Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
SOS301U-ÇAĞDAŞ SOSYOLOJİ KURAMLARI DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
SOS301U-ÇAĞDAŞ SOSYOLOJİ KURAMLARI DERSİNİN 1. ÜNİTE DERS ÖZETİNE VE DİĞER DERSLERİN DERS ÖZETİNE ULAŞABİLİR, AÖF ÇIKMIŞ SORULARI, AÖF DERS ÖZETLERİNİ VE AÖF YARDIMCI KAYNAK KİTAPLARI ONLİNE SİPARİŞ VEREBİLİRSİNİZ....

I.ÜNİTE - SANAYİ SONRASI TOPLUM: DANİEL BELL

GİRİŞ

Sosyolojinin orataya çıkmasına sanayi devrimi ve sanayi toplumunun yarattığı dönüşümler neden olmuştur.

21. yüzyıldaki sanayi toplumu yerini enformas­yon toplumu, bilgi toplumu, “network” (ağ) toplumu gibi toplumsal yapılara bırakmıştır.

DANIEL BELL’İN SOSYOLOJİSİ

Daniel Bell' e göre sosyolojisinin asıl amacı “kuramdan çok toplumsal çözümlemeye”dir. Çağdaşlarının yaptığı gibi Bell de büyük toplumsal sorunların çözümü için öngörülerde ve önerilerde bulunmaya önem vermiştir.

Bell, 1950’lerde ortaya çıkmış yakınlaşma (convergence) teorisinin önde gelen isimlerinden biridir. R. Aron ve J. K. Galbraith de bu teorinin savunucularıdır.

Daniel Bell'e yönelik gelecekteki olaylar ve gelişmelerle ilgili çıkarımlarda bulunmayı amaçlayan fütürolojiye de kaydığı yö­nünde birtakım eleştiriler bulunmaktadır. Fütüroloji uzun va­deli, geniş ölçekli toplumsal ve ekonomik tahminde bulunma girişimdir.

 Sosyoloji teorileri arasında Bell, geliştirme­ye çalıştığı sanayi sonrası toplum kavramında ve kapitalizmin kültürel çelişkileri te­zinde yapısal işlevselcilik ve çatışmacı yapısalcılığın bir karışımı olarak tanımlanabilir. Bell, Kapitalizmin Kültürel Çelişkileri adlı ese­rinde Batı uluslarının toplumsal yapılarının ve kültürel formasyonlarının evrimini ele almıştır.

Ritzer ise Bell’in post-endüstriyel toplumungelişi ile ilgili çalışmasının bir anlamda modern grand teorilerden postmodern grand teorilere geçişi temsil ettiğini savunur.

İdeolojinin Sonu Tezi

Daniel Bell’e göre ideoloji seküler bir dindir. Duygusal enerjiyi ritüellere ve sanata yönlendiren dine benzer şekilde ide­oloji de insanların duygularını serbest bırakmalarını ve enerjilerini siyasal eyleme kanalize etmelerini sağlamaktadır.

Daniel Bell “ideolojinin sonu” tezinin öncülerinden biri olarak bili­nir. Bu teze göre kapitalizmin doğasındaki büyük değişimler sayesinde sağ ve sol arasındaki eski çatışmanın gücünü azaltmıştır.

“SANAYİ SONRASI TOPLUM” KAVRAMI

Her ne kadar sanayi sonrası toplum veya post-endüstriyel toplum kavramı Daniel Bell (1919-2011) ile özdeşleştirilmiş olsa da aslında bu kavramın ilk kullanımı 1914’te Coomaraswamy ve Petty’nin Endüstri Ötesi Denemeleri (Essays in Post In- dustrialism) makalelerinde kullanılmıştır. Sonrasında 1958’de David Riesman “en­düstri ötesi toplumu” “boş zaman toplumu” olarak adlandırmış ve ancak 1959’da Daniel Bell bu kavramı bir dizi konferansta kullanmıştır (Belek, 1997, s. 141-142). Bir başka görüşe göre ise sanayi sonrası toplum kavramı ilk kez “David Riesman tarafından kullanılmıştır ve 1890’larda yazan William Morris’in izleyicisi Arthur Penty’ye atfedilir” (Slattery, 2007, s. 462). 

Ritzer (2003, s. 233) Bell’in sanayi sonrası toplumla ilgili olarak öne sürdükleri hem endüstri hem de endüstri öncesi toplumları kapsayan çok geniş bir toplumsal değişme süreciyle ilişkilendirildiğine dikkat çeker. Endüstri öncesi toplumdan, en­düstri toplumuna oradan da post-endüstriyel topluma geçiş olduğunu düşünen Bell’in temel ilgisi ise post-endüstriyel toplumdur ve post-endüstriyel toplumu ana­liz edebilmek için onu toplumsal yapı, siyaset ve kültür olmak üzere üç temel ala­na böler (Ritzer, 2003, s. 233). 

Bell modern toplumun oluşumundan önce varolan sanayi öncesi toplumdan ve sanayi toplumu olarak bildiğimiz, sosyolojinin ilk uğraş alanı olan toplum biçimin­den farklı bir toplumsal aşamaya geçildiğini öne sürdüğü sanayi sonrası toplumun çok farklı özelliklere sahip olduğunu öne sürmektedir. Sanayi sonrası toplumun en temel karakteristik özellikleri teknolojide, ekonomide ve toplumsal yapıda gö­rülmektedir. 

Daniel Bell belki de en çok “sanayi sonrası toplum” kavramının sahibi olan bir kuramcı olarak bilinmektedir. Bu kavramı kullanan ilk kişi olmasa da, kavramı ele alış biçimiyle en çok tartışma yaratan isim olarak değerlendirilmektedir. Literatürde “post endüstriyel toplum”, “sanayi sonrası toplum”, “sanayi ötesi toplum”, “bilgi toplumu”, “enformasyon toplumu”, “post-fordist toplum”, “post-kapitalist toplum”, “post-burjuva toplumu”, “teknolojik toplum” şeklinde benzer toplum özelliklerinin vurgulandığı ancak farklı kuramların ve kuramcıların yaklaşımları çerçevesinde farklılıklar gösterebilen kavramlaştırmalar bulunmaktadır.  

Swingewood’a göre “1950’li yıllarda Daniel Bell, S.M. Lipset, Raymond Aron ve Ralf Dahrendorf gibi bir grup önde gelen sosyolog, bir post-endüstriyalizm” kavra­mı ortaya atarak, işlevselciliğin statik, tarihsel olmayan yargıları ile Marksizmin es­kimiş ideolojik tarihsiciliğine karşı çıkmışlardı. 

Sanayi sonrası toplum kavramı; yeni bir yönetici elit, işgücünün hizmet sektö­rüne devinimi, teknolojinin değişimdeki itici gücü ve en önemli bilgi türü olarak teoriyi, toplumsal yapının değişimini açıklamak üzere tamamen yeni geliştirilen ve ilgi çekici bir sosyolojik açıklama (Waters, 1996, s. 108) olarak bir araya getir­mektedir. Daniel Bell sanayi sonrası toplum ya da post-endüstriyel toplum kavra­mıyla yakından ilişkili olan “bilgi toplumu” kavramını ilk kez kullanan kuramcı­lardan birisidir. Bell, sanayi sonrası toplumda teknoloji alanında radikal bir biçim­de yeni birtakım şeylerin ortaya çıktığını ileri sürmektedir.

SANAYİ SONRASI TOPLUM KURAMI

Sanayi Öncesi Toplum, Sanayi Toplumu ve Sanayi Sonrası Toplum

Daha önce de belirtildiği gibi, Bell’in sanayi sonrası toplum kuramı sanayi öncesi toplumdan, sanayi toplumuna, oradan da sanayi sonrası topluma geçişle ilgili bir toplumsal değişme kuramıdır. Ancak burada şu noktayı ihmal etmemek gerekir: Nasıl sanayi toplumu sanayi öncesi toplumun yerini alan, yerine geçen bir toplum değilse, sanayi sonrası toplum da sanayi toplumunun yerini alan, yerine geçen bir toplum değildir (Bell, 1976b, s. 47). 

Sanayi öncesi toplumda genel olarak doğadan kaynakları dönüştürmeye da­yalı bir uğraş ve mücadele söz konusudur. Sosyolojide yaygın olarak kabul edilen şekliyle sanayi öncesi toplum avcı-toplayıcı toplum ve tarım toplumu olarak ayrış­tırılarak tanımlanmaktadır. Cinsiyete dayalı iş bölümünün olduğu bu toplum tipin­de ekonomik etkinliklerde birincil sektör meslekleri ve endüstrileri (avcılık, yiye­cek arama, çiftçilik, balık tutma, maden çıkarma, ormancılık) hâkimdir. İktisadi et­kinlik görenek ve geleneklere göre yürütülür, toprağın ve kaynakların arzında önemli kısıtlamalarla karşı karşıya kalınır. 

Sanayi toplumunda gelişmiş makinelerle ve karmaşık örgütsel ve yönetsel süreçlerle bir uğraş veya mücadele söz konusudur. Sanayi sonrası toplumun ak­sine sanayi toplumu insan-makine ilişkilerini merkeze alan, doğal çevrenin teknik çevreye dönüşümü için enerji harcayan bir toplumdur.

Ekonomik etkinlik imalat sanayine ve maddi malların işlenmesi sürecine odaklanmıştır. Önemli meslekler ikincil sektör meslekleri olan, yarı-vasıflı fabrika işçisi ve mühendisliktir. Sanayi toplumundaki başlıca ekonomik sorun imalat sanayi girişimlerini kurmak için ye­terli sermayenin harekete geçirilememesidir.  

Sanayi sonrası toplumda ise Bell’e göre, temel mesele (uğraş) öteki insanlar­dır. Bu toplum tipinde bazı insanlar diğerlerine hizmet sağlamaktadırlar ve bu hiz­meti sağlayanlar genel olarak diğerlerinden çok daha bilgili, uzman kişilerdir. Bu da genel olarak onlara büyük avantajlar sağlamaktadır (Ritzer, 2003, s. 234). Diğer iki toplum tipinin aksine sanayi sonrası toplum makine teknolojisinin yanı sıra en­formasyona dayalı “entellektüel teknoloji”nin yükseldiği bir toplumdur. 

Önceki toplumlarla karşılaştırıldığında sanayi sonrası toplumun en önemli ve ilk özelliklerinden biri üretim biçiminin farklılaşmasıdır. Bu yeni toplum yapısını karakterize eden en önemli unsurlardan biri artık imalat sanayi üretiminin başlıca üretim olmamasıdır. İmalat sanayinin yerine ticaret, finans, sigorta, gayrimenkul, bireysel profesyonel hizmetler ile alım satım, onarım hizmetleri ve genel devlet iş­lerini kapsayan hizmet sektörü (Bell, 1967, s. 27) toplam üretim içinde daha büyük bir paya sahiptir. Sanayi toplumunda yaygın bir biçimde varolan mal üretiminden hizmet üretiminin yaygın hale gelmesi en çarpıcı unsurlardan biridir. 

Sanayi sonrası toplumda belirginleşen ikinci önemli değişim toplumsal sınıflar­da gözlenen farklılaşmadır. Sanayi toplumlarında yarı vasıflı işçilerin, diğer bir ifa­deyle mavi yakalı işçilerin oranı fazlayken sanayi sonrası toplumda eğitim, idare, büro işlerinin artışıyla beyaz yakalı işçilerin sayısı hızla artmıştır (Bozkurt, 2005, s, 25). Sanayi sonrası toplumda insanların nerede çalıştıklarından ziyade ne tür işler yaptıkları mesleki işbölümü açısından önemli değişiklikleri beraberinde getirmiştir, Bell’in sanayi sonrası toplum argümanını geliştirdiği 1950’li yılların ortalarından iti­baren rakamlara göre Amerikan toplumunda beyaz yakalı çalışanların (profesyo­nel, yönetici, büro ve satış elemanı) sayısı mavi yakalı çalışanları (zanaatkâr, yarı vasıflı çalışanlar ve işçiler) geçmiştir (Bell, 1967, s, 28), Özetle, sanayi-sonrası top­lum yeni teknik seçkinler yaratarak toplumun sınıf yapısını yeniden biçimlendir­mektedir .

