkarılan kanunlar tekrar 1’den numaralandırılmış ve kanunlar 375’e kadar numaralandırılmıştır.

•    1961  Anayasası’na  göre  iki  meclisten  oluşan  yasama  organı  tarafından  çıkarılan  kanunlar. Bunlar  da  1’den  başlayarak  sayı  almıştır. 

Kanunların Özellikleri

Yasama  organı  tarafından  konulmuş  olan  kanunlar,  herkes  tarafından  uyulması  zorunlu genel,  sürekli  ve  soyut  hukuk  kurallarıdır.  Kanunların  böylece  üç  ortak  özelliği  bulunmaktadır.  Bunlar: yazılı olma, genel ve soyut olma ve sürekli olmadır. Kanunlar  yazılı  hukuk  kurallarıdır.  Ayrıca  kanunların  yapılışları  özel  bir  biçime  bağlanmıştır.  Bu özelliği nedeniyle kanunlar, örf ve adet kurallarından kolayca ayrılmaktadırlar. Bir  kanun  hükmü,  devletin  egemenliği  altında  bulunan  bütün  ülkede  geçerli  olur.  Bu  ilkenin istisnai durumları vardır. Bazen kişiye özgü kanun çıkarıldığı görülmektedir. Kanunların sürekli olması ise, yürürlüğe girdikten sonra alanına giren tüm olaylara, yalnızca bir kere değil,  yürürlükte  kaldığı  süre  içinde  her  yinelenişinde  uygulanışını  ifade  eder. Kanunların  bunların dışında  ulaşılabilir  ve  anlaşılabilir  olmaları  da  gerekmektedir.  Kanunların Resmi Gazete’de yayımlanması zorunluluğu, ulaşılabilirlik koşulunu biçimsel anlamda gerçekleştirse de, bu  yeterli  olmayabilir. Kanunların özenle hazırlanması, kanun hükümleri arasında  çelişkiler  olmasından  kaçınılması,  çeşitli  kanunlarda  aynı  kavramı  belirtmek  için  kullanılan sözcüklerde tutarlılık olması da gerekir.

 

 

Kanunların Yapılması

Kanun yapma yetkisi TBMM’ne aittir. Bir kanunun yapılmasında dört aşama vardır.    Bunlar   öneri, görüşme,  kabul  ve  yayım  aşamalardır.  Kanun  önerisini  kimlerin  yapabileceği  Anayasa’da  belirtilmiştir. Bunlar   TBMM   üyeleri   (milletvekilleri)   ile   Bakanlar   Kurulu’dur.   Eğer   kanun   önerisi,   Bakanlar Kurulundan  gelmişse  buna  “kanun  tasarısı”,  meclis  üyelerinden  gelmişse  buna  da  “kanun  teklifi”  adı verilmektedir. 

KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME

Yasamanın bir toplumsal olayı kanun şekline getirmesinde uzun ve zaman alan yasama işlemleri konunun güncelliğini kaybetmesine neden olmaktadır. Bu duruma çözüm olarak, yürütme organının,  önceden  yasama  organından  yetki  olarak  yönetsel  düzenlemeler  yapması  görüşü  hukuk sistemine girmiştir. Kanun  hükmündekararnameyi, “yasama organının yetki vermesi üzerine Bakanlar Kurulu’nun belirli konularda yaptığı ve kanun gücündeki ve değerindeki düzenlemeler” şeklinde tanımlayabiliriz. Yabancı hukuk sisteminde uzun süreden beri uygulanan bu yöntem, hukukumuza ilk kez 1876 tarihli Anayasa ile girmiştir.

Olağan Dönem Kanun Hükmünde Kararnameleri

Olağan  dönemlerde  kanun  hükmünde  kararname  çıkarma  yetkisi  münhasıran  Bakanlar  Kurulu’na verilmiştir.  Ancak  Bakanlar Kurulu’nun kanun hükmünde kararname çıkarabilmesi için, önce bir kanunla o konuda TBMM tarafından yetkilendirilmiş  olması  gerekir. Olağan   dönem   kanun   hükmünde   kararnameleri   ile   düzenlenebilecek   alan   konular  Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları  ve  ödevleri  ile  dördüncü  bölümünde  yer  alan  siyasi  haklar  ve  ödevleri kapsamaz Bunun dışındaki diğer  konularda kanun hükmünde kararnameler ile düzenlenebilir. Kanun hükmünde kararnameler başbakan ve bütün bakanlar tarafından imzalanır ve Cumhurbaşkanı tarafından da imzalanarak Resmi Gazete’de yayımlanır.

Olağanüstü Hal ve Sıkıyönetim Kanun Hükmünde Kararnameleri

Olağanüstü  hal  ve  sıkıyönetim  kanun  hükmünde  kararnamelerini  çıkarma  yetkisi  normal  Bakanlar Kurulunda değil, Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kuruluna aittir. Burada yetki kanununa gerek yoktur.Olağanüstü  hal  ve  sıkıyönetim  kanun  hükmünde  kararnamelerinde konu sınırlaması da yoktur.değildir. 

TÜZÜK

Kanunların  nasıl uygulanacağı bir başka yazılı hukuk kuralına bırakılır. Hukukun bu kaynağına “tüzük” adı verilir. Tüzüğü “bir kanunun uygulamasını göstermek ve emrettiği işleri belirtmek üzere,  kanunlara  aykırı  olmamak  ve  Danıştay’ın  incelemesinden  geçirilmek  şartıyla  Bakanlar  Kurulu tarafından çıkarılan yazılı hukuk kuralı” olarak tanımlayabiliriz. Tüzük  çıkarma  yetkisi  Bakanlar  Kurulu’na  aittir.  Tüzük çıkarmanın biçimsel koşulları bulunmaktadır. Bu kurallar şöyle sıralanabilir. Bir  kurallar bütününün   tüzük   sayılabilmesi   için,   Bakanlar   Kurulu’nca   hazırlanmış   olması   ve   Danıştay’ın incelemesinden   geçmiş   bulunması,   Cumhurbaşkanı   tarafından   imza   edilmiş   ve   Resmi   Gazete’de yayımlanmış olması gerekir. Bu koşullardan birisi eksik olduğu takdirde, tüzükten söz edilemez.

YÖNETMELİK

Yönetmelikler,  devlet  örgütü  içinde  bulunan  çeşitli  kurum  ve  kuruluşların  daha  ziyade  kendi  iç bünyelerini  ilgilendiren,  çalışma  usullerini  düzenleyen  kurallar  bütünüdür.  Yönetmelikler,  Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri tarafından, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılırlar. Görüldüğü gibi, bakanlıklar dışında, kamu tüzel kişilerine de yönetmelik yapma yetkisi verilmiştir. Tüzüklerin  aksine  yönetmelikler  için  belli  bir  şekil  şartı  getirilmemiştir.  Tüzüklerin  Danıştay’ın incelemesinden  geçirilmesi  şart  olmasına  rağmen,  yönetmelikler  için  böyle  bir  şart  yoktur.  Ayrıca yönetmeliklerin  Cumhurbaşkanı  tarafından  imzalanması  da  gerekmez  Keza  her  yönetmeliğin  Resmi  Gazete’de yayımlanması da şart değildir. Anayasa’nın 124. maddesine göre, hangi yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayımlanacağı  kanunla  belirtilir. 

DİĞER DÜZENLEMELER

Diğer  önemli  yazılı  hukuk  kaynakları  arasında  uluslararası  antlaşmalar,  içtihadı  birleştirme  kararları  ile tebliğ, genelge ve yönerge gibi düzenlemeler yer almaktadır. “Uluslararası antlaşmalar”, iki veya daha fazla  devlet  tarafından  akdedilmiş  olan  ve  Türkiye’de  Cumhurbaşkanı’nın  onayıyla  Resmi  Gazete’de yürürlüğe  konulan  bağlayıcı  hukuk  kurallarıdır.  Türkiye’de  usulüne  uygun  olarak  onaylanmış  ve yürürlüğe  konulmuş  uluslararası  antlaşmalar  kanun  değerindedir Türkiye’de  uluslararası  antlaşma  akdetme  ve  imzalama  yetkisi  Cumhurbaşkanı,  Başbakan  ve  Dış İşleri  Bakanı’na  aittir “İçtihadı  birleştirme  kararı”  denilen  kararlar,  yasama  organı  veya  İdare  tarafından  değil,  yüksek yargı  organlarınca  oluşturulan  ama  uygulamada  kanun  gibi  etki  doğuran  hukuk  kaynaklarıdır.  Bilindiği üzere  içtihat,  mahkemelerce  verilen  kararlardan  çıkan  hukuk  kurallarına  denilmektedir.  Öte yandan, kamu yönetimi içinde yer alan birimler, yönetmelik dışında da genel ve objektif nitelikte bazı  düzenlemeler  yapıp  yayımlayabilirler.  Örneğin  tebliğler  ve  genelgeler  bu  nitelikte  kaynaklardır. Bunun  gibi,  bir  kamu  kuruluşunca  hazırlanan  ve  kuruluşun  iç  düzeniyle  ilgili  düzenlemeler  gerektiren yönergeler de alt düzeyde bir hukuk kaynağı türü sayılabilir.

DERS ÖZETİNİN TAMAMINI VE DAHA FAZLASINI ONLİNE SİPARİŞ VERMEK İÇİN AÖF ÇIKMIŞ SORULAR

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat