Hizmette 10+ Yıl ve binlerce müşteri memnuniyeti... | %100 doğru kaynak | %100 memnuniyet | %100 mezuniyet | 0.332 350 23 47
0.541 350 23 42
SOS312U-TÜRK SOSYOLOGLARI
SOS312U-TÜRK SOSYOLOGLARI DERSİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ

1. ÜNİTE - ZİYA GÖKALP ve PRENS SABAHATTİN

ZİYA GÖKALP (1876 – 1924)

Görüşlerinin Biçimlenişi ve Sosyolog Anlayışı

Türkiye’de ilk sosyoloji bölümünü 1914 yılında Ziya Gökalp kurmuştur. Ziya Gökalp sosyolojik görüşlerin alt yapısını babası Tevfik Bey, amcası Hasip Bey, fen bilgisi hocası Yorgi Bey ve Naim Bey’den almıştır. Doğu ile batı arasında sentez yapmak, Batılaşırken Doğu kültürünü de tanımak, mevcut toplum özelliklerini ortaya çıkarmak, toplumsal yapının özellikleri, o özelliklerle uyumlu bir devrim yapılmasını, meşrutiyet fikrini benimseyecek ve savunacak çevrelerin oluşturulması gibi açılımlar sunan bu dört kişi, Ziya Gökalp’in düşünce dünyasını tamamen etkilemiştir.

Fransız devriminden sonra Batı’da oluşan modern ve kentli toplumun sorunlarını çözmek amacıyla 19.yy’da sosyoloji bilimi ortaya çıkmıştır. O dönemde Osmanlı toplumunda da yoğun sorunlar bulunmaktaydı. Batılı toplumların sorunu çözmek için kurulan sosyoloji Osmanlı toplumunun sorunlarına da çözüm üretmek ve Batılılaşma siyasetini savunmak için Türkiye’ye aktarılır. Türkiye’ye aktarılan sosyoloji Avrupa’daki eğilimleri temsil edecek ekoller şeklinde olmalıdır. Bu konuda en uygun de A. Comte ve E. Durkheim önderliğinde geliştirilen Sosyolojizm ekolüdür. Ziya Gökalp de sosyolojizm ekolüne dayalı sosyoloji anlayışını geliştirerek toplumu, devlet kurumlarını bu anlayış doğrultusunda şekillendirmeye çalışır.

Pozitivist ve determinist anlayışı üzerine oluşturulmuş sosyolojizm ekolünde toplumun birey üzerinde egemenliği vardır. toplumu egemen kılan, ona tanrısal, kutsallık yükleyen sosyolojim ekolü; sosyal dayanışma, toplumsal bilinç ve iş bölümü gibi kavramlarla bireyi toplum karşısında etkisiz hale getirmektedir. Sosyolojizmin Türkiye’deki temsilcisi olarak Ziya Gökalp bu görüşlere aynen katılır. Determinst ve pozitivis t bir sosyoloji anlayışı oluşturur. Ziya  Gökalp; toplumcu, dayanışmacı, ilerlemeci,milliyetçi, Batıcı ve laik bir sosyologtur. Bu özellikleri ile Batı tipi bir toplum mbodeli oluşturmak için uğraşır.

Ziya Gökalp’e göre toplumlar belli aşamalardan geçtikten sonra millet aşamasına ulaşmışlardır. Bu aşamalar aşireti kavim ve ümmettir. Ona göre bir toplumsal aşamadan bir üst aşamaya birden bire geçilmez. Bir başka aşamada uygarlığa ulaşma aşamasıdır. Burada da insanlığın vahşilik ve göçebelik aşamalarından geçtiğini söyler.

Ziya Gökalp sosyolojiyi evrensel ve milli sosyoloji olmak üzere ikiye ayırır:

Evrensel sosyoloji;Toplumların yapısını, işleyişini ortaya çıkaracak, toplumun ilerlemesine katkı sağlayacak her zaman geçerli yasalara ulaşmayı amaçlar.

Milli sosyoloji;Ulusların ortak özelliklerini, aynı kökenden gelen ulusların ortak geleneğe ne kadar uyduklarını, bir ulus içerisinde yer alan grupların uygarlık ve kültür düzeyleri, Türk toplumunun özellikleri ve kimliği üzerinde durur.

Ziya Gökalp Batıcılık, İslamcılık ve Ulusçuluk görüşlerini sentezleyen ilk sosyologdur. Toplumsal karşıtlıklar üzerinden görüşlerini sentezler. Bu karşıt kavramlar birbirini yok sayamaz, sıkı sıkıya bağlıdırlar. Ziya Gökalp’in amacı, Türkleşen, Müslümanlığı sürdüren ve Avrupalılaşan çağdaş bir Türk-İslam toplumu oluşturmak.

Milliyetçilik Anlayışı

* Ziya Gökalp Batıcı ve milliyetçi değerlerle biçimlenmiş bir toplumu sosyoloji ile oluşturmayı amaçlar.

* Ziya Gökalp’e göre kültür; bir toplumdaki din, dil, ahlak, hukuk, siyaset sanat, ekonomi, eğeitim gibi kurumların toplamıdır. Millet de bir kültür zümresidir.

* Ziya Gökalp ırkçılık karşıtı milliyetçilik anlayışını geliştirmiştir. Ona göre önemli olan bir insanın hangi kanı taşıdığı, ırka değil, hangi kültüre bağlı olduğudur.

* Ziya Gökalp’e göre millet; din, dil, ahlak ve estetik bakımdan ortak duygular taşıyan bireylerden oluşan kültürel bir topluluktur.

Kültür-Uygarlık Ayrımı

Ziya Gökalp’in kültür-uygarlık ayrımı Doğu-Batı ayrımına karşıtlık ürettiği açıklama biçimidir. Kültürü Doğudan, uygarlığı Batıdan alarak yeni bir sentezle kültürümüzü koruyarak Batı tipi bir toplum oluşturmak ister.

Kültür, ulusal, uygarlık uluslararasıdır. Kültür çevreye, uygarlık merkeze aittir. Kültür öznel nitelik taşıyan unsurlara, uygarlık nesnel nitelik taşıyan unsurlara aittir. Sanayileşmiş Batılı toplumlar uygarlık açısından, sanayileşmemiş Batı dışı toplumlar ise kültür açısından zengindir.

Ziya Gökalp kültürü oluşturan bileşenlerin uygarlığı da oluşturduğunu ikisinin ayrıştırılamayacağını kabul eder. Gökalp’e göre kültür uygarlığa mal edilmedikçe ulus tarafından kabul edilemez.

Halkçılık Anlayışı

Ziya Gökalp’e göre her toplum iki uygarlığa sahip. Birincisi resmi uygarlık, ikincisi halk uygarlığıdır. Ziya Gökalp milletin ruhunu halk, milletin bedenini hükümetin oluşturduğu düşünür. Gökalp’e göre halk saflığın, temizliğin bozulmamışlığın simgesidir. Ülkemizde kültür yalnız halktadır. Halktan kültür almak ve halka uygarlık götürmek aydının temel görevidir.

Dil ve Edebiyat Konusundaki Görüşleri

Ulusalcı bir dil ve edebiyat anlayışına sahiptir. Ulusallaşma sadece Türkçemizi yabancı dillerden uzakta tutmakla gerçekleşebilir. Yani Türk dilinin mutlaka sadeleştirilmesi,  herkesin anlayacağı bir dil olması gerekir. Dilin sadeleştirilmesi için ve ulusallaştırılması için İstanbul’da konuşulan Türk ağzını esas almak gerekir. Gökalp İstanbul ağzının milli dil sayılması gerektiğini ve Türk ulusu açısından yararlı olacağını belirtir. Gökalp’in temel amacı halkla aydın Türk toplumu ile İslam toplumları arasındaki dilsel uzlaşmayı durdurmak ve yakınlaşmaktır.

Din Sosyolojisi Üzerine Düşünceleri

Ziya Gökalp toplumsal bir kurum olarak dine büyük önem vermiştir ve eğitim açısından dinin yararlı bir kurum olduğunu düşünür. Dinin ahlak sanat, dil gibi toplumun tinsel ihtiyaçlarını da karşıladığını düşünür. Gökalp’e göre dinsel ibadetlerin dilini Türkçeleştirmek ve dinsel mekanları yeniden düzenlemek gerekir.

Eğitim Sosyolojisi

Ziya Gökalp okullarda milli kültür değil uluslararası uygarlık verilmesi gerektiğini düşünür. Ona göre tek bir eğitim sistemi olmalıdır. Ziya Gökalp milliyetçi bir eğitim anlayışını esas alır. Bireyin kültüre uyumunu öğretimle olduğunu belirtir. Temel amacı ulusal bir içeriğe sahip eğitim politikası üretmektir.

Ekonomi Sosyolojisi

Ziya Gökalp sosyalizme karşı çıkmıştır. Devletçiliği, dayanışmacılığı halkçılığı esas almıştır. Uyumlu ve düzen içerisinde ilerleyen toplumlardan yanadır. Sınıfsal dayanışma yerine mesleki dayanışmayı esas almıştır. Herhangi bir ulusta hükümet ekonomik sınıflara dayanırsa o kadar güçlü olur. Gökalp’e göre ekonomi de bağımsız olunmadan, siyasal bağımsızlık olmaz.

Batılılaşma Açısından Eski Türklerin Önemi ve Kadın Hakları

Ziya Gökalp ulusal bir toplum oluşturmak için kadın haklarına önem verir. bu anlayışını uygulamaya geçirmek için eski Türklerdeki kadınların sahip oldukları haklara dikkat çeker. Günümüzün ileri toplumlarında bulunan özelliklerin eski Türklerde de bulunduğunu belirtir.

Sosyolojiye Katkıları

  1. Sosyolojinin bilim olarak ülkemize yerleşmesini sağlamıştır.
  2. Sosyolojiyi üniversiteye taşımış, araştırma enstitüsü kurmuş, süreli yayın çıkararak sosyolojinin ülkemizde gelişmesini sağlamıştır.
  3. Sosyolojizm ekolünü uzun yıllar egemen kılmıştır.
  4. Yetiştirdiği, teşvik ettiği bilim insanları, onun eğilimleri doğrultusunda sosyal bilimler alanını üniversitede faal hale getirmişlerdir.
  5. İmparatorluktan cumhuriyetçiliğe, çok uluslu yapıdan tek uluslu yapıya, ümmet anlayışından millet anlayışına geçiş sürelerini teşvik eden görüşler üretmiştir.

PRENS SABAHATTİN’İN SOSYOLOJİK GÖRÜŞLERİ

ScienceSociale Ekolü

ScienceSociale ekolünü yaratan gözlem yöntemidir. Prens Sabahattin toplumsal sorunların gözlem yöntemiyle çözüleceğini söyler. Bu ekol ülkenin siyasal-toplumsal düzeni Batı dünyasına benzetmeye çalışan düşünceleri içerir.

Toplumsal Değişme Anlayışı

Prens Sabahattin sorunların kaynağını toplumsal yapıda görmekte ve bu yapıyı değiştirmeyi hedefler. Türkiye’nin eğitim ve yönetim iki temel sorunu olduğunu söyler. Yönetim konusunun çözümü ülkenin idari yapısının merkeziyetçi yapıdan adam merkeziyetçi yapıya geçirilmesiyle olur. Yönetimle birlikte eğitim anlayışının da değiştirilmesi gerekir. Eğitim konusunun çözümü Anglo-Sakson eğitim yöntemlerinin kullanılmasıyla olur. Bu iki alanda bütüncü yapıdan bireyci yapıya doğru gerçekleştirilecek çalışmalar, toplumsal yapıyı değiştirecek ve Türkiye’nin kurtuluşu gerçekleşecektir.

Ademimerkeziyetçi Yönetim Anlayışı

Bireyci toplumlarda ihtiyaçlardan doğan ve halkın kendi kendini idare etmesi sonucunda ulaşan idare tarzına, ademimerkeziyetçi yönetim denir. Türkiye’nin idari anlamda belirli bölgelere ayrılmasıdır. Sabahattin bu anlayışı ekonomiyi, eğitimi, altyapı hizmetlerini kapsar.

Eğitim Konusundaki Görüşleri

Eğitim alanında reformlar yapıp halkı aydınlatırsak, gelecek kuşakların aydın kuşaklardan oluşacağını söyler. Okullarda geçerli olan teorik ağırlıklı bilgilerin değiştirilmesi, onlara gerçek hayatta kullanacakları bilgilerin verilmesini gerektiğini söyler. Bireyleri girişimci toplum yapısının istemlerini karşılayacak özelliklere sahip yurttaşlar haline getirmenin yolu onları ademimerkeziyetçi ve uygulamalı eğitim anlayışına göre yetiştirmektir.

Anglo-Sakson eğitimi ile amaç yetişmiş ailelerden, çiftlik gibi kuruluşlardan yararlanmak ve bu aşamalardan geçen öğrencileri tarımsal alanlarda girişimci faaliyetlere teşvik etmektir.

Ekonomik Konulara İlişkin Görüşleri

Prens Sasbahattin, sınıflı toplumsal yapı, özel yatırımların ve burjuva sınıfının teşviki, ademimerkeziyetçi bir ekonomi anlayışı yanında özel mülkiyete dayalı çiftliklere, malikânelere dayalı, tarım işletmelerini temel alan liberal ekonomi anlayışının savunucusudur. Ülkenin kalkınması için de kadınların da bireyci eğitim geçirilerek üretim hayatına katılmalarını kalkınma açısından zorunlu olduğunu belirtir.

Din Sosyolojisi Üzerine Görüşleri

Dini anlamda bireyci ve bütüncü yapıya değinir. Dinin topluma olumlu veya olumsuz yansıması toplumsal özelliklere bağlıdır. Dinin toplumsal yapı ile bağıntısını görmek için aynı dinin farklı toplumlardaki uygulamalarına bakmak gerekir. Örneğin;  Protestanlık bütüncü toplumlarda baskıcı, bireyci toplumlarda özgürlükçüdür.

Türk Sosyolojisine Katkıları

Sabahattin ScienceSociale ekolü, yöntem anlayışı ve özellikle siyasal görüşleriyle sosyolojiye katkı sağlamıştır. Sosyolojik görüşleri Türkiye’de bir çok devamcı bulmuştur. Prens Sabahattin’in görüşleri Mehmet Ali Şevki Sevündük tarafından ilk defa uygulamalı sosyoloji çalışmalarına taşınmıştır. 

AÖF Ücretsiz Ders Özeti Paylaşımları
1
ATA AÖF - KURTARMA ARAÇLARI EĞİTMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
2
ATA AÖF - AFETLERDE RİSK VE KRİZ YÖNETİMİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
3
ATA AÖF -MESLEK HASTALIKLARI 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
4
ATA AÖF - BİREYLERLE SOSYAL HİZMET 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
5
ATA AÖF - ETİKETLEME VE İŞARETLEME 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
6
ATA AÖF - YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİ 1. ÜNİTE DERS ÖZETİ
# TÜM ÖZETLERİ LİSTELE
Siz de hemen Ders Özeti sipariş verin, derslerinize kolayca çalışarak mezun olun.

Anadolu Üniversitesi Özet

Atatürk Üniversitesi Özet

Etiketler: ata aöf - ata aöf çıkmış sorular - ata aöf ders özeti - burhan kankaya - burhan kankaya ders özeti


Bu yazı 21.03.2017 tarihinden itibaren 1 kez okundu.




AÖF Çıkmış Sorular (Anadolu Ünv.) AÖF Çıkmış Sorular (Atatürk Ünv.) AÖF Ders Özetleri AÖF Deneme Sınavları AÖF Ders Kitapları Açık Lise Çıkmış Sorular
İletişim Bilgileri Firmamız Hakkında Sipariş ve Kargo Takibi Mesafeli Satış Sözleşmesi Garanti ve İade Şartları Gizlilik Sözleşmesi Ödeme ve Teslimat