Bell, bilim ve teknoloji arasındaki değişen ilişkiyi yeniliklere bakarak görebile­ceğimizi belirtir, 19, ve 20, yüzyıllarda büyük keşiflerin ve bu keşiflere dayalı en­düstrilerin, yetenekli, ama bu keşiflerin altında yatan genel ilkelerle ilgilenmeyen düşünürler tarafından yapıldığını belirtmekdir, Çelik, elektrik, telgraf, telefon gibi pratik icatlardan örnekler vermekte, bu icatların altında yatan ilkelerin ve temel özelliklerin keşfedilmesinden sonra yeni pratik uygulamaların, büyük ölçüde dene­me yanılma yoluyla, ancak yıllar sonra gerçekleştirildiğini öne sürmektedir.

Bell, insanların gündelik yaşamlarını etkileyen istihdam, fabrikaların yeri, yeni ürün yatırımları, vergilerin dağıtılması, mesleki hareketlilik gibi konularda kararla­rı önce işadamlarının, sonra hükümetlerin verdiğini, bunun da önceliğin iş olduğu­nu gösterdiğini belirtir, Bu açıdan yeni toplumun baskın kurumlarının entelektüel kurumlar olması da “üretim ve iş ile ilgili kararların toplumdaki diğer güçlerden” doğacak ya da bu güçlere bağlı olacak olması, ekonominin dengesine ve büyüme­sine ilişkin hayati kararların yine hükümet tarafından verileceği, ancak hükümetle­rin bu kararları araştırma ve geliştirmeye yaptığı yatırımlara dayalı olarak vereceği, etkililik-maliyet analizlerinin, fayda-maliyet analizlerinin yapılacağı, yani kararların çok daha teknik bir nitelik kazanacağı anlamına gelmektedir, Bu çerçevede de eği­tim kurumlarının ve entelektüel kurumların yaygınlaşması ve yetenekli kişileri kendi bünyelerinde barındırması, toplum açısından önemli bir hedef haline gele­cek, bu kurumlar sosyal prestij ve sosyal statü kaynağı olacaktır (Bell, 1967, s, 30),

 Daniel Bell sanayi sonrası toplum kavramına ilişkin ilk toplu değerlendirmesi­ni yaptığı iki makalesinde (1967) o günün toplumsal koşullarında toplumun üre­tim yapısında, yönetim anlayışında, karar alma mekanizmalarında yaşanan deği­şimleri ve sonuçlarını açıklamaktadır, Bell analizi boyunca toplumsal yapı olarak tanımladığı tekno-ekonomik alanın post-endüstriyel olabileceğini iddia eder.

‘Post-endüstriyel toplum’ kavramı, merkezde teorik bilginin yer aldığı, yeni tek­nolojinin, ekonomik büyümenin ve toplumsal tabakalaşmanın bu teorik bilgi ek­seni etrafında örgütlendiği bir yapıdır (Bell, 1976, s,112), Bell, endüstriyel toplum ya da kapitalizm gibi post-endüstriyel toplumun da ancak kavramsal bir şema için­de anlamlı olduğunu, toplumsal örgütlenmenin yeni eksensel ilkesini tanımlayan ve giderek daha post-endütriyel hale gelen toplumların karşılaştıkları temel prob­lemleri betimleyen bir kavram olduğunu vurgular. 

  Waters’a göre Daniel Bell, Weber’in bürokratik yönetici sınıfına dair ideal tipin boyutlarında kullandığı metodolojiye öykünerek, ideal tip benzeri bir kurgu ile sa­nayi sonrası toplumu 5 açıdan değerlendirmektedir:

Bell yaşadığı toplumda deneyimlediği yeni teknolojik gelişmeler, işin yapısın­daki ve çalışanların kompozisyonundaki değişimleri gözlemledikçe kuramına yeni birtakım unsurları ekleyerek revize etme ihtiyacı hissetmiştir, Waters (1996), Bell’in Sanayi Sonrası Toplumun Gelişi kitabının sonraki baskılarında, sanayi sonrası top­luma ilişkin boyutların çeşitlendirildiğini bazılarından ise vazgeçildiğini söylemek­tedir.

Hizmet sektörünün birçok bileşeni bulunmaktadır, İlk olarak sanayi toplumun­da belli başlı kol emeğine dayalı gerçekleştirilen hizmet endüstrisinin, ulaşımın, iletişimin, kamu hizmetlerinin, toptan ve perakende dağıtımının genişlemesini var­sayar, İkinci olaraksa, beyaz-yakalı istihdamı; ekonomi, bankacılık ve finans sek­törlerinin düzenlenmesi ile büyür, Üçüncüsü, mal üretimi acil ihtiyaçlardan fazla olduğunda, bireysel gelir arttığında boş zaman hizmetleri (kişisel bakım, yeme-iç- me, boşzaman seyahati, eğlence, spor v,s) büyür, Dördüncü olarak, sağlık ve eği­timin birer hak olarak kavranışı yaygınlaşır, Beşinci olarak ise, toplumun karmaşık­laşan yapısı ve hakların artan siyasallaşması kamu hizmetleri sektörünün genişle­mesine neden olmaktadır (Waters, 1996, s, 112-113).

Sanayi Sonrası Toplumlarm Genel Karakteristikleri

Veysel Bozkurt (2010) sanayi sonrası topluma ilişkin belirgin özelliklerini Daniel Bell ve diğer sanayi sonrası toplum kuramcıları olan Alain Touraine ve Masuda’nın yaklaşımlarını da kapsayacak biçimde şu başlıklar altında değerlendirmiştir:

  1. Ekonomik yapıdaki dönüşüm
  2. Yükselen yeni sınıflar
  3. Bilginin artan rolü
  4. Enformasyon teknolojileri
  5. Sanayi sonrası toplumun diğer karakteristikleri
  1. Ekonomik yapıdaki dönüşümler: Ekonomik yapıdaki en belirgin dönü­şüm malların üretiminden hizmetlerin üretimine yönelik yaşanan değişimdir, “Bir ulus sanayileştikçe, iş gücünün büyük bir kısmı, ekonominin çiftçilik (farming) ve tarım (agriculture) sektöründen imalat (manifacturing) sektörüne kayar.
  2. Yükselen yeni sınıflar: Değişim yalnızca üretimin gerçekleştiği mekânlar­da değil, işin niteliğinde de gözlemlenmektedir, Sanayi sonrası toplumda yeni sı­nıflar ortaya çıkmıştır.
  3. Bilginin artan rolü: Sanayi sonrası toplumun yeni paradigması teorik bilgi­dir, Yeni ortaya çıkan toplumsal formasyonun örgütlenmesi bilgi ekseninde ger­çekleşmektedir, Sanayi sonrası toplumda bilgi stratejik bir önem kazanmıştır.
  4. Enformasyon teknolojileri: Enformasyon teknolojisi sanayi sonrası toplu­mun ortaya çıkışında etkili olan bir etmendir, Enformasyon teknolojilerinin bilimsel ve toplumsal olarak hayatlarımıza girişi toplumsal ilişkilerin, toplumsal rollerin değişiminde çok önemli role sahiptir.
  5. Sanayi sonrası toplumun diğer karakteristikleri: Teknolojinin ucuzlaya­rak kitlesel kullanımının yaygınlaşması “kitle üretimi ve haberleşmesinin çözülüşü­ne yol açarken, diğer taraftan da bireyin konumunun güçlenmesine yol açmıştır” (Bozkurt, 2010, s, 225).

Ritzer, daha önce ifade edildiği gibi (2003, s, 232) Bell’in endüstriyel - post-en- düstriyel toplumlar hakkında öne sürdükleri ile post-modernistlerin modern-post- modern toplumlar hakkında öne sürdükleri arasında birçok ortak nokta bulundu­ğunu belirtmekteydi, Ancak Ritzer (2003, s, 233) post-modern toplumu olumlu te­rimlerle tasvir etmeye çalışan çoğu post-modernistin aksine, Bell’in post-endüstri­yel toplumun, en azından bazı yönlerini, eleştirmekten geri kalmadığına dikkat çe­ker, Bell post-endüstriyel toplumun özellikle toplumsal yapısı ile kültürü arasında gördüğü kopukluğu eleştirir.

SANAYİ SONRASI TOPLUM TEORİSİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLER

Sanayileşme sonrası kavramı ‘sanayi toplumu’ ve sanayileşme sürecine dair sahip olduğumuz resmin tümünü yeniden düşünmeye zorluyor, Modern toplumların ta­rihinin yeni bir evreye veya yeni bir aşamaya girmekte olduğu iddiasında temelle­nen sanayileşme sonrası kavramı, bir başka ifadeyle, ‘sanayi toplumu’nun yerini ‘sanayileşme sonrası toplum’a bıraktığını iddia ediyor (Kumar, 1976, s, 441).

Bell sadece en tepedeki yapılarla ilgilenir, Yeni bilgiden, yeni bir yönetici elit­ten bahseder; toplumun bütün değer sisteminin değişip değişmediği meselesi ile ilgilenmez, Sanayileşme-sonrası toplum kavramını ciddiye almak için bu mesele­nin de ele alınması gerekir (Stearns, 1974, s, 16).

Bell’in ilgisi daha önce de söylediğimiz gibi en tepedeki yapıların dönüşümü­ne yönelik bir ilgi, İmalata dayalı üretimin yerini hizmete dayalı bir ekonominin al­dığı bu yeni ekonomik yapıda, Bell, mavi-yakalıların ekonomideki ağırlığı azalır­ken beyaz-yakalıların işgücü içindeki etkinliğinin belirgin bir biçimde arttığını id­dia etmekte, Eğitimli profesyonel ve teknisyen gruplardan oluşan (bilim adamala­rı, matematikçiler, ekonomistler, mühendisler, vb,) beyaz-yakalıların artan etkinli­ğine, sanayi-sonrası toplumun en temel özelliklerinden birinin eşlik ettiği söylene­bilir: teorik bilginin empirizme önceliği, Dolayısıyla, bu yeni toplumun merkezine Bell, üniversiteleri, araştırma örgütlerini ve deney merkezlerini yerleştirir, Bell’in önkestirime dayalı metodolojisi, bir yeni toplumu müjdelerken, tarihsel gerçeklik­leri ya ihmal etmekte ya da kendi iddialarını destekleyici bir biçimde kullanmakta­dır.

Sanayi sonrası toplum teorisine yöneltilen eleştirilerin odak noktası “sınıfsal eşitsizliğin kalıcılığı, sınıf çatışması, ekonomik kaynakların birkaç elde yoğunlaş­ması, beyaz yakalı şlerin vasıfsız niteliği ve tüm mesleklerde profesyonelleşme normunun sulandırılmasıdır” (Swingewood, 1998, s, 374).

Weber’in ideal tipleştirmesindekine benzer bir biçimde formüle ettiği sanayi sonrası toplum kavramını geliştirirken Daniel Bell, “geleceğin toplumu” portresi çi­zer (Slattery, 2007, s, 464).

Daniel Bell’in sanayi sonrası toplum teorisine en bariz eleştirilerden bir diğeri ise onun ekonomik ve endüstriyel analizine yönelik olarak yapılmıştır, Buna göre Krishan Kumar’m Sanayi Sonrası Toplumdan Post-modern Topluma-Çağdaş Dün­yanın Yeni Kuramları (2004) adlı çalışmasında sanayi sonrası toplumda Bell’in yeni hizmet sınıfı olarak gördüğü “insan hizmetleri” ve “profesyonel hizmetler” ala­nında istihdam edilen işçilerin sayısında kayda değer artış gözlemlense de aslında nitelik açısından betimsel düzeyde bu işçilerin “profesyonel” olarak adlandırıldığı­nı belirtmektedir.

Türkiye sanayi sonrası toplum tartışmalarının hem içerisinde hem de dışında yer alabilecek nitelikte bir toplumsal görünüme sahiptir. Zira Türkiye 20. yüzyı­la tam bir tarım toplumu olarak girmiş, Cumhuriyet’in kuruluşu ile sınırlı düzey­de sanayileşme gerçekleştirilebilmiş, sanayileşme ancak yüzyılın ikinci yarısın­dan sonra, özellikle kırdan kente göçün etkisiyle hız kazanabilmiştir.

Türkiye sanayi sonrası toplumun en tipik özelliklerinden biri olan geleneksel tarımsal ve sanayi üretimindeki istihdam edilen nüfus açısından anlamlı bir gelişim göstermiştir. Artık Türkiye’de uzun zamandır hizmet sektöründe istihdam edilen nüfus oranı tarımda ve sanayide istihdam edilenleri geride bırakmış görünmekte­dir.

Türkiye’de özellikle son 30 yılda hizmet sektöründe istihdam oranı artmış gö­rünse de, son zamanlarda üniversite mezunu beyaz yakalı işsizliğinin önemli bir so­run halinde geldiği görülmektedir. 

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